• Bu konu 16 yanıt içerir, 3 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
3 yazı görüntüleniyor - 16 ile 18 arası (toplam 18)
  • Yazar
    Yazılar
  • #760174
    Anonim

      İki defa Peygamber damadı olma şerefine erdirildiğinden kendisine ”zinnureyn” / iki nur sahibi denmiş olan üçüncü Halife Hz. Osman (RA), her ne zaman Hz. Peygamber Efendimizin bulunduğu bir meclise gelse, Hz. Peygamber (SAV) efendimiz durumunda bir hürmet ifadesi oluşturacak şekilde toparlanırmış. Bu durumu fark ederek sebebini soranlara da Allah’ın Rasülü (SAV) :

      ”Melekler bile ondan haya ediyor, ben nasıl haya etmeyeyim” buyurduğu edep ve haya timsali, Ehl-i Kuran Hz. Osman (RA) sahip olduğu en değerli her değerini, İslam’ın yayılması için sarf ederdi.

      O Allah yolunda malını harcarken: ”Eğer ben İslama açılan bir gediği malımla kapatmasaydım, o malı hiç toplamazdım derdi.”

      Nefsini benlik ve varlık duygularından tezkiyeyle tamamen arındırmış bir sahabe olan Hz. Osman RA’in bir defasında bahçesinden bir şeyler taşıdığını görenler ona: ” hizmetçilerindenbirine versen de onlar taşısa olmaz mı” derler. O da onlara: Elbette olur! Ama ben nefsimi denemek istedim” buyurması onun, halife olmasına rağmen, ”ben halifeyim ” benliği ve duygusuyla hareket etmekten azade, daima tevazu ve takva üzere yaşamakla, nefsini safiyane derecesine eriştirdiği bu mütevazi hallrinden anlaşılmaktadır.


      Kaynak:Tasavvufta Halveti Yolu
      Alem Yayıncılık

      #760266
      Anonim

        Nebevi/ Ledünni ilimlerin kapısı İmam Hz. Aliyyü’l Murteza (KV) için (SAV) Efendimiz:

        ”Ben Nübüvvet ilminin şehriyim, Ali onun kapısıdır” (1) buyurmuştur.

        Bu Hadis-i Şerif manevi / ledün ilmine Ali kapısından girilir demektir.Bu nedenle, zahiri ve batıni ilimlerde zirveye ulaşmış olan Hz. Ali (KV), şecaatte,cesarette abide bir şahsiyet olarak yıldızlaşmış, bütün evliya’nın, ehl-i tasavvuf’un, dervişan’ın, azizan’ın ve piran’ın sertacıdır.

        Hayber günü Allah’ın Rasülü (SAV) :

        (İslam ordusunun sancağını göstererek): Bu sancağı öyle bir adama vereceğim ki, Allah onun eliyle fetih nasip edecektir. O Allah’ı ve Rasülünü sever, Allah ve Rasülü de onu sever. (2) Buyurduktan sonra Hz. Ali (KV)’ i çağırarak, islam sancağını ona teslim etmiş, onun ağrıyan gözünü de tükürüğüyle mesh etmiş, bu vesileyle de gözünün ağrısı iyileşmişti. (3)

        Hicretten sonra Medinede Hz. Peygamber (SAV)’ in Mekkeli Muhacirlerin’le Medineli Ensar arasında kardeşlik tesis ettiğinde, her mekkeli sahabeyi Medineli bir sahabeyle kardeş tayin etmişti. Herkese bir kardeş tayin ettiği halde, Hz. Ali (KV) Efendimiz de taksimatta açıkta kalmış ve ona bir kardeş tayin etmemişti.

        Bunun üzerine Hz. Ali (KV) Efendimiz, ” Ya Rasülüllah bana kardeş tayin etmeyiniz” deyince Efendimiz (SAV) de kendisine:

        ” Ya Ali ! Sen benim kardeşimsin. Benimle kardeş olmayı istemezmisin? Buyurmuştu (4)

        1) Deylemi ve Teberani
        2) A. Kerim Kuşeyri, Kuşeyri Ris. S. 128
        3) A. Kerim Kuşeyri
        4) Teberani

        Kaynak:Tasavvufta Halveti Yolu
        Alem Yayıncılık

        #760383
        Anonim

          Yukarıdaki örnek rivayetler, Hz.Ali (KV) Efendimizin, sahabe arasındaki müstesna mevkiini göstermesi bakımından önemli bir misaldir. Çünkü o sahabeden kimsenin halledemediği ve üstesinden gelemediği en karmeşık müşkülleri hal yoluna koyar ve üstesinden gelirdi.

          Ehl-i sünnet inancına göre ise Dört büyük halifenin birincisi Hz. Ebu Bekir (RA), ikincisi Hz. Ömer (RA), üçüncüsü Hz. Osman (RA) ve dördüncüsü de Hz. Ali (KV) Efendimizdir. Hepsine selam olsun.

          Hz. Ali (KV) Efendimizin; ”ben ve nefsim, bir koyun sürüsü ile çobanı gibiyiz. Ki, çoban onları bir taraftan toplarken, sürü öbür taraftan dağılıyor.” Diye bir sözünde ifade etmesi, bu dünya hayatının sürekli bir mücadeleden ibaret olduğunu; bıkmadan, yılmadan, yorulmadan, sürekli zahirde ve batında bu hayat mücadelesine devam etmek gerektiğini ifade ederek bizlere anlatması, onun çağlara hitap eden önemli bir mesajı ve dersidir.

          Bir başka sözünde de o, ” bütün hayırlar şu dört şeyde toplanmıştır. Bunlar:

          Sumak, konuşmak, bakmak, ve hareket etmektir.

          Bir konuşma ki Allah’ı anmıyorsa, o konuşma boştur.

          Bir susma ki tefekkürle değilse, o da kazançsızdır.

          Her hangi bir bakış ki, ibretle ve hikmetle değilse, o bakışda gaflettir.

          Her bir hareket ki Allah’ın rızası ve ona ibadet niyetiyle değilse, dünya ve ahirete de bir faydası yoksa o hareket boşunadır.

          Kaynak:Tasavvufta Halveti Yolu
          Alem Yayıncılık

        3 yazı görüntüleniyor - 16 ile 18 arası (toplam 18)
        • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.