- Bu konu 2 yanıt içerir, 4 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
26 Aralık 2009: 13:54 #651108
Anonim
Külli irade sahibi olan Allah, insana da cüz’i irade vermiştir. Canlılar içinde en güçlü irade insandadır. İnsana iradesi, Allah’ın rızasını kazanmak için verilmiştir.
Büyük işler başarmada Allah’ın verdiği irade çok önemlidir.
“Sosyal hayat ve çevrem nasıl olursa olsun, ben Allah’ın istediği gibi bir kul olmaya gayret edeceğim.”
“Bu sanatı en iyi şekilde öğreneceğim.”
“Başkasına muhtaç olmaktansa muhtaçlara yardım edecek hale gelmeye çalışacağım.”
“Yakınlarıma şu veya bu şekilde faydalı olmak istiyorum.”
“Hasta ve akraba ziyaretlerini artıracağım.”
“Kur’an’ı tecvitli ve mahreçli okumayı öğreneceğim.”
“Hiç olmazsa haftada bir gün derse (sohbete) gideceğim.”
Bu ve buna benzer kararlar, insanın iradesini kuvvetlendirir. Çalışma zevkini, dinini yaşamada şevkini artırır. Sabah uykunun en tatlı olduğu vakitte, sıcak yatağındaki adam, “Askerler, öğrenciler, işçiler sabahın erken saatinde kalkıyorlar. Çok şükür ben de Allah için kalkıyorum.” deyip, şevke ve heyecana gelmelidir.Almanya’da fabrikada çalışırken beş dakika geç kalan bir işçi, kapılar kapalı olduğu için içeriye girememiş. Ertesi gün personel müdürü, o işçiyi çağırıp sebebini sormuş. İşçi, “Beş dakika geç kalmakla ne olur ki?” diye itiraz etmiş. Bu söze çok sinirlenen patronu, ona uzun uzun beş dakikanın önemini anlatmış.
Burada önemli bir nokta vardır: İnsanın, iradesini onun rehberliği doğrultusunda yönlendirecek kadar inandığı, güvendiği, teslim olduğu şahıslar olmalıdır.
Mesela Bediüzzaman’ı Emirdağ’da ziyarete gittiğimde ona dedim ki; “Efendim, ben Kