- Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
20 Ekim 2010: 07:47 #665633
Anonim
Risale-i Nur mesleğinin esaslarından biri “şefkattir.” İman-Kur’an hizmetinin de adeta temelini oluşturur. Şefkatli olmayan, şefkatle yaklaşmayan, şefkati yaymayan hizmet edemez.
Bu hizmette “İhlas” ne kadar önemli ise “şefkat” de en az onun kadar önem arz etmektedir.
Üstad, “bizim mesleğimizin esası acz, fakr, şefkat, tefekkürdür” diyor. Bu dört esasın dördü de hakiki kul olmada çok önemlidir.
O nedenle dikkat ettiğimizde görüyoruz ki, Resulullah (sav) nasıl ki, şefkat kahramanıdır, Kur’an-ı Kerim onun şefkat ve re’fetini methediyor. Öyle de Üstadımızın dünyasında da şefkatin çok büyük yer tuttuğunu görüyoruz.
O kadar ki, Eskişehir Hapishanesinin penceresinden lisenin bahçesinde raks eden kızları seyrederken onların 50 sene sonraki halleri hayal dünyasına geldiğinde vahim akibetleri nedeniyle hüngür hüngür ağlıyor.
“Zaten Risale-i Nur’un mesleğindeki en mühim bir esası şefkat olduğundan…” (Kastamonu L. 63. Mektup) şeklinde başlayan çok ifadeleri var.
Risale-i Nurlarda “şefkat” ivazsız, riyasız ve karşılıksız sevgi olarak tarif ediliyor. Muhabbetin en üst mertebesi de denebilir.
Bunu RAHİM sıfatının bir tecellisi olarak da görebiliriz. Malum Rahmanırrrahim olan Rabbimiz herkese her şeyi karşılıksız ve meccanen vermiş, verdiklerinden dolayı karşılık beklemiyor. Sadece hakiki anlamda memnuniyet O’na yetiyor. Çünkü şefkatin kemal mertebesi O’ndadır.
Başta, Peygamberlerin ümmetlerine olan sevgisi “şefkat” ile tabir edilmektedir. Peygamberimizin ümmetine olan sevgisi veya Üstadımızın talebelerine olan sevgisi bu kategoride değerlendirilmelidir. Çünkü onlar yaptıkları hizmetten dolayı bir ücret bir mükâfat istememektedirler.
Meslek ve meşrepleri tamamen sevgi ve muhabbet üzerine kurulmuş, hizmetlerini şefkat ve muhabbet üzerine tesis etmişler.
Bu sır derecesine göre Nur Talebelerinde de görülmektedir. Bir birlerine ve Üstadlarına karşı sevgileri karşılıksız bir sevgidir. Birbirleri için canlarını ve mallarını seve seve verirler. İşte onlardaki bu sevginin esası şefkattir. Karşılıksızdır, riyasızdır, bir menfaat beklemez.
Annelerin evlatlarına olan şefkatleri de bu nevidendir. Onlar da sevgilerinden dolayı bir karşılık beklemezler. Evlatları için her şeylerini vermeye hazırdırlar. Hatta canlarını bile vermekten çekinmezler.
İşte böyle bir “şefkat” tesirlidir, insanları meftun eder.
“Muhabbet bu kâinatın bir sebeb-i vücududur” ifadesinde de şefkat kastedilmektedir. Aşk da muhabbetin bir çeşididir. Ama o karşılık bekler. Karşılıksız değildir. Maşukundan ille de bir karşılık görmek ister. O nedenle aşk ne kadar yüksek olursa olsun değer itibariyle “şefkat”e yetişemez şefkat gibi kıymetli değildir. Karşılık görmediği zaman bırakır gider.
O nedenle “şefkat” tesir eder, karşıdakini adeta mahkûm eder. Hem halistir, mükâfatını ancak Allah verir. O da ahiret ölçüleri ile olduğundan bu dünyanın ölçüleri o mükâfatın derecesini tartamaz. Çünkü nihayetsizdir.
Risale-i Nur hizmetlerinde şefkatin yeri büyüktür. Tesiri de büyüktür. Hem Nur Talebelerinde şefkat esas olduğundan dalalette giden birini gördükleri zaman “hay kafir” diye hakaret içeren ifadeler kullanmazlar. O kişiye hemcinsleri olması açısından şefkat eder acırlar ve onların hidayeti için dua ederler. “Allah’ım bu kişiye hidayet ihsan et” derler.
Şefkat hizmeti yetiştirir, besler. Dünyanın cehenneme benzeyen siyasi ve içtimai hayatından kişiyi alır ona adeta cennet hayatı yaşatır. Öyle ise şefkatli olmaya özen göstermeli ve gerçek anlamda şefkatli olmak için Allah’a dua edip yalvarmalı…
Nurettin HUYUT -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.