- Bu konu 34 yanıt içerir, 8 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
21 Haziran 2011: 16:50 #793685
Anonim
@kırımlı 254936 wrote:
Hz.Muhammed e inanıyormusunuz.
Evet ınanıyorum , neden sordunuz . İmanımı mı sorguluyosunuz yoksa paylaşımlarımız imansızlığımızı mı ima ediyor..
21 Haziran 2011: 16:52 #793686Anonim
@kırımlı 254938 wrote:
Çok teşekkür ederim ikazınıza zira yazım kurallarına uygun yazmaya çok önem verir,dikkat ederim.Ancak bu kuralı,demek ki tam bilmediğim için ayrımı,bitişikmi yazılır kararsız kalmıştım.Allah razı olsun.Sağolun.
amin ecmain kardeşim ama yine yanlış yazmışsınız .mı mi ler de ayrı yazılır 🙂
yanlış anlamayın ortam renklensın dıye yazıyorum yoksa sıze bırsey ögretmek haddim degil ,selametle kardeşim21 Haziran 2011: 17:32 #793688Anonim
Aşk olsun Muhterem öyle değil tabiki.Sadece bir şeylere dikkat çekmek için böyle sordum.
Benim anlamadığım şeyler var mesela onlardan biri,Efendimiz Hz. Muhammed Kızı Fatma’ya kendisinin peygamber olmasının kendilerini kurtarmayacağı,ahirette kendisinin onlara bir faydasının olmayacağını söylerken.Hz.Pir in yada başka şeyhlerin insanları kendilerine bağlanmaları sonucunda cehennemden kurtaracakları iddiaları ve bu menkıbelerde geçen neredeyse peygamberleri bile geçen kerametler ve mucizeler,Kuran ve hadislere bakıldığında nasıl değerlendirilmelidir?
21 Haziran 2011: 17:41 #793689Anonim
@eynelheyat 254942 wrote:
amin ecmain kardeşim ama yine yanlış yazmışsınız .mı mi ler de ayrı yazılır 🙂
yanlış anlamayın ortam renklensın dıye yazıyorum yoksa sıze bırsey ögretmek haddim degil ,selametle kardeşimO “bitişikmi” deki mi yi kendi kendime ironi olsun,siz beni tekrar uyarın ve ortam dahada renklensin diye bilerek yazdım.:003:
21 Haziran 2011: 18:13 #793690Anonim
@kırımlı 254944 wrote:
bu menkıbelerde geçen neredeyse peygamberleri bile geçen kerametler ve mucizeler,Kuran ve hadislere bakıldığında nasıl değerlendirilmelidir?
Evliyalarda keramet olur, mu’cize ise peygamberlere verilir.
Menkıbelerde tam olarak bahsettiğiniz kısım neresi öğrenebilir miyiz kırımlı kardeşim ?
21 Haziran 2011: 18:41 #768939Anonim
@HuSeYni 254949 wrote:
Evliyalarda keramet olur, mu’cize ise peygamberlere verilir.
Menkıbelerde tam olarak bahsettiğiniz kısım neresi öğrenebilir miyiz kırımlı kardeşim ?
Bu konudaki 1,4,5,6,7 numaralı gönderilerdeki menkıbeler.İsterseniz bu menkıbeleri tek tek inceleyebiliriz.
21 Haziran 2011: 19:00 #768938Anonim
@kırımlı 254950 wrote:
Bu konudaki 1,4,5,6,7 numaralı gönderilerdeki menkıbeler.İsterseniz bu menkıbeleri tek tek inceleyebiliriz.
4,5,6 ve 7 nolu menkıbeler içinde keramet olan ve bilinen türden menkıbelerdir. Onlarda herhangi bir anormallik göremedim. Yalnız 1 nolu menkıbe araştırılmaya değer bence de. Bazı kerametler evliyanın şahsına münhasırdır. Umuma açıklanması uygun olmayan kerametler vardır. Risale-i Nurlarda bu konu hakkında bahisler vardı. İnşallah bulursam buraya da eklerim. Yani bu menkıbe eğer ki sağlam bir kaynak ve doğru ise, umumun bilmesine gerek olmayan menkıbelerden olabilir. Bir de zamanın ve şartların değişmesiyle tarzlarda da değişiklikler oluyor. Mevlana Hazretleri zamanında böyle şeyler rağbet görüyor olsa bile (ki teslimiyet var), şu zamanda fitnelerle dolu beyinlerin, imanı tam oturmamış insanların böyle menkıbelere inanması herhalde zor olsa gerek. Risale-i Nur’dan kısacık bir yer paylaşayım. Ne demek istediğimiz anlaşılmış olur bir ihtimal.
