- Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
5 Temmuz 2011: 12:15 #672464
Anonim
“Ölmüş olan birine abdest aldırmak kendi tasarrufu olmadığı için ölüye ne gibi faydası olabilir?” diye düşündüğümde “Geride kalan insanların içlerinin rahat etmesi için mi yapılıyor?” diye düşündüm. Yaradanımız ne hal üzere öldüğümüzü zaten bilmiyor mu? Yani bu uygulama mutlaka yapılması gereken bir şey midir?
Cenazenin yıkanması, kefenlenmesi, namazının kılınması ve defnedilmesi bir bütün olarak görülür; hüküm olarak da farz-ı kifaye olarak bildirilir.Bu uygulamanın kaynağını Peygamberimizde görüyoruz. Müslümanlar’dan birisi vefat ettiğinde Peygamberimiz onun yıkanmasını ve diğer işlemlerin yapılmasını söylerdi.
Kızı Ümmü Gülsüm vefat ettiğinde, sahabe hanımlara yıkamalarını söyledi ve şöyle buyurdu:“Onu üç veya beş defa yıkayınız. Yıkamaya sağ tarafından ve abdest azalarından başlayınız. Yıkama işlemini bitirdikten sonra bana bildiriniz.“
Yıkandıktan sonra Peygamberimize bildirdiler. Peygamberimiz kendi gömleğini verdi ve “Bunu kızıma iç gömleği yapınız” buyurdu.
Cenazenin yıkanmasında hazır bulunan Efendimizin eşi Hz. Hafsa, “Biz Resulullahın kızının saçını çözdük, yıkadık, taradık ve üç örgü yaptık” diyerek bir başka işlemi anlatır.
***
Peygamberimizin kendisi de vefatından önce sahabilere kendisini yıkanmaları konusunda şu talimatı verdi:
“Öldüğüm zaman beni Gars isimli kuyumdan yedi kırba suyla yıkayınız!”
Efendimizin bizzat kendi eliyle yıkayan Hz. Ali, bedeninde en küçük bir leke bulamadı ve hayranlığını şu sözleriyle dile getirdi:
“Babam sana feda olsun! Sen çok temizsin. Diri iken de temizsin, ölü iken de temizsin.“
Cenazeni yıkanması bu şekilde dinin ikinci bir kaynağı olan sünnette yer alıyor ve Peygamberimizin verdiği bilgiye göre uygulanıyor.
Ölünün yıkanması Müslümanlar’ın üzerinde hak olan bir görev olmakla birlikte aynı zamanda sevaplı bir ibadettir. Bu sevabı Peygamberimizin şu sözlerinden öğreniyoruz:
“Kim bir ölüyü yıkar, onu kefenler, kefenine güzel koku saçar, cenazesini taşır, üzerinde namaz kılar, gördüklerini ölü aleyhine yaymazsa anasından doğduğu gün gibi hatalarından kurtulmuş olur.”
***
Ölünün elbisesi soyulup yıkamaya hazırlarken ve yıkama esnasında insanlık icabı bazı halleri görülebilir. Görülen bu hallerin başkasına anlatılmaması konusunda Peygamberimizin şöyle bir uyarısı vardır:
“Ölülerinizi güvendiğiniz kimseler yıkasın.”
Peygamberimizin anlattığı ve öğrettiği şekliyle bakıldığında cenazeye tam bir gusül abdesti aldırılıyor.
Burada öne çıkan en önemli nokta, bu işlemin bir sünnet, bir ibadet ve dinde belirlenen bir görev olmasıdır. Bu yönüyle farz-ı kifayedir. Bu görev yapılmadığı zaman bir farzın terk edilmesi sayıldığından bütün Müslümanlar sorumlu oluyor. Fakat birkaç kişinin görevi yerine getirmesiyle herkesin üzerinden mes’uliyet kalkıyor.
Yüce Allah vefat eden her insanın ne hal üzere olduğunu biliyor, bunda şüphe yoktur ancak dünyasını değiştiren bir Müslüman’ı yeni ve sonsuz bir âleme uğurlarken maddi olarak dünya kirlerinden temizleyip öyle yolcu etmek güzel bir şeydir.
Bu arada manevi kirlerden temizlenmesi ve bağışlanması için ona dua etmek, ruhuna Fatihalar göndermek, Yasinler okuyarak kabrinin nurlanmasına yardımcı olmak da mü’mince bir davranıştır.
Mehmet PAKSU
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.