• Bu konu 4 yanıt içerir, 4 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
6 yazı görüntüleniyor - 1 ile 6 arası (toplam 6)
  • Yazar
    Yazılar
  • #669239
    Anonim

      177.jpg

      İman tevhidi, tevhid teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül saadet-i dareyni iktiza eder…

      Küfür yolunda yürümek, buzlar üzerinde yürümekten daha zahmetli ve tehlikelidir.
      İman yolu ise, suda, havada, ziyada yürümek ve yüzmek gibi pek kolay ve zahmetsizdir…

      Beşerin küfrü, kainatın ve ekser mahlukatın hukukuna öyle bir tecevüzdür ki, semavatı ve arzı kızdırıyor ve anasırı hiddete getirip tufanlar ile o zalimleri tokatlıyor…

      Küfür ve dalalet, müdhiş bir tecavüzdür ve umum mevcudatı alakadar edecek bir cinayettir…

      İmanda manevi bir Cennet ve dalalette manevi bir Cehennem bu dünyada dahi vardır…
      İman insanı ebediyete, Cennete layık bir cevhere kalbeder…
      Küfür ise, ruhu, kalbi söndürür, zulmetler içinde bırakır…
      İman ise, herşeyi güzel, ünsiyetli gösteren şeffaf, berrak, nurani bir gözlüktür…

      Risale-i Nurdan…

      #786301
      Anonim

        pismanlik.jpg

        Küfür, imana zıttır.
        İman da küfre zıttır.
        Çünkü küfür, hakkı inkârcılıktır.
        İman da hakkı özünden doğrulamaktır.

        Küfür sıfatı bir insana girdiği zaman sadece inkârcılıkla bırakmıyor.
        O insana türlü türlü olumsuz davranışlar da kazandırıyor.
        İnsanı insanlık sıfatını bitirinceye kadar olumsuz biçimde yönlendiriyor.
        Ahlâkını, huylarını, alışkanlıklarını, görgüsünü, kültürünü, örfünü, duyarlılıklarını, zevklerini, davranışlarını olumsuz yönde etkiliyor.
        İnsanda olumlu ne varsa alıp götürüyor.
        Buna en yakın ve en çarpıcı örnek, geçtiğimiz yüzyılda dünya ile hemen her olumlu konuda ters düşen komünist blok olmuştur.
        Orada insanın fert olarak değeri yoktur.
        İnsana ait hiçbir değerin, inancın, dinin, dinî duyguların kıymeti yoktur.
        İnsanlar komünist ideolojinin köleleridirler.

        Kâfirler, Müslümanlara küfür sıfatları nedeniyle düşmandırlar.
        Kur’ân inkârcıları en şiddetli azapla müjdeliyor. Ebedî Cehennem!

        Müslümanlar inkârcıları sevemezler.
        Çünkü inkârcıların dostlukları yalandır, muhabbetleri düşmanlıktır.
        Onlardan medet beklenilmez.
        Onlara karşı Allah’ı dost edinmeli ve Allah’ı kendimize Vekil tayin etmeliyiz.

        İnkârcıların medeniyeti ile mü’minlerin medeniyeti arasında büyük uçurumlar vardır:
        İnkârcıların medeniyeti aslında medeniyet değil, medeniyet elbisesini giymiş korkunç bir vahşettir.
        Dışı parlıyor, içi yakıyor.
        Dışı süstür, içi pistir.
        Sûreti uğursuz, özü ve huyu aksi ve çarpık bir şeytandandır.

        Mü’minlerin medeniyeti ise içi nur, dışı rahmet;
        içi muhabbet, dışı uhuvvet ve kardeşlik;
        sûreti yardımlaşma, özü ve ahlâkı şefkat ve merhamet olan tatlı bir melektir.
        Buna bin dört yüz yıllık İslâm Medeniyeti şahittir.
        Savaş zamanlarında bile kâfirlerin çoluk çocuğuna, kadınına, kızına, yaşlısına, esirine, eli silâhsız vatandaşına dokunulmamıştır.
        Bir tane olumsuz örneği yoktur!
        Barış zamanlarında da, düşmanca değil, insanca davranan kâfire dostluk ve insanlık eli uzatılmıştır.
        Fakat “Su uyur, düşman uyumaz” sözünde anlatıldığı gibi, onlara karşı hep teyakkuz halinde olunmuştur.

        Mü’min imanının ve birlik inancının gereği olarak kâinata kardeşlik beşiği nazarıyla bakıyor.
        Gerçekten de bütün mahlûkatı, bilhassa insanları, bilhassa Müslümanları birbirine bağlayan ip kardeşliktir, uhuvvettir.
        Çünkü iman, bütün mü’minleri bir babanın şefkat kanadı altında yaşayan kardeşler gibi kardeş yapıyor.

        Küfür ve inkârcılık, tam bir soğukluktur, tam bir bürudettir, tam bir ayrılıktır, doğaya tam bir aykırılıktır.
        Kardeşleri bile kardeşlikten çıkarır.
        Birer menfaat unsuru yapar.
        Bütün varlıklara ecnebilik tohumu eker.
        Her şeye ecnebi ve yabancı gözüyle baktırır.
        Her şeyi her şeye düşman yapar.
        Kendi içlerinde görünen kardeşlik bile geçicidir ve sınırlıdır.
        Ezelî ve ebedî ayrılıktan başka bir getirisi yoktur.

