- Bu konu 9 yanıt içerir, 7 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
4 Mayıs 2007: 14:38 #643651
Anonim
hz.muaviyenin fazileti…
Bir gün gelir, Muaviye devlet başkanı olur) buyurdu. (Deylemi)(Ya Rabbi, onu [Muaviye’yi] hâdi ve muhdi eyle) [Tirmizi] (Yani, Onu doğru yola ulaştır ve doğru yola ulaştırıcı eyle!)
(Ya Rabbi, ona [Muaviye’ye] kitap öğret, ülkelere sahip et ve azaptan koru.) [İ.Ahmed, Taberani, Ebu Nuaym, Ebu Ya’la, İ.Asakir]
(Bir gün gelir, Muaviye devlet başkanı olur) buyurdu. (Deylemi)
(Ya Rabbi, onu [Muaviye’yi] hâdi ve muhdi eyle) [Tirmizi] (Yani, Onu doğru yola ulaştır ve doğru yola ulaştırıcı eyle!)
(Ya Rabbi, ona [Muaviye’ye] kitap öğret, ülkelere sahip et ve azaptan koru.) [İ.Ahmed, Taberani, Ebu Nuaym, Ebu Ya’la, İ.Asakir]
Hadis imamlarından İbni Asakir bildiriyor ki:
Resulullah, Muaviye’ye, (Benden sonra, ümmetimin üzerine hakim olursun. O zaman, iyilere iyilik et, kötüleri de affet!) buyurdu.Hz. Ali, (Muaviye, hiç mağlup olmaz) hadis-i şerifini hatırlasaydım, Muaviye ile savaşmazdım buyurdu. İmam-ı Beyheki de diyor ki: Hz. Ali buyurdu ki, Resulullahtan işittim, (Ümmetimden bazıları, Eshabımı kötüleyecekler. Bunlar, Müslümanlıktan ayrılacaklardır) buyurdu. (Mevahib-i ledünniyye)
İmam-ı a’zam hazretleri, (Eshab-ı kiramın hepsini hayırla anarız) buyurdu. İmam-ı Şafii ve Ömer bin Abdülaziz de, Eshab-ı kiram arasındaki savaşlar hakkında (ALLAHü teâlâ, ellerimizi, bu kanlara bulaşmaktan koruduğu gibi, biz de, dilimizi tutup, bulaştırmayalım!) buyurdu. (M.Rabbani c.2, m.96)
İmam-ı Gazali hazretleri de (Dinimizi bize ulaştıran Eshab-ı kiramdır. Onlardan birini kötülemek, dini yıkmak olur) buyurdu. İbni Hacer-i Mekki hazretleri buyuruyor ki: Abdullah ibni Abbas buyuruyor ki: Cebrail aleyhisselam Peygamber efendimize geldi (Ya ResulALLAH! Muaviye’yi sana tavsiye ederim. Kur’an-ı kerimi yazdırmakta ona emniyet et, güven) dedi. Yine aynı sayfada yazıyor ki, Resul-i ekrem, bir gün mübarek zevcesi Ümm-i Habibe’nin odasına geldi. O esnada Hz. Muaviye başını, kız kardeşi Ümm-i Habibe’nin kucağına koymuş uyuyordu. Resul-i ekrem bu hâli görünce, (Ya Habibe! Kardeşini bu kadar çok mu seviyorsun?) buyurdu. O da evet deyince, Peygamberimiz S.A.V buyurdu ki, (Onu ALLAH ve Resulü de seviyor.) [Tathir-ül-cenân s. 27]
Hz. Ali, Hz. Muaviye ve arkadaşları için, “Onlar bizim kardeşimizdir, fasık ve kâfir değildirler” buyurdu. (Şerh-i Mekasıd)
4 Haziran 2007: 08:02 #708367Anonim
Bu hadislere birde diğerleri inansalar. Muaviye (r.a) hakkında beddua etmezlerdi. Şam’da bulunan on iki imam türbesini ziyaret ettiğimde sarıklı cübbeli biri ağıt yakıyordu, farsça söylenen bu ağıtı manasını bize tercumanlık yapan kardeşe sorduğumda, hz muaviye (r.a) ve hz osmana (r.a) beddua ettigini öğrenince şok oldum. Rabbim onları ıslah etsin inş.
