- Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
17 Şubat 2010: 06:04 #660849
Anonim
Efendimiz aleyhisselâmın Müslüman olmayan damadı Ebu’l-As bin Rebi Bedir’de Müslümanlar tarafından esir edilmişti. Hz. Zeynep, yıllar önce annesi Hz. Hatice’nin kendisine armağan ettiği gerdanlığını kocasının fidyesi olarak Medine’ye göndermiş, Efendimiz bu gerdanlığı görünce çok duygulanmıştı. Allah Resulü kızının gerdanlığını almamış, Ebu’l-As’ı bedelsiz bir şekilde serbest bırakmış, buna karşılık kızı Zeyneb’i Medine’ye göndermesini Ebu’l-As’tan istemişti. Ebu’l-As da bu isteği kabul ederek Mekke’ye dönmüştü.
İslâm ordusu Bedir Savaşı’ndan muzaffer bir şekilde dönerken Medine’de, Efendimizin kızı Rukiyye’nin yası tutuluyordu. Resul-i Ekrem kızının vefatına çok üzülmüş, uzun bir süredir göremediği diğer kızı Zeyneb’i Medine’ye getirterek, Rukiyye’nin acısını onunla dindirmek istemişti.
Hebbar’ın intikamı
Medine’ye, babasının yanına gitmek üzere hazırlıklarını tamamlayan Hz. Zeynep, kayınbiraderi Kinane ile birlikte yola çıktı. Kinane, Hz. Zeyneb’i Mekke sınırına kadar götürecek, burada kendilerini bekleyen Efendimizin arkadaşlarına teslim edip geri dönecekti.
Hebbar bin Esved bu haberi alır almaz arkadaşlarıyla birlikte harekete geçti. Zi Tuva denilen mevkide Hz. Zeyneb’e yetişti. Hz. Zeynep, devesinin üzerindeki hevdecin içindeydi. Hebbar mızrağıyla saldırarak Hz. Zeyneb’i devesinden düşürdü. Hevdec bir kayaya çarpmış, o sırada hamile olan Hz. Zeynep çocuğunu kaybetmiş, vücudu kanlar içinde kalmıştı. Hebbar’ın amacı belki de Zeyneb’i öldürmekti; ancak Zeyneb’in kayınbiraderi buna fırsat vermedi.
Efendimiz’in kızı Zeyneb’in şehadeti
Mekke’den; ancak birkaç gün sonra büyük zorluklarla ayrılabilen Hz. Zeynep, Medine’ye, babasına kavuştuysa da bir daha sağlığına kavuşamadı. Yaraları yıllar boyunca bir türlü iyileşemeyen Hz. Zeynep nihayet hicretin sekizinci yılının başında vefat etti. Sahabiler onun hicret sırasında aldığı yaralar sebebiyle şehid olduğunu söylüyorlardı. Allah Resulü’nün sevgili kızı Allah yolunda şehid olmuştu.
Savaşta bile kadınlara silah doğrultulmaz iken, savunmasız, silahsız üstelik hamile olan bir kadına mızrakla hücum etmenin izahı ne olabilirdi? Vahşet’in bu denlisi Hz. Hamza’yı öldürüp vücudunu parçalayanların bile aklına gelmezdi.
Ölüm emri
Peygamber Efendimiz kızının başına gelenlere ve torununun vefatına çok üzülür. Kızına saldıran kimselere karşı yüreği öfke ile dolar. Hemen bir müfreze hazırlayarak canilerin üzerine gönderir. Müfrezede bulunan askerlere kesin bir talimat verir: “Hebbar bin Esved’i ve ona yardımcı olan Nafi bin Kays’ı yakaladığınız takdirde onları ateşte yakınız.”
Fakat kısa bir süre sonra verdiği emri değiştirir: “Ateşle azap etmek yalnızca Allah’a mahsustur. Siz onları yakaladığınızda öldürünüz.”
Müfreze yola çıkar, her yeri arar, ancak Hebbar’ın izine rastlayamaz ve geri döner. Hebbar da okuduğu şiirlerle İslâm’a ve İslâm’ın peygamberine hakaretler yağdırmaya devam eder. Yıllar geçer. İslâm ordusu Mekke’ye girdiğinde Allah Resulü bütün Mekkelileri affeder. Ancak birkaç kişi vardır ki onlar bu affın dışında tutulur. İslâm’a ve Müslümanlara büyük zararlar veren bu kimseler nerede olursa olsun idam edileceklerdir. Hebbar da bunlardan biridir.
