• Bu konu 48 yanıt içerir, 15 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 31 ile 45 arası (toplam 50)
  • Yazar
    Yazılar
  • #713430
    Anonim
      mecaz- wrote:
      saidNur ben zaten o siteyi uyarmak icin forma girdim burası onların forum olanı _________________________________________________evet hüsran kardeşim bak bakalım gördünmü dikat edin torbanın icindeki çürükler saglamlarıda bozmasın

      iyide ben giremiyorumki 😀

      Internet Exploreriniz Java’yı Desteklemiyor. Lütfen XPJAVA programını yükleyerek sorunu gideriniz.

      E BEN YUKLEMEZSEM GIREMIYORMUSUM KISME KIMSEYI ZORLA ORAYA SOKMUYORKI YUKLEME KARDESIM SENDE JAVASIZ KAL MUTLU KAL 😀

      #713432
      Anonim

        ya öylemi girenler ne olacak bir yol acmısnız girmeyin diyorsunuz ha
        öylemi
        vay be ne kolay
        iyiki girmemisinz
        ben sidende korktum benim yüzümden girersiniz diye
        evet sebeb olan yapan gibidir
        kime hizmet ediyorsnuz iyice bir bakın o sohbet kanalını görürken utanıyorum
        sizde yöneticisiniz benim mail adresim burda gözükmesin ben buraya üye olmakta istemiyorum
        üyeligimide iptal edmedim ama mailimi iptal ediyorum

        #713434
        Anonim
          mecaz- wrote:
          ya öylemi girenler ne olacak bir yol acmısnız girmeyin diyorsunuz ha
          öylemi
          vay be ne kolay
          iyiki girmemisinz
          ben sidende korktum benim yüzümden girersiniz diye
          evet sebeb olan yapan gibidir
          kime hizmet ediyorsnuz iyice bir bakın o sohbet kanalını görürken utanıyorum
          sizde yöneticisiniz benim mail adresim burda gözükmesin ben buraya üye olmakta istemiyorum
          üyeligimide iptal edmedim ama mailimi iptal ediyorum

          kardesim siz biraz dinlenin bence yoruldunuz daha daha sakin kafa ile konusalim bakin bende yoruldum

          yukarda da soyledim ben mantigimla haraket ederim uyarsa yaparim uymazsa selametle derim kaldiki ne sizin nede baskasinin lafi hareket etmem siz korkmayin benim adima olurmu

          yine babamin bi sozu geldi aklima 😀 sevabi varsa bana gunahi varsa bana size ne var ?

          #713435
          Anonim

            MELEKLER İLE ŞEYTANLAR ve meleklere uyanlar ile şeytanlara uyanlar hep ‘an’lar için mücadele ederler. Melekler insan yaşamının anlarını sonsuzlaştırmaya, Yaratıcı adına kullanmaya insanı teşvik ederlerken, şeytanların avukatları anları günaha boyamak ve böylece hiçleştirmek isterler. Çünkü insanın elinde kullanabileceği, değerlendirebileceği biricik hal ‘an’dır.

            Yaratıcı adına yaşayan benlikler, şu an elimdeki tek şey şu ‘an’dır der ve bu ‘an’ı Yaratıcı adına kullanmak isterler. Anlar, onlar için, Yaratıcının övüldüğü; O’nun varoluş sahnesinde sergilenen sanatı seyredilerek, isimlerinin tecellisi ile O’nun anıldığı biricik zaman ve biricik imkândır.

            Yaratıcı adına yaşamayan benlikler için de ‘an’lar değerlendirebilecekleri tek zamandır. Onlar için de, bu anlar, içlerindeki arzuların tatmin edileceği yegâne zamandır. Yaşanmayan, haz alınmayan, lezzet alınmayan anlar onlara göre de boşa gitmiş zamanlardır.

            Sadakatsiz (Unfaithful) filminin en kritik sahnesinde kocasını genç bir adamla aldatıp aldatmama konusunda gidip gelen kadın bir cümleye mağlup olur. Onu kendisiyle ilişkiye girmeye teşvik eden genç erkek şeytanın avukatlığına soyunur ve şeytansı bir gülümseme eşliğinde kadına bir şiir kitabı verip bir şiiri okumasını ister. Şiir:

            Şu an için mutlu olun

            Sadece şu an sizin hayatınız

            mısralarıyla biter. Şiirdeki istek masum bir istektir. Şu an mutlu olmayı istemekte bir sorun yoktur. Sadece şu an insanın hayatıdır. Ama genç erkek bu gerçekliği kadını günaha teşvik için kullanır. Karşısındaki insanları günaha teşvik eden şeytanın avukatlarının kullandığı temel bir tekniktir bu. Erkek, kadına elindeki tek zaman ve imkân olan şu anı arzularını doyurması için kullanması gerektiği, biraz sonrasının geç olacağı mesajını verir. Kadının içindeki sönmeyen vicdanında yer eden melekler üzgündür.