13 Ağustos 2009: 18:57 #753041Anonim
Eğer bu yazacaklarımı beğenmezseniz silebilirsiniz ama ben Muaviye’ye olan bu hayranlığı anlamıyorum. Onun sahabe olması onun ve soyundan gelen Yezid’in yaptığı bütün kötülükleri örtmek için yeterli midir? Üstelik bu sahabe İslam dininin en büyük dört sahabesinden birine kılıç çekiyor ve onun soyuna da düşman oluyor. Üstelik bu hadisleri okuduğum zaman, çok kesin çizgilerle Muaviye’nin övüldüğü ve sanki gelecekdeki halinden haberdarmış gibi, onu şimdiden korumaya alalım düşüncesiyle yazılmış gibi bir izlenim bırakıyor bende.. Dolayısıyla bu hadislerin sağlamlığından şüphe ediyorum.
14 Ağustos 2009: 09:05 #753087Anonim
NİÇÜN KARDEŞ bazen sorular cevap cevaplar soru barındırır koynunda.fatih sultan mehmeti sever sayarsın eminim.ama o ferman yayınlamış fetva almıştı.mukaddes vatan hakimiyeti için şehzadeler öldürülebilir diye.küçücük şehzadenin suçu nedir acep?dalarsan çıkamazsın.bazen kötü gözüken şey hayır hayır gözüken şey şerdir.atatürkü seversi elbet.peki ya istiklal mahkemeleri?olayların zaman ve koşullarına göre değerelendirmek tarihin olmassa olmazıdır.ben de pek tanımam muaviyeyi,çok dasempatim yoktur bilmedğimden.ama hayır duası etmiyosam.en azından beddua etmem.varsa bir yanlışı,şuan sorguda zaten kabirde.veriyodur kuruş kuruş hesabını
14 Ağustos 2009: 09:30 #753089Anonim
@Niçün 149938 wrote:
Eğer bu yazacaklarımı beğenmezseniz silebilirsiniz ama ben Muaviye’ye olan bu hayranlığı anlamıyorum. Onun sahabe olması onun ve soyundan gelen Yezid’in yaptığı bütün kötülükleri örtmek için yeterli midir? Üstelik bu sahabe İslam dininin en büyük dört sahabesinden birine kılıç çekiyor ve onun soyuna da düşman oluyor. Üstelik bu hadisleri okuduğum zaman, çok kesin çizgilerle Muaviye’nin övüldüğü ve sanki gelecekdeki halinden haberdarmış gibi, onu şimdiden korumaya alalım düşüncesiyle yazılmış gibi bir izlenim bırakıyor bende.. Dolayısıyla bu hadislerin sağlamlığından şüphe ediyorum.
yezid hz muaviyenin oğludur ve onun yaptıklarından babası değil kendisi sorumludur…tıpkı sizin yaptıklarınızın babanızdan değil sizden sorulması gibi…
bakın Yüce Rabbimiz ne diyor__“… birinin hatasıyla başkası mesul olamaz…” (En’am 164)
hz muaviye mekkenin fethinden sonra müslüman olmuş ve yeni bi hayata başlamıştır ve peygamber katipliği yapmıştır bir süre…yani kendisi sahabedir..dikkat edin kendisi
diyorum oğlu zalim yezidden bahsetmiyorum…kimse yezidin suçunu örtmeye çalışmıyor…yezid zalimdir ve bu tüm inananlarca kabul edilmiştir…
Peygamber (sav) kafasından konuşmaz hadis dediğimiz şey ayetler kadar kesindir ve Allahın emirleridir…sizin bu konuda bir ilminiz var mı ki hadislerin sahih olup olmadığı konusunda yorum yapıyorsunuz?