“Mûsâ Bekûf ise, ziyade teceddüde taraftar ve asrîliğe mümâşâtkâr efkârıyla çok yanlış gidiyor. Bazı hakaik-i İslâmiyeyi yanlış tevillerle tahrif ediyor. Ebu’l-Âlâ-yı Maarrî gibi merdut bir adamı muhakkikînlerin fevkinde tuttuğundan ve kendi efkârına uygun gelen Muhyiddin’in Ehl-i Sünnete muhalefet eden meselelerine ziyade taraftarlığından, ziyade ifrat ediyor.
قَالَ مُحْىِ الدِّينِ: تُحْرَمُ مُطَالَعَةُ كُتُبِنَا عَلٰى مَنْ لَيْسَ مِنَّا
Yani,”Bizden olmayan ve makamımızı bilmeyen, kitaplarımızı okumasın, zarar görür.” Evet, bu zamanda Muhyiddin’in kitapları, hususan vahdetü’l-vücuda dair meselelerini okumak zararlıdır.”
Said Nursî
Yirmi Sekizinci Lem’a
21 Haziran 2011: 19:04 #768932Anonim
Hatta bu mektubun hemen gerisindeki paragrafta da şu şekilde geçiyor. Bu da konuyla ilgili ders mahiyetinde olabilir.
“Mustafa Sabri ile Mûsâ Bekûf’un efkârlarını muvazene etmek için vaktim müsait değildir. Yalnız bu kadar derim ki:Birisi ifrat etmiş, diğeri tefrit ediyor. Mustafa Sabri gerçi müdafaatında Mûsâ Bekûf’a nisbeten haklıdır; fakat Muhyiddin gibi ulûm-u İslâmiyenin bir mucizesi bulunan bir zâtı tezyifte haksızdır.
Evet, Muhyiddin, kendisi hâdî ve makbuldür. Fakat her kitabında mühdî ve mürşid olamıyor. Hakaikte çok zaman mizansız gittiğinden, kavâid-i Ehl-i Sünnete muhalefet ediyor ve bazı kelâmları zâhirî dalâlet ifade ediyor. Fakat kendisi dalâletten müberrâdır. Bazan kelâm küfür görünür, fakat sahibi kâfir olamaz. Mustafa Sabri bu noktaları nazara almamış, kavâid-i Ehl-i Sünnete taassup cihetiyle bazı noktalarda tefrit etmiş.”
22 Haziran 2011: 16:45 #793741Anonim
Allah razı olsun Hüseyin kardeşim.
Madem ki 1. menkıbeyi araştırmaya değer gördün.Bende 1. menkıbeden başlıyorum.Diğer menkıbeleri sen veya başka arkadaşlar üzerinde konuşalım derlerse devam ederiz.
İlk öncelikle şunu belirtelim Hz. Pir in hayatında bu menkıbeyi rivayet eden Şemsettin Attar isminde kimse yoktur.
Bu menkibe Hz. Pir in Sipehsalar Risalesinde geçer.Ancak risalede geçen bu menkibe değildir.Doğrusu Aşşağıdadır.Hızır
Hazreti Mevlânâ ilk zamanlarında vaaz ederlerdi. Bir kere vaaz ederken Musa (a.s.) ile Hızır (a.s.) hikâyesini anlatıp yorumluyordu. Cemaatin içinde Molla Şemseddin adında bir mürid mescidin bir köşesinde oturuyordu. Onun gözüne bir ara bir köşedeki bir adam ilişti; devamlı başını sallıyor ve;
– Doğru söylüyorsun, güzel anlatıyorsun, sanki biz olmuşsun! diyordu.