            Öte yandan, hayat tek bir andan ibaret de değildir. Yaşamlarını anlık arzu tatminlerine indirgeyen insanların aldandığı nokta budur. Halbuki hayat ardı ardına gelen anlardan oluşur. Tek bir anda yapılacak olası bir hata tüm yaşamı etkileyebilir. Ki, kadın da filmin sonunda aldatmaya karar verdiği o anı zihninde değiştirerek, hiçbir şey yaşamamış olma arzusunu dile getirir. O anın farklı bir şekilde olması ile olan biten tüm olumsuz olayların gidişatını değiştirdiğini hayal eder.

            Hayatın, arzuların tatminine indirgenmesi, insanın başını belaya sokar. Said Nursî’nin mükemmel tesbiti ile, “His ve heves ise kördür, akıbeti görmez. Bir dirhem hazır lezzeti, ileride bir batman lezzete tercih eder.” Arzular, ilkesiz bir insanın elinde el bombasına dönüşür. Habire doyum için kişiyi sıkıştıran arzular, geçmiş ve geleceği bilemez. İlkesiz bir insanın arzusu için önemli olan, arzunun kendisidir. Kişi arzuları tarafından bir anın içine hapsolunur.

            Hayvanlar için hayat birbirinden bağımsız anlardan ibaret olarak yaşanabilir. Arzuların doyumuna Yaratıcının koyduğu ilkeler dışında ulaşmaya çalışan benliklere, Said Nursî “Hayvan dahi olamazsın” diye seslenir. Çünkü insan başındaki aklı başından atamaz ve akıl meş’um bir âlete dönüşür. İnsan geçmiş ve gelecekle ilişkisini arzuların galeyana geldiği bir anında koparsa da, akıl arzunun etkisinden kurtulur kurtulmaz insanın başını dövmeye başlar. Bu yüzden ilkesiz bir şekilde arzularını anlık tatmine çalışan bir insanın mutlu olması imkânsızdır. Yaratıcının istemediği halleri yaşayan bir insan kendisini kendisinden, evli ise eşinden, çocuklarından bağımsızlaştıramaz. Bağımsızlaştıramadığı çok daha önemli başka şeyler de vardır.

            Evli ve bir çocuk sahibi bir kadının genç bir erkekle ilişkisini anlatan Sadakatsiz filminde evli kadını günaha teşvik eden şeytanın avukatı genç erkek, en ciddi kozunu oynar. Bu ilişkinin bir hata olacağını söyleyen evli kadına “Hata yoktur, yapılan ya da yapılmayan şeyler vardır” der. Gelgitler içinde bocalayan kadın için bu cümle kafa karıştırıcıdır. “Hata yoktur” cümlesi ilkesiz yaşamaya bir çağrıdır. Kadın kahraman gelgitleri sırasında ilkeleri ile boğuşur. Günaha girmemek için çok çırpınır. Çocuğu aklına gelir. Eşinin masum yüzüne bakamaz olur. Ama şeytanın avukatı bir kere insan arzularının hoşlanacağı tohumu kadının zihnine atmıştır: ilkesizlik. Tohum yavaş yavaş filizlenir. Arzular kabarır. Akıl iptal olur. Geçmiş ve gelecek kaybolur. Kadının çocuğuna ve kocasına ihanet etmeme duygusu dışında başka bir dayanak noktası da yoktur. Kalbinin sıkı sıkıya bağlı olduğu bir Yaratıcı anlayışından yoksundur. O’na sadık olmaya karar verdiği bir Yaratıcı olmayınca, kocası ve çocuğuna ihanet etmekten dolayı hissedeceği suçluluk duyguları aldatmanın önüne geçemez. İnsanın ihtiyacı olan, Müteâl bir Varlıkla sadakat ilişkisi çerçevesinde, O’nun insana sunduğu ilkelerdir. Şeytanın avukatı şeytanî gülümsemesi ile sık sık ekranda görünür. Şeytanın ve şeytanın avukatlarının en sevdiği şey, ilkesiz yaşamaktır.