14 Ağustos 2009: 15:18 #753113Anonim
@Elif_Gibi 150101 wrote:
yezid hz muaviyenin oğludur ve onun yaptıklarından babası değil kendisi sorumludur…tıpkı sizin yaptıklarınızın babanızdan değil sizden sorulması gibi…
bakın Yüce Rabbimiz ne diyor__“… birinin hatasıyla başkası mesul olamaz…” (En’am 164)
hz muaviye mekkenin fethinden sonra müslüman olmuş ve yeni bi hayata başlamıştır ve peygamber katipliği yapmıştır bir süre…yani kendisi sahabedir..dikkat edin kendisi
diyorum oğlu zalim yezidden bahsetmiyorum…kimse yezidin suçunu örtmeye çalışmıyor…yezid zalimdir ve bu tüm inananlarca kabul edilmiştir…
Peygamber (sav) kafasından konuşmaz hadis dediğimiz şey ayetler kadar kesindir ve Allahın emirleridir…sizin bu konuda bir ilminiz var mı ki hadislerin sahih olup olmadığı konusunda yorum yapıyorsunuz?
Efendim hemen kızmayın, sakin olun:)
Hadislere yalandır falan demiyorum. Ben her okuduğumuzun hadis olup olmadığını sorguluyorum.
Muaviye Mekke fethi döneminde can havliyle müslüman olmuştur. O zamana kadar birçok müslümana etmediği kötülük kalmamıştır. Babası Ebu Süfyan’dır.
Muaviye Hz Ali’nin Halifeliğine kazan kaldırmıştır. Peki sebep neydi: hz.. Osman’ın katledilmesini bahane etmiştir.
Harb sıralarında Hazreti Ali, Muâviyeyi yine itaate davet etmiştir. Fakat vali Muâviye; “Osmanın aleyhine ayaklananlar teslim edilmedikçe, hiçbir anlaşma yapılamaz!” diyordu. Kendisine:
– Sen ey Muâviye, halife Osmanın kanını dâva mı ediyorsun? Osman muhasarada iken, senden asker istendiği zaman neredeydin? Neden Osmanın imdadına koşmadın? Bunda sen de sorumlusun!, diye cevap verildi. Vakıa, Muâviye de, halife Osmana karşı ayaklanan binlerce insanın kendisine verilmesinin güçlüğünü görmüş ve anlamıştı. Fakat, mevkiini koruyabilmek için savaştan başka çıkar yol bulamıyordu.
Sıffîn harbinin en nazik ve şiddetli bir anında, Hazreti Ali:
– “Ey Hindin oğlu! Müslümanlar bizim için, ne zamana kadar birbirlerini kıracaktır. Gel, ikimiz birbirimizle mübâreze (düello) edelim. Allah, kime kısmet ettiyse, bu dünyaya, o sahip olsun!” demiş, Muâviyeyi harb sahasına çağırmıştı. O zaman Muâviye korkmuş, ne cevap vereceğini bilememiştir. Nasıl korkmasın ki?
Karşısına çıkacağı kişi kim?
Haydar-ı Kerrar Hz.Ali!
Onun yerine mübarezeye katılan Amr ise Hazreti Ali’nin elinden kendini zor kurtarmış ve yaralı olarak saflara geri dönmüştür.Fakat Muaviye kendi adamının yenilmesine rağmen geri çekilmemiştir. Ve sonra olanları biliyorsunuz.
Peki İslam Peygamberi Muaviye’nin düşmanlık yaptığı hz. Ali için ne diyordu:
‘Ya Ali, mümin sana buğz etmez, münafık ise seni hiç sevmez’ diyor: ‘Ali’yi anmak ibadettir.’ diyor; ‘Ben ilmin şehriyim, Ali kapısıdır. İlmi isteyen kapıya gelsin.’ diyor. Buna benzer daha birçok söz söylediği Hz. Ali için Muaviye, hutbelerde küfrettiriyor.Şimdi bu sahabe Muaviye nasıl olurda Hz. Ali için böyle şeyler yaptırır, ona düşmanlık ettirir… En büyük sahabelerin başlında gelen ve peygambere akraba olan bir şahsa bunları nasıl yapar?
Önce Kuran’ı ölçü alıyorsanız kaynağından tam emin olmadığınız hadislere bakarak nasıl da Muaviye’ye bu kadar sarılabiliyorsunuz ki? Hem de Hz. Ali’ye rağmen…
14 Ağustos 2009: 15:46 #753114Anonim
ben muaviyeye hiç sempati duymadım.ama yinede benden çok faydası olmuştur islama.hataları günahları var elbet,ama islam için cihadıda var.ben daha cihad yüzü görmedim.muaviye hatalı günahkar olmuştur elbet.ama fydası benden çoktur.tarihte siyset yüzüne mutlaka savaş olmuştur.şah ismail türk ve müslümandı.yavuz selim buldozer gibi ezdi gecti.siyaset ayrı bişey.çok karışık.bir sürü cemeat tarikat var.bunların hepsi müslüman.ama işin içine siysaet girince tartışma gerilim oluyo mutlak.siyaset dünyevi bir kavramdır.islam modernist ve özgürlükçü bir dindir.hani şimdi hangi partiye oy vereceğin kendi vijdanına klmış ya bu da öle bişey.%99 müslümanız.ama 30 tane parti vr?hangisi daha ii müslüman?siyaset ayrı bir durum.ve inan islamın demokrasi anlayışından kaynaklanıyo bunlar.muaviyenin yanındakiler gvurmuydu?hayır.alinin yanındaikler?hayır.hepside müslüman.ama fikir siyaset ayrılığı demokrasinin gereğidir.aynı evde 4 kardeşsiniz mesela.dördünüzde müslümansınız inş,ama dördünüzde farklı siyaset anlayışına sahipsiniz mutlak.umarım anlaşılabilmişimdir
14 Ağustos 2009: 15:49 #753115Anonim
@eshabil 150209 wrote:
ben muaviyeye hiç sempati duymadım.ama yinede benden çok faydası olmuştur islama.hataları günahları var elbet,ama islam için cihadıda var.ben daha cihad yüzü görmedim.muaviye hatalı günahkar olmuştur elbet.ama fydası benden çoktur.tarihte siyset yüzüne mutlaka savaş olmuştur.şah ismail türk ve müslümandı.yavuz selim buldozer gibi ezdi gecti.siyaset ayrı bişey.çok karışık.bir sürü cemeat tarikat var.bunların hepsi müslüman.ama işin içine siysaet girince tartışma gerilim oluyo mutlak.siyaset dünyevi bir kavramdır.islam modernist ve özgürlükçü bir dindir.hani şimdi hangi partiye oy vereceğin kendi vijdanına klmış ya bu da öle bişey.%99 müslümanız.ama 30 tane parti vr?hangisi daha ii müslüman?siyaset ayrı bir durum.ve inan islamın demokrasi anlayışından kaynaklanıyo bunlar.muaviyenin yanındakiler gvurmuydu?hayır.alinin yanındaikler?hayır.hepside müslüman.ama fikir siyaset ayrılığı demokrasinin gereğidir.aynı evde 4 kardeşsiniz mesela.dördünüzde müslümansınız inş,ama dördünüzde farklı siyaset anlayışına sahipsiniz mutlak.umarım anlaşılabilmişimdir
Kabul ama burada söz konusu olan siyaset gereği yapılan şeylerin din yolu ile savunulması. Hem de kime karşı? Hz. Ali… Yani en büyük dört sahabeden birisine karşı yapılanın din ile meşrulaştırılması.
14 Ağustos 2009: 16:15 #753116Anonim
halifeliği saltanat haline getiren kimdir?
muaviye…
14 Ağustos 2009: 16:23 #753117Anonim
Mutlak surette haklı olan Hazret-i Ali’ye mukabil Hazret-i Muaviye haksız değil…
Tezat gibi görünen bu hükmün inceliğini ancak sır idrakine mâlik bir vicdan sahibi anlar. İçindeki su yarı yarıya dolu bir bardağa bakınca, iyimser, “yarı yarıya dolu”, kötümser de “yarı yarıya boş” der. Aynı incelik…
Büyük harflerle yazıyoruz:
MALUM DAVADA HAZRET-İ ALİ MUTLAKA HAKLI, HAZRET-i MUAVİYE DE HAKSIZ DEĞİLDİR!!!…
Allah Resulünün sır kâtipliğini yapmış, İslâmı denizlere çıkarmış ve ölürken Kâinatın Efendisi’nin mübarek tırnaklarını dudaklarına koydurmuş olan Muaviye büyük sahabîlerdendir. Ali ile ihtilâfı da bir içtihat meselesinden ibaret…(alıntıdır)
Hz. Muaviye (RA) Ebu Süfyan (RA) ve Hind (RA)’ın oğludur. Kendisi Mekke’nin Fethi’nden önce Müslüman olduğunu ve bunu ailesinden gizlediğini söylemiştir. Mekke’nin fethinden sonra Huneyn Gazvesi’ne katılmış ve ganimetten pay almıştır.
Hz. Ebubekir zamanında Suriye tarafına giden orduya kardeşi yezid ile katılmıştır. Hz. Ömer zamanında ise Dimeşk Valisi olan kardeşi Yezid, valiliği kardeşine vefatı anında bıraktı ve Hz. Ömer bunu onayladı.
Hz. Osman zamanında ise tüm Suriyenin valisi oldu. Hz. Osmanın vefatından sonra Hz. Ali’ye biat etmedi ve Hz. Osman’ın katillerinin kanını istedi. Topladığı taraftarlar ile Sıffin de Hz. Ali ile çarpıştı. Hz. Ali vefat edip, Hz. Hasan halife olduğunda ise, Hz. Muaviye ile çarpışmayı fitne çıkması endişesiyle bırakıp halifeliği Hz. Muaviye’ye bıraktı ve Hz. Muaviye Küfe’ye gelip halktan biat aldı.
Hz. Muaviye H. 60 yılında (diğer bir rivayette H 50 yılında ) vefat etmiştir. Hz. Muaviye (RA.) İslam’ın seçime dayalı hilafet sistemini saltanata çevirmekle tenkid edilmiştir. Ancak şu unutulmamalıdır ki,Hz. Muaviye de bir sahabedir ve Resulüllahın (ASM) hiçbir ayrım yapmadan bütün ashabını (temize çıkarmış) hangisi olursa olsun dil uzatanı lanet etmiştir. Bütün ehli sünnet uleması, bunu mühim bir esas olarak kabul etmiştir. Ayrıca, o zamanda olan olaylarda kaderin payını da ihmal etmemek gerekir. Resulüllah (ASM.), sahih hadis kitaplarının ifadesi ile, Hz. Muaviye hakkında hayır dua etmiş ve Hz. Ömer’den bir rivayette Hz. Muaviye için “Allah’ım, onunla (insanlara) hidayetini ulaştır” diye dua ettiğini bildirmektedir. (Tirmizi Menakıb hadis no:3842)
Hz. Muaviye devri, islam fetihlerinin devam ettiği bir devirdir. Elhasıl; Hz. Muaviye (RA.) da dahil olmak üzere hiçbir sahabe hakkında, yaptıklarından dolayı itham ve su-i zan edilemez. Bu, hem Hz. Peygamberin (ASM.)hadisleri ile ve hem de ehli sünnet alimlerinin ittifakı ile caiz değildir ve yapanlara lanet edilmiştir.
Hazret-i Muaviye İslamın yayılmasında çok kıymetli hizmetlerde bulundu. Sicistan, Sudan, Afganistan, Buhara, Hindistan’ın kuzey kısmı, Tunus bunun zamanında alındı. Kıbrıs Bisanstan kurtarıldı. Kudüs geri alandı. Yine zamanında, İstanbul kuşatıldı; her sene yüklü vergi vermek şartıyla kuşatma kaldırıldı.