Şemseddin onun Hızır (a.s.) olduğunu anladı, yardım istemek için eteğine sarıldı. Ama o eteğini çekip gözden kayboldu
Yani yukarıdaki gerçek olan hikayeden de anlaşılacağı gibi bu hikaye tam bir “şeyh uçmaz mürid uçurur” hadisesidir.Dahası Hızır meselesidir.Hızır ölümsüz olduğuna inanılan bir insandır.Hz.Musa ile yolculuk yapan kişinin Hızır olduğu şeklinde tefsirler vardır.Ancak Kuran ı Kerim de O kişinin Hızır olduğuna dair herhangi bir ayet yoktur.
Kehf Suresinin 65 ve 66. ayetlerinde Hz.Musa nın yanındaki kişiden şöyle bahseder.
65- Derken kullarımızdan bir kul buldular ki, Biz ona katımızdan bir rahmet vermiş ve tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.
66- Musa ona: “Doğru yol konusundaki sana öğretilenden bana da öğretmen şartıyla sana tâbi olabilir miyim?” dedi.Bu ayetlerden bu kişinin de bir peygamber olabileceği anlaşılabilir.Ancak tüm bu menkıbe ve hikayelerde geçtiği özelliklerle birlikte Hızır olduğuna dair kesin bir ayet yoktur.
Ayrıca Rabbimiz Kuran ı Kerim de Enbiya Suresi 34. ayette ” Biz, senden önce de hiçbir beşere ebedîlik vermedik…”Buyurmaktadır.Bu ayettende anlaşılacağı gibi ölümsüz hiç bir kimse olmamış ve olmayacaktır.
Bu menkıbe hakkında daha çok anlatılacak şey var ancak şimdilik yukarıdakilerle yetiniyorum.İstersen devam edebiliriz.
22 Haziran 2011: 17:07 #793744Anonim
Kırımlı kardeş menkıbenın aynısını Mevlananın Hayatı | Konya Bilgi ve Haber Sitesi burda da bulabılırsınız .Ekledıklerımın Hz. Pir in Sipehsalar Risalesinden olduğunu da söylemış değilim.
Söyledıklerınız de haklı da olabılırsınız .Ama bence okuduğunuz herşey de yanlış aramak yerıne nasıhat almaya bakın . Zira nasıhata muhtacız .22 Haziran 2011: 17:50 #793745Anonim
@Hüdâ 255064 wrote:
Kırımlı kardeş menkıbenın aynısını Mevlananın Hayatı | Konya Bilgi ve Haber Sitesi burda da bulabılırsınız .Ekledıklerımın Hz. Pir in Sipehsalar Risalesinden olduğunu da söylemış değilim.
Söyledıklerınız de haklı da olabılırsınız .Ama bence okuduğunuz herşey de yanlış aramak yerıne nasıhat almaya bakın . Zira nasıhata muhtacız .Sevgili Hüda Kardeşim
Bu yayınladığın menkıbelerin aynılarını pekçok sitede bulmak mümkün.Çünkü kimse bilginin doğru olup olmadığını araştırmadan Mevlana adına ne varsa kopyala yapıştır yaparak her yerde yayınlıyor.Böylece internette bilgi kirliliği hergün artıyor.Bu menkıbenin Sipehsalar risalesinde geçtiğini ben söyledim bunun farkındayım siz bunu biliyormuydunuz bilmiyorum.İnşallah menkıbenin doğru haliyle bularak burada yayınlamamdan memnun olmuşsunuzdur.
Okuduğum herşeyde yanlış aramıyorum.Doğru bilgiyi arıyorum.İnanın doğru bilgiyi aramak kadar güzel bir şey yoktur.Mesela Hz. İbrahim kendi devrindeki inanışların doğru olup olmadığını araştırmasaydı.Tevhid inancına erebilirmiydi.Evet Allah ın istemesiyle herşey olur o da olurdu ancak Allah onun araştırmasını ve doğruya kendisinin ulaşmasını sağladı.Bununla beraber hepimizin bildiği ayetlerde Rabbimiz pekçok kereler bizlere “hiç akletmezmisiniz” der.İşte onun için her okuduğumuza her duyduğumuza hemen inanmadan Kuran süzgecinden geçirmeye mecburuz.Çünkü “hiç akletmezmisiniz” ayetlerinin bizatihi,birebir muhatabı biziz,kendimiziz.