Bu suçun affı var mıdır?
Yaptıklarının unutulmayacağını ve mutlaka cezalandırılacağını bilen Hebbar bin Esved Müslümanlar Mekke’ye girmeden evvel şehri terk etmiş, sırra kadem basmıştır. Kaçmayı, başka ülkelere gitmeyi düşünür, ama nereye gidebilir ve bu kaçış ne kadar sürebilir? Artık putlarına olan inancı da kalmamış, bu zamana kadar yaptığı mücadelenin boşuna olduğunu anlamıştır. Allah Resulü’ne gitmek ve O’ndan af dilemek ister. Yıllar süren düşmanlığını, Hz. Zeyneb’e yaptığı vahşi saldırıyı ve onun ölümüne sebep olduğunu düşünür.
Acaba Allah Resulü kızının katilini affedecek midir? Çocuklarını çok seven Peygamber kızının yıllarca acı çekmesine ve genç yaşta vefat etmesine sebep olan bir adamı bağışlayacak mıdır? Kim eline bir fırsat geçtiğinde intikamını almaz, hele hele çocuğunun katiline dünyayı dar etmez ki, diye defalarca kendine sorar. Ancak çaresiz bir şekilde Efendimizin yanına gitmeye karar verir.
Efendimiz’in Huzurunda
İslâm ordusu Taif ile Mekke arasında bulunan Cirane mevkiinde iken, Hebbar çıkagelir. Allah Resulü, ashabı ile mescidde oturduğu sırada mescidin kapısında Hebbar bin Esved görülür. Sahabiler arasında bir uğultu duyulur. Bu Hebbar bin Esved sesleri yayılır. Hebbar, Allah Resulü’nün düşmanı, Resûlullah’ın kızının katili, Resul’ü en çok üzen, O’nu en çok öfkelendiren Hebbar
. Sahabiler onu öldürmek üzere saldırıya geçer. İnsanlar Hebbar’ı öldürmek için birbirlerini ezecek hale gelir. Tam bu sırada Allah Resulü ashabına müdahale ederek onları durdurur. Hebbar’ı çağırarak, oturmasını ister. Hebbar, Efendimizin karşısına geçer ve şöyle der:
‘Ya Resûlullah, Beni Affet!’
“Şehirden, senden kaçtım. Yabancı diyarlarda kalmak istedim. Sonra, senin faziletini, iyiliğini, merhametini ve sana kendi cahilliklerinden dolayı kötülük yapanları bağışladığını hatırladım, sana dönmeye karar verdim. Ya Resûlullah! Biz, şirk ehlindendik, Allah Azze ve Celle senin vesilen ile bize hidayet verdi. Bizi, helak olmaktan kurtardı. Benim cahilliğime bakma, beni affet. Benden sana ilişen kötü hal ve hareketlerimi, günahlarımı biliyorum. Hayatımı sana karşı kötülüklerle geçirdim. Sana yaptığım kötülükleri bağışla! Suçumu kabul, günahımı itiraf ediyorum. Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur ve yine şehadet ederim ki Muhammed O’nun kulu ve Resulüdür.”
İslam önceki günahları yok eder
Allah Resulü Hebbar’ın af talebini hiç tereddüt etmeden kabul eder. Ancak sahabiler Hebbar’ın işlediği kötülükleri hatırlatarak ona sataşmaya, kötü sözler söylemeye devam ederler. Sahabilerden bazılarına göre Hebbar o kadar kötü bir kimsedir ki Allah Celle ona iman nimetini tattırmayacaktır. Fakat Efendimiz onlarla aynı düşüncede değildir. Hebbar hakkında kötü sözler söylenmesini yasaklar ve şöyle buyurur: “Allah, seni en güzel bir şekilde İslâm’la hidayete erdirdi. Üstelik İslâm kendinden önceki günahları siler.”
Resûlullah’ın merhamet ettiği, özrünü kabul ettiği Hebbar bin Esved iyi bir Müslüman olur ve bu şekilde vefat eder. Allah ona ve bütün müminlere rahmet eylesin. Kızının katilini bağışlayan Nebi’nin ümmetine, birbirlerine karşı sevgi ve merhamet bahşetsin. Âmin.Mutlu Binici – Milli Gazete
16/02/2010 -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.