            _________________________________________________Şeytanın avukatı genç erkek, kendi içinde tutarsızdır. “Hata yoktur” ilkesizliğiyle masum bir kadını günaha teşvik eder ve kendisi günah işlerken kullanır, ama kendi yaşamındaki ilkeleri silip atamaz. Örneğin, genç erkeğin kitaplarla dolu evine bir hırsız girseydi ve kitaplarını çalsaydı, hırsız için aynı ilkesizliği göstererek, “Hata yoktur, yapılan ve yapılmayan şeyler vardır” demesi imkânsız gibidir. Genç erkeğin böyle bir durumda yapacağı ilk şey, hırsızı polise teslim etmek olacaktır. Filmin sonuna doğru kadının kocası şeytanın avukatı genç erkeği öldürür. Aynı şekilde, tam o an, genç erkeğin, “Hata yoktur, yapılan ya da yapılmayan şeyler vardır. Öyleyse beni öldürmeniz bir hata olamaz” demesi mümkün müdür? İnsan için arzularını tatmin temel yaşama biçimi hâline gelmişse, ilkesizlik, kendisine dokunmadığı sürece vardır.

            Bazı psikiyatristler zamanımızı Narsistik Çağ diye adlandırırlar. Kimileri ise zamanımıza Arzu Çağı ismini takarlar. Bu iki adlandırma hem oldukça doğru iki tesbit olduğundan, hem de ikisi arasında çok yakın bir ilişki bulunduğundan, ben Narsistik Arzu Çağı tanımlamasını tercih ediyorum.

            Arzu insanın iradesiyle üretilen hisler değildir. Arzu insanın varoluşunun bir gerçeğidir. Arzu tüm herşey gibi yaratılır. Arzu yaratılmış duygu olduğu halde, insanın arzuladığı ‘arzu nesnesi’ ile olan ilişki biçimi insanın iradesine bırakılmıştır. Örneğin, insanın cinsel arzu duyması Allah’ın günah saydığı bir durum değildir. Çünkü cinsel arzu insanda bizzat Yaratıcının var ettiği bir arzudur. Cinsel arzunun doyurulma biçimidir asıl önemli olan. İnsanın arzuların nasıl doyurulacağına dair seçimi, insanın kendi varoluşunu nasıl konumlandırdığı ile ilgilidir. Dolayısıyla, arzu bir gerçektir. Arzuların Yaratıcının isteğine göre doyurulması insanın görevi, kulluğu; narsist benliklerin kendi istedikleri biçimde, ilkelerden arınmış olarak arzularını doyurması ise insanın günahıdır.

            Zamanımızda kimi benlikler kendi varoluşlarını Yaratıcıdan bağımsız kılma uğraşısı, kimi benlikler ise kendilerini Yaratıcının ilkelerine emanet etme mücadelesi vermektedir. Bu uğraşı ile, arzuların ilkesiz bir şekilde tatmin etme gayreti ile arzuların Yaratıcının ilkelerine göre tatmin etme ve böylelikle Yaratıcıya kullukta bulunma gayreti birlikte gitmektedir. Yaratıcının koyduğu ilkelerden kendini bağımsızlaştırmış fakat kendinin kölesi olmuş olan arzunun, arzu nesnesi ile olan ilişkisi sadece anlık tüketilen zevkler düzeyinde kalır, insanın diğer insanî özelliklerinden sıyrılır. Çünkü insan sadece arzulardan oluşmuş değildir. Örneğin, cinsel arzuların nesnesi olan kadın ya da erkeklerin birbiriyle olan ilişkileri, cinsel arzularının anlık tatminine indirgenir. Tüm amaç arzunun arzu nesnesine ulaşması ve anlık bir haz yaşaması olunca, insanın kendi arzularını bir düzene sokmasına yardımcı olacak ilkeler ihlal edilir. Önemli olan, arzunun arzu nesnesi ile buluşması, tatmine ulaşmasıdır. Bu ise, insanın öncelikle kendisinin aldatılmasıdır.