Peygamber efendimiz kendisine , “ Benden sonra ümmetimin yerine hakim olursun. O zaman iyilere iyilik et! Kötülük yapanları da af eyle!” buyurmuştu. Resulullahın bu hayır duasının bereketiyle, İslamiyet Hz. Muaviye zamanıda bu kadar yayıldı.
Hz. Muâviye, Peygamberimizden çok hadîs rivâyet etmiştir. Bu hadîs-i şerîflerden birkaçı şunlardır:
“Allahü teâlâ kime iyilik murâd ederse, onu din âlimi yapar ve dinene zarar verecek şeyleri ona bildirir. Ona doğruyu gösterir.”
“Amel bir kab gibidir, sonu iyi olursa evveli de iyi olur.”
“Ehli kitab, dinlerinde 72 fırkaya ayrıldılar. Bu ümmet ise 73 fırkaya ayrılacak, hepsi Cehennemde olacak, yalnız bir tânesi müstesnâ, o da Ehl-i sünnet velcemâattır. Ümmetimden bir kavim ortaya çıkacak ki, bunlar, köpeğin sâhibi peşinden koştuğu bir nefsin arzularına uyacaklardır.”
“Bütün günahları Allah’ın bağışlaması umulur, yalnız müşrik olarak ölenin ve kasden bir mü’mini öldürenin afvolması umulmaz.”
“Ben sâdece bir haznedârım. Her kime gönül hoşnutluğu ile bir şey versem, Allah onu ona hayırlı kılar. Yine her kimse bir şeyi, isteği ve aç gözlülüğü sonucu verirsem, onun durumu yiyip yiyip doymayana benzer.”
“Yâ Rabbi, onu doğru yolda bulundur!”
Cenâb-ı Hak, Eshâb-ı kiramın hepsinden razı olduğunu bildiriyor. Eshâb-ı kiram aralarındaki bazı meselelere rağmen birbirlerini çok severlerdi. İstisnasız Eshabın hepsini sevmek Ehli sünnetin şartıdır. Hz. Muaviye de Eshâb-ı kirâmdan hatta büyüklerindendir. Ayrıca Resulullah efendimizin kayın biradedir. Bunun için O’nun da son sözlerine yer vermeden geçemedik.
Peygamberimizin, “Yâ Rabbi, onu doğru yolda bulundur ve başkalarını da doğru yola götürücü kıl” ve “Yâ Rabbi! Muâviye’ye yazı ve kitab öğret, onu azabından koru” “Yâ Rabbi! Onu memleketlere hakim kıl” duâlarıyla şereflenmiştir.
Hz. Muaviye vahy katibidir. Vahy katibliğine alınması, Cebrâil aleyhisselâmın bildirmesi ile olmuştur. Hz. Cebrâil’in getirdiği Kur’ân-ı kerîmi ve Peygamberimiz’in mektublarını yazardı.
Hz. Muâviye Huneyn gazâsında Resûlullah’ın önünde babası ile birlikte kahramanca çarpıştı. Tebük gazvesine katıldı. Vedâ Haccında bulundu.
Hz. Muâviye ömrünün son günlerinde okuduğu bir hutbede şunları söyledi:
“Ey insanlar! Üzerinizde çok kaldım. Sizi usandırdım. Artık ayrılmak istiyorum. Siz de benden ayrılmak ister oldunuz. Fakat size benden daha iyisi gelmez. Nitekim benden evvel gelenler, benden daha iyi idiler. Kim Allahü teâlâya kavuşmak isterse, Allahü teâlâ da ona kavuşmak ister. Yâ Rab! Sana kavuşmak istiyorum, sana kavuşmamı nasib eyle! Beni mübârek ve mes’ud eyle!”
Bkz. Canan İbrahim, Kütüb-i Sitte muhtasarı tercüme ve şerhi XIII. 30-33; I. 518-530
Selam ve dua ile…
Sorularla İslamiyet EditörOrtada bu kadar bilen varken bırakalım bilen konuşsun.
14 Ağustos 2009: 16:40 #753119Anonim
Sizleri anlıyorum:)
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.