Sözlerimi şahsınıza bir tenkit olarak almayın lütfen amacım sadece neye,neden,nasıl inanıyoruz bunların üzerinde fikir alışverişverişi yapmaktır.Allah a emanet olun.
22 Haziran 2011: 18:03 #793747Anonim
allahrazı olsun…
22 Haziran 2011: 18:34 #793750Anonim
@kırımlı 255060 wrote:
Allah razı olsun Hüseyin kardeşim.
Ayrıca Rabbimiz Kuran ı Kerim de Enbiya Suresi 34. ayette ” Biz, senden önce de hiçbir beşere ebedîlik vermedik…”Buyurmaktadır.Bu ayettende anlaşılacağı gibi ölümsüz hiç bir kimse olmamış ve olmayacaktır.
Bu menkıbe hakkında daha çok anlatılacak şey var ancak şimdilik yukarıdakilerle yetiniyorum.İstersen devam edebiliriz.
Amin, ecmain.
“BİRİNCİ SUAL: Hazret-i Hızır Aleyhisselâm hayatta mıdır? Hayatta ise, niçin bazı mühim ulema hayatını kabul etmiyorlar?
Elcevap: Hayattadır. Fakat merâtib-i hayat beştir. O, ikinci mertebededir. Bu sebepten, bazı ulema hayatında şüphe etmişler.
Birinci tabaka-i hayat: Bizim hayatımızdır ki, çok kayıtlarla mukayyettir.
İkinci tabaka-i hayat: Hazret-i Hızır ve İlyas Aleyhimesselâmın hayatlarıdır ki, bir derece serbesttir. Yani, bir vakitte pek çok yerlerde bulunabilirler. Bizim gibi beşeriyet levazımatıyla daimî mukayyet değillerdir. Bazan, istedikleri vakit bizim gibi yerler, içerler; fakat bizim gibi mecbur değillerdir. Tevatür derecesinde, ehl-i şuhud ve keşif olan evliyanın Hazret-i Hızır ile maceraları, bu tabaka-i hayatı tenvir ve ispat eder. Hattâ makamat-ı velâyette bir makam vardır ki, “makam-ı Hızır” tabir edilir. O makama gelen bir velî, Hızır’dan ders alır ve Hızır ile görüşür. Fakat bazan o makam sahibi, yanlış olarak ayn-ı Hızır telâkki olunur.
Üçüncü tabaka-i hayat: Hazret-i İdris ve İsâ Aleyhimesselâmın tabaka-i hayatlarıdır ki, beşeriyet levazımatından tecerrüdle, melek hayatı gibi bir hayata girerek nuranî bir letâfet kesb eder.
Âdetâ beden-i misalî letâfetinde ve cesed-i necmî nuraniyetinde olan cism-i dünyevîleriyle semâvâtta bulunurlar. “Âhirzamanda Hazret-i İsâ Aleyhisselâm gelecek, şeriat-ı Muhammediye (a.s.m.) ile amel edecek”1 meâlindeki hadîsin sırrı şudur ki:
Âhirzamanda, felsefe-i tabiiyenin verdiği cereyan-ı küfrîye ve inkâr-ı ulûhiyete karşı, İsevîlik dini tasaffi ederek ve hurafattan tecerrüd edip İslâmiyete inkılâp edeceği bir sırada, nasıl ki İsevîlik şahs-ı mânevîsi, vahy-i semâvî kılıcıyla o müthiş dinsizliğin şahs-ı mânevîsini öldürür.
Öyle de, Hazret-i İsâ Aleyhisselâm, İsevîlik şahs-ı mânevîsini temsil ederek, dinsizliğin şahs-ı mânevîsini temsil eden Deccalı öldürür; yani, inkâr-ı ulûhiyet fikrini öldürecek.