            Örneğin bir günaha girerek eşini aldatan insan, gerçekte aldatılan insandır. Arzu (nefs), arzu nesnesine doğru yöneldiği anda, sadece kendini düşünür. Çünkü ilkelerden kopmuş bir arzu bencildir. Aynı kişinin (self) içinde beraber bulunan kalp, duygular, akıl, vicdan, ruh, sır gibi lâtifelerin varlığını kişiye unutturarak, sonrasında onların hissedeceği hisleri hesaba katmak istemez ve onların yaşayacaklarını hiç düşünmez. Arzu sadece kendi nesnesine ulaşmaya çabalar. Bu hâliyle Yaratıcının koyduğu ilkeler dışında hareket ederek arzuyu tatmin etme biçimleri, en başta o insanın içindeki vicdana, akla, duygulara, bilince, bedene ve ruha karşı bir hakaret, bir aldatmadır. İnsanın diğer parçalarını teşkil eden bu cihazlar sadece Yaratıcı adına yaşandığında, sadece Yaratıcının koyduğu ilkeler ile hareket edildiğinde mutlu olur. Yaratıcının ilkelerinden bağımsızlaşmaya çalışan bir benliğin etkisinde kendini düşünen arzular, aynı bedende bulunan bu cihazları böylelikle aldatmış olur.

            Bu yüzden, aldatan insan, aslında arzuları tarafından aldatılan bir insandır. Arzularınca aldatılan ‘aldatan insan’ın içindeki bu cihazlar suçluluk duygusu içinde çırpınır. Akıl, geçmiş ve geleceğe uzanarak, aldatılma olayının olası sonuçlarıyla ilgili topladığı endişeler ile o insanın zihnini döver. Beden, kendi içine bırakılmış milyonlarca sperm hücresi ile kirlendiğini hisseder. Bilinç, kendisinin o mükemmel evreni ve evrenin arka planındaki Yaratıcıya ait özellikleri anlayabilme özelliğinin arzularca ihmal edilerek, kendisinin işe yaramaz bir hiçe indirgendiğini hisseder. Her cihaz bir günahın altında kendilerine özgü biçimde ezilir. Hata, başka hataları sonuç verir. Kürtajlar, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, hamilelikler, babası-annesi belirsiz masum bebekler ilkesiz arzu doyumundan üreyen hatalardır.

            Modern hayat hem kendi hastalıklarını üretir, hem de ürettiği hastalıklarla savaşmaya çalışır. Oysa, fakihlerin üzerinde ittifak ettiği üzere, günahlar kadar, günahlara götüren yollar da günahtır. Kadınlar cennetleri olan evlerden sokaklara, caddelere, akşama kadar çalışılan boğucu dört duvarlı odalara çıkmışlardır. Kadınla erkek arasındaki mesafe modern hayatla birlikte tehlikeli bir yakınlığa dönmüştür. Her büyük aldatma küçük aldatmalarla başlar. Artık normalleşmiş olan küçük şakalar, sınırları belirsiz arkadaşlıklar, ‘ne olacak canım sadece arkadaşız’lar, karşılıklı fıkralaşmalar, imalar, birlikte hoş vakit geçirmeler, beraber iş seyahatleri, toplu yemekler, kahkahalar, cilveler, arzuları kabartmaya yönelik giyim kuşamlar, itiraf edilmeyen, üstü kapalı minik flörtlerdir. Bu minik flörtler kadın ve erkeğin arasındaki mesafenin azalmasının ürünüdür. Bu mesafesizlik benlikleri, arzuları canlı tutar. Kabaran, sürekli uyarılan arzular kadın ve erkekleri belli bir çekim alanı içine hapseder. Her minik flört aldatmaya dönüşmez. Ama her aldatmanın arka planında bu minik flörtler vardır. Kadın ve erkekler mesafesiz, sınırları son derece gevşek tutulan yaşama biçimlerinin bedelini pişmanlıklar, acı çekmeler, kırılmış kalpler, kavgalar, tartışmalar, bozulan ilişkiler, depresyonlar, kendine duyduğu saygının azalması, kendini değersiz görmeler ile öder.

            İnsan elinde iki seçenekle yaşar. Ya ilkeli yaşamak, yahut, aklını çıkarıp atarak hayvana benzer bir hayatı yaşamak. İkinci seçenek imkânsız gibidir. İnsan aklını, ruhunu, vicdanını çıkarıp atarak, sadece arzu olarak kalamaz. O zaman da anlık arzular, sürekli endişeler, elem ve kederlerin gölgesinde yok olur gider. Ruhuna, duygularına, aklına, bilincine, vicdanına uygun yaşayarak kendisiyle çelişmek istemeyen insanlar ise ilkeli bir yaşamı seçerler. Yaratıcının ilkeleri ufak ayrıntılardan başlar. Büyük günahlara giden yollar küçük günahlardır. Belki de ilk sakınılması gereken, üstü kapalı minik flörtler, küçük günahlardır.