        Alıntı

        #786302
        Anonim

          KISACA TANIMLAR:

          a) Mümin

          Allah’a, Hz. Peygamber’e ve O’nun haber verdiği şeylere yürekten inanıp, kabul ve tasdik eden kimseye mümin denir.
          Müminler âhirette cennete gire*cekler, orada pek çok nimetlere kavuşacaklardır.
          Günahkâr müminler, suçları ölçüsünde âhirette cezalandırılsalar da sonunda cennete konulacaklardır.
          Mü*minlerin ebedî cennetlik olacağına dair Kur’an’da pek çok âyet vardır.

          b) Kâfir

          İslâm dininin temel prensiplerine inanmayan, Hz. Peygamber’in yüce Allah’tan getirdiği kesin olan ve tevâtür yoluyla bize kadar ulaşmış bulunan esaslardan (zarûrât-ı dîniyye) bir veya birkaçını yahut da tamamını inkâr eden kimseye kâfir denir.
          Meselâ namazın farz, şarabın haram oluşunu in*kâr eden, meleklerin ve cinlerin varlığını kabul etmeyen kimse kâfirdir.

          Kâfir sözlükte “örten” anlamına gelmektedir.
          Gerçek ve doğru inancı örttüğü, yanlışşeylere inandığı için böyle kimselere kâfir denmiştir. Bir in*san kâfir olarak ölürse ebedî cehennemde kalacaktır.

          Bu konudaki âyetler*den birinde şöyle buyurulmuştur:
          “(Âyetlerimizi) inkâr etmiş ve kâfir olarak ölmüş olanlara gelince, işte Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lâneti onların üstünedir. Onlar ebediyen o lânet içinde kalırlar. Artık ne azapları hafifletilir, ne de onların yüzlerine bakılır
          (el-Bakara 2/161-162).

          c) Münafık

          Allah’ın birliğini, Hz. Muhammed’in peygamberliğini ve onun, Allah’tan getirdiklerini kabul ettiklerini söyleyerek, müslümanlar gibi yaşadıkları halde, kalpten inanmayan kimselere münafık denir.
          Münafıkların içi başka dışı başkadır.
          Sözü özüne uygun değildir.

          Bir âyette şöyle buyurulur:
          İnsan*lardan bazıları da vardır ki, inanmadıkları halde ‘Allah’a ve âhiret gününe inandık’ derler
          (el-Bakara 2/ .

          Münafıkların gerçekte kâfir oldukları bir başka âyette şöyle ifade edilir:
          Onların Allah yolundan sapmalarının se*bebi, önce iman edip sonra inkâr etmeleridir. Bu yüzden kalpleri mühürlen*miştir. Artık onlar hiç anlamazlar
          (el-Münâfikun 63/3).

          Münafıklar İslâm toplumu için açık kâfirden daha tehlikelidirler.
          Çünkü onlar dıştan müslümanmış gibi gözüktüklerinden tanınmaları mümkün de*ğildir; içten içe müslüman toplumun huzur ve düzenini bozar, kuzu postuna bürünerek dikkatsiz ve bilgisiz müslümanları yanlış yönlere sürüklerler.
          Peygamberimiz vahiyle kimlerin münafık olduğunu bilir, bu sebeple de on*lara önemli görevler vermezdi.
          Hz. Peygamber’den sonra insanlar için böyle bir bilgi kaynağı (vahiy) söz konusu olmadığından ve müslüman olduğunu söyleyenlerin iç dünyasını araştırmak da doğru olmadığından münafık, dünyada müslüman gibi işlem görür.
          Onun cezası âhirete kalmıştır.
          Bir âyette açıklandığı üzere cehennemin en alt tabakasında münafıklar bulunur:

          Şüphe yok ki münafıklar, cehennemin en alt katındadırlar (derk-i esfel). Artık onlara asla bir yardımcı da bulamazsın
          (en-Nisâ 4/145).

          #786318
          Anonim

            Ve aleykumselam verahmetullahi ve berekatuhu. Siteyi dun gece buldum.
            kullanmayi anlamaya calisiyorum. Siz guzel konular seciyorsunuz.
            isten geldikten sonra vakit buldukca yararlanmaya calisirim insaalah.

            #786343
            Anonim

              @dost suzan 238880 wrote:

              Ve aleykumselam verahmetullahi ve berekatuhu. Siteyi dun gece buldum.
              kullanmayi anlamaya calisiyorum. Siz guzel konular seciyorsunuz.
              isten geldikten sonra vakit buldukca yararlanmaya calisirim insaalah.

              Allah razı olsun.
              Hoş geldiniz kardeşim
              üyeliğiniz hayırlı olsun.
              istifade edenlerden oluruz inşl…

              #786346
              Anonim

                @dost suzan 238880 wrote:

                Ve aleykumselam verahmetullahi ve berekatuhu. Siteyi dun gece buldum.
                kullanmayi anlamaya calisiyorum. Siz guzel konular seciyorsunuz.
                isten geldikten sonra vakit buldukca yararlanmaya calisirim insaalah.

                hoşgeldiniz 🙂 dost suzan kardeşim, üyeliğiniz hayırlı olsun

              6 yazı görüntüleniyor - 1 ile 6 arası (toplam 6)
              • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.