Dördüncü tabaka-i hayat: Şüheda hayatıdır. Nass-ı Kur’ân’la, şühedanın, ehl i kuburun fevkinde bir tabaka-i hayatları vardır. Evet, şüheda, hayat-ı dünyevîlerini tarik-i hakta feda ettikleri için, Cenâb-ı Hak, kemâl-i kereminden, onlara hayat-ı dünyeviyeye benzer, fakat kedersiz, zahmetsiz bir hayatı âlem-i berzahta onlara ihsan eder. Onlar kendilerini ölmüş bilmiyorlar.
Yalnız kendilerinin daha iyi bir âleme gittiklerini biliyorlar, kemâl-i saadetle mütelezziz oluyorlar, ölümdeki firak acılığını hissetmiyorlar.2 Ehl-i kuburun çendan ruhları bâkidir; fakat kendilerini ölmüş biliyorlar. Berzahta aldıkları lezzet ve saadet, şühedanın lezzetine yetişmez.
Nasıl ki, iki adam bir rüyada cennet gibi bir güzel saraya girerler. Birisi rüyada olduğunu bilir; aldığı keyif ve lezzet pek noksandır. “Ben uyansam şu lezzet kaçacak” diye düşünür. Diğeri rüyada olduğunu bilmiyor; hakikî lezzet ile hakikî saadete mazhar olur.
İşte, âlem-i berzahtaki emvat ve şühedanın hayat-ı berzahiyeden istifadeleri öyle farklıdır. Hadsiz vakıatla ve rivayatla, şühedanın bu tarz-ı hayata mazhariyetleri ve kendilerini sağ bildikleri sabit ve kat’îdir.
Hattâ, Seyyidü’ş-Şüheda olan Hazret-i Hamza Radıyallahu Anh, mükerrer vakıatla, kendine iltica eden adamları muhafaza etmesi ve dünyevî işlerini görmesi ve gördürmesi gibi çok vakıatla, bu tabaka-i hayat tenvir ve ispat edilmiş.
Hattâ, ben kendim, Ubeyd isminde bir yeğenim ve talebem vardı. Benim yanımda ve benim yerime şehid olduktan sonra, üç aylık mesafede esarette bulunduğum zaman, mahall-i defnini bilmediğim halde, bence bir rüya-yı sadıkada, tahte’l-arz bir menzil suretindeki kabrine girmişim. Onu şüheda tabaka-i hayatında gördüm.
O beni ölmüş biliyormuş; benim için çok ağladığını söyledi. Kendisini hayatta biliyor. Fakat Rus’un istilâsından çekindiği için, yeraltında kendine güzel bir menzil yapmış. İşte bu cüz’î rüya, bazı şerâit ve emâratla, geçen hakikate bana şuhud derecesinde bir kanaat vermiştir.
Beşinci tabaka-i hayat: Ehl-i kuburun hayat-ı ruhanîleridir. Evet, mevt, tebdil-i mekândır, ıtlak-ı ruhtur, vazifeden terhistir; idam ve adem ve fenâ değildir. Hadsiz vakıatla ervâh-ı evliyanın temessülleri ve ehl-i keşfe tezahürleri ve sair ehl-i kuburun yakazaten ve menâmen bizlerle münasebetleri ve vakıa mutabık olarak bizlere ihbaratları gibi çok delâil, o tabaka-i hayatı tenvir ve ispat eder. Zaten bekà-i ruha dair Yirmi Dokuzuncu Söz, bu tabaka-i hayatı delâil-i kat’iye ile ispat etmiştir.”
Birinci Mektup
23 Haziran 2011: 11:49 #793783Anonim
Estağfurullah doğrusunu bulup yayınlamanızdan tabıkı memnunluk duyarım ve risalenın devamını da yayımlamanızı beklerız .
düşüncelerınızde haklısınız kardeşim . Sizde Allaha emanet olun .24 Haziran 2011: 17:19 #793825Anonim
Teşekkürler Hüseyin Kardeşim Said Nursinin bu konudaki görüşlerini yayınladığın için.Demek ki Hızır ın varlığı üzerinde alimlerin bir ittifakı yok tartışmalı bir konu.Said Nursi nin gerkçelerinin olduğu bir yazı yada beyanı varmı bildiğin?
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.