            _________________________________________________EFENDİMİN ÜMETİ SİZİ COK SEVİYORUM

            #713436
            Anonim

              eğer bu yazıyı siz yazdıysanız yani kopya değilse sizi tebrik ederim mecaz…elinize sağlık..

              #713437
              Anonim

                kimse kimseye zorla is yaptirmiyor …
                saidnur.com un acilma nedenide belli o nedenin disina cikmak isteyen olmustur ama ordaki yoneticiler de gelin girin buraya dinin disinda felan filan isleri yapin demiyor

                begenmiyorsaniz rahatsizlik vermeyin !!!

                neyse bana musade selam ve dua ile

                #713438
                Anonim

                  ne oluyo yahu..hayırdır HuSRaN bişey olduda bizmi kaçırdık..

                  #713441
                  Anonim

                    mecaz- sanırım birşeyler anlatmaya calısmıssınız anladığım kadarıyla ama anlatmak istediğinizi ifade ederken kişileri zan altında bıraktığınızın farkında olmamıssınız. Bazı iddialarda bulunmussunuz bu iddiaları kaale alarak cevap vermeyi haddim görmüyorum.chat yada sohbet kanallarından söz etmişsiniz ama ben mi görmüyorum yada http://www.saidnur.org sitesinde sohbet mi var ? http://www.saidnur.com ise sohbet vardır evet ama sitenin muhteviyatına bakarsanız sohbet kanalınında neden acıldığını eğer aklınız sönmemiş ise kavrıyabilirsiniz… Kullanıcılar veya uyeler gayri mesru hallerde bulunuyor olması bunu siteye mal etmek ne kadar doğrudur ? Yada yöneticiler görmüş ve mudahale etmemiş bundan emin iseniz veyahut yöneticilerde eşlik etmiş ise deliliniz nerde ? Hulasa internette tanısma dan konu buraya gelmiş herneyse bizim internetteki amacımız ve gayemiz sitemizin en alt sayfasında hakkımızda bölümünde belirtilmişdir . Bunun dışında bir harekette bulunduğumuzu ispat eden varsa buyursun yoksa gereksiz yere bizleri itham etmesinler. Eğer kendi düşüncenizi paylasmak istiyrsanız bunu paylasırken daha dikkatli olmanızı ümid ederim niyeti gayemiz sizi kırmak veya size cevap yetişdirmek değil sadece mesajlarda site yönetcileri diye kısımlarda haksız olduğunuzu dile getirmek istedim. Bizi tanımadan bizden söz etmişsiniz tanımak istiyorsanız hakkımızdaki yazıyı okuyabilir tarihcemize bakabilirsiniz veyahut önce burada bizlerle mesai yaparsınız sonra hukumde bulunursunuz…

                    #713553
                    Anonim
                      Tarihci wrote:
                      hay Allah ben bu konuyu nasıl görmemişim .)

                      demek vesile olan yapan gibidir öylemi.. bu hayır cihetiyle doğrudur.. peki tüm yönleriyle bu böylemidir? düşünelim bakalım…

                      Allah ateşi yaratmış ki ben ısınayım diye yemeğimi pişireyim diye, demiri eritip şekle sokayım hayatımı kolaylaştırayım diye.. vs…..

                      ben ise bu faydalı işleri bırakıp o ateşle birilerini yakmışım, kendime zarar vermişim, ormanları yakmışım,, birilerinin mallarını yakmış onlara zarar vermişim… şimdi vesile olan yapan gibidir sırrına binaen demekki ateşi yaratmakla Allah (haşa) suçlu öylemi?

                      bir kaç abimiz bir araya gelmişler sanalda bir risale kanalı açmışlar ve niyetleri de risalelerden konuşmak bilgi paylaşmak soruları yanıtlamak olabildiğince mütaala etmek,,

                      bir kaç dengesiz de gelmiş bu gaye ile kurulan bu yerde gayri meşruu işler yapmış veya yapmak istemiş,,, şimdi burda halis niyetle kanalı acan abilerin ne sucu gunahı var? kötü niyetli olan ve kötü iş yapanlarındır suç.. haa abilerde bakmışlarki bu kanal amacı dışında kullanılıyor hemen lağvetmişler…

                      zamanım olsa nette forumda msn de karşı cinsle veya hemcinsle görüşmek konuşmak nedir ne değildir caizmidir nereye kadar caizdir anlatırdım ama zaman kısıtlı..

