- Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
23 Nisan 2011: 21:49 #670616
Anonim

İMANİ NOKTA-İ NAZAR İLE MUSİBETLERBediüzzaman Hazretleri dehşetli dinsizlik cereyanının tahrikiyle işkenceli hapishanelere düşen talebelerine, manevî ve uhrevî faideler nokta-i nazarıyla diyor ki:
“Risale-i Nur’dan tam ders alan ve dünya fâni ve ticaretgâh olduğunu bilen ve herşeyi imanı ve âhireti için feda eden ve bu dershane-i Yusufiyedeki([1])
muvakkat sıkıntıların daimî lezzetler ve faideler vereceklerine inanan sizin gibi ihlaslı zâtlara acımak ve rikkatten ağlamak haletini, tebrik ve sebatınızı gayet istihsan ve takdir etmek haletine çevirdi.
Ben de ‘Elhamdü lillahi alâ külli hal sival küfri veddâlal’ dedim.
Bana ait bu faideler gibi hem uhuvvetimizin, hem Risale-i Nur’un, hem ramazanımızın, hem sizin bu yüzde öyle faideleri var ki, perde açılsa, “Ya Rabbena! Şükür.
Bu kaza ve kader-i İlahî, hakkımızda bir inayettir.” dedirtecek kanaatım var.
Hâdiseye sebebiyet verenlere itab([2]) etmeyiniz. Bu musibetin geniş ve dehşetli plânı çoktan kurulmuştu, fakat manen pek çok hafif geldi. İnşâallah çabuk geçer.
‘Ve asâ en tekrehü şey en ve hüve hayrün leküm’([3]) sırrıyla müteessir olmayınız.
Said Nursî” (Şualar: 294)
Bu parçada ifade edilen büyük sıkıntıyı ve eziyetli yolu tercih ettiren ancak imanî nokta-i nazardır. Halbuki, dünyevî nokta-i nazar, bu meşakkatli yolu tercih etmeyi, akla aykırı görür.
İşte peygamberler ve ümmetlerinin hali ve onlara isyan edenlerin durumları, bu hakikatın en berrak delil ve manzarasıdır.
Aynı hakikatı te’yid eden Üstad’ın diğer bir mektubu da aynen şöyledir:
“Aziz, sıddık kardeşlerim! ‘el hayrü fîmahterehüllahü’([4]) ve ‘ve asâ en tekrehü şey en ve hüve hayrün leküm’([5]) sırrıyla,Risale-i Nur’un en mahrem parçaları, en nâmahremlerin ellerine geçmek ve en mütekebbirlerin başlarına vurmak ve en baştakilerin yanlışlarını göstermek için “sırran tenevverat” perdesinden çıktı.
Şimdiye kadar mes’ele küçültülmek isteniliyordu. Fakat nasılsa bildiler ki; mes’ele pek büyüktür ve ehemmiyetle celb-i dikkat ise([6])Risale-i Nur’un parlak fütuhatına ve düşmanlarına da hayretle kendini okutmasına yol açar.
Hattâ Eskişehir Mahkemesindeki çok mütemerridleri ve mütehayyirleri ve muhtaçları tenvir edip kurtardı, o zahmetimizi rahmete çevirdi.
İnşâallah bu defa daha geniş bir sahada, daha çok mahkemeler ve merkezlerde o kudsî hizmeti görecek…
[NOT]Sizin tahliyeniz bu hakikata zarar vermez; fakat benim beraatım, zarardır. Umum âlem-i İslâmı alâkadar eden bir hakikatın hatırı için değil yalnız dünya hayatını, belki lüzum olsa uhrevî hayatımı ve saadetimi dahi ehl-i imanın Risale-i Nur ile saadetleri için feda etmeyi nefsim de kabul ediyor.”(Şualar sh: 324)[/NOT]
Bu mektuplarda açıkça görülüyor ki, dine hizmet yolunda çekilen müdhiş eziyetler başta rıza-yı İlahî’yi kazanmak olarak uhrevî faydalarından dolayı bir ihsan-ı ilahî diye tavsif ediliyor ve şükrediliyor ve memnun olunuyor.
Yani musibetlere dünyevî hayat nokta-i nazarıyla değil, uhrevî hayat nokta-i nazarıyla bakılıyor. Böylece dünyada İlâhî imtihan kazanılıyor.[1] Dershane hükmünde olan hapishanedeki
[2] azarlamak, darılmak
[3] “Belki sevmediğiniz şey hakkınızda hayırlıdır.” Bakara Sûresi, 2:216.
[4] Allah’ın, kullarını sevkettiği ve onlar için seçtiği her şeyde hayır vardır.
[5] “Belki sevmediğiniz şey hakkınızda hayırlıdır.” Bakara Sûresi, 2:216.
[6] dikkat çekmek
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.