                      içimden dedim zaten nerde bu tarihçi abe yetişsede cevabını verse diee neyseki görmüşsün abi:)valla laf aramızda cevabınıda begendim yanee:)

                      #713554
                      Anonim
                        Tarihci wrote:
                        eyvallah…

                        zaman olsaydı daha neler yazacaktım da neyse…

                        tamam abii fazla enaniyet yapmaya gerek yok yanii demi:):)

                        #713555
                        Anonim

                          cok sey var derken cok sey bılıorum oluo ya o bakımdan şeee etmştim:)

                          #713562
                          Anonim

                            ben düsünürüm abii çok yönlüyüm ya:):)

                            #713564
                            Anonim
                              Tarihci wrote:
                              demek vesile olan yapan gibidir öylemi.. bu hayır cihetiyle doğrudur.. peki tüm yönleriyle bu böylemidir? düşünelim bakalım…
                              Allah ateşi yaratmış ki ben ısınayım diye yemeğimi pişireyim diye, demiri eritip şekle sokayım hayatımı kolaylaştırayım diye.. vs…..
                              ben ise bu faydalı işleri bırakıp o ateşle birilerini yakmışım, kendime zarar vermişim, ormanları yakmışım,, birilerinin mallarını yakmış onlara zarar vermişim… şimdi vesile olan yapan gibidir sırrına binaen demekki ateşi yaratmakla Allah (haşa) suçlu öylemi?

                              bu konu basligiyla alakasi yok ama nedemek istedin Tarihci, ben yine anlamadim… ^o)
                              Vesile olan elbette yapan gibidir.. verdigin ornek yanlis olmus bence. Herseyi yaratan Allah, bu soz kullar icin sadece…

                              Bir hadisi serif te, yeryuzunde gerceklesen her katl icin ilk katil olan Adem a.s. oglu Kabil’e bir gunah yazildigini bahsediyor bildigim kadarla, orijinal metin bulursam getiririm ins, yanlis olmasin…

                              sevab icin de gunah icinde ornekleri cogaltmak kolay..
                              tabii iyi niyetle yapilmis birseyi kotu niyetle takib etmek, ilk yapanin iyi niyetine zarar vermez, takibcisi ayni isi kotuluk icin yapiyorsa.. gunahi kendine olur.

                              Anne babalar bu yuzden evlatlarindan hesaba cekilecek, iyi veya kotu ornek olup olmadiklarindan…

                              haram piyango biletini, ickiyi satan insanlar bir defa alip kullananlardan daha gunahkar olur, yayginlastirip, gunaha vesile olduklari icin…

                              selametle

                              illailayh wrote:
                              ben düsünürüm abii çok yönlüyüm ya:):)

                              cok yonlu olmak guzel illailayh kardesim, ama bazen anlasilma sikintisi, kafa karisikligi hatta bas donmesi gibi yan etkileri oluyor :D… bendede var biraz, ordan biliyorum 🙂
                              selametle..

                              #713568
                              Anonim

                                Uyelik iptaline gerek yok Tarihci kardesim, Allah razi olsun..
                                aciklamalari fazlasiyla yapmissin..

                                “burda mevzuu bahis olan konumu z bu iki cihete dahil değdilir.. iyi niyetl e hazırlanmış bir ortamın başkaları tarafından kötuye kullanılması.. mesele si…”

                                benim kacirdigim nokta burasi olmus, e her konuda leb demeden leblebiyi anlayip derin dusunmeye alismissiniz Nurlarin kazandirimiyla, masaAllah.. 🙂
                                herkes siz degilki… :-[ biz biraz geriyiz, ikincide anca anliyoruz, :p akillanalim azcik diye de buralarda dolasiyoruz… 😀

                                sizler sagolun…

                                #713715
                                Anonim

                                  mecaz kardeş sohbet kanallarına girmeyiniz eğer ilim elde etmek risalei nurlarımızı daha iyi anlamak ve yaşamak istiyorsanız sadece nurlarla meşgul olun ve zihninizi bu tür şeylerle yormayın hayatınızın her yerinde ve aklınızda sadece risalei nurlar olsun olurmu???

                                15 yazı görüntüleniyor - 31 ile 45 arası (toplam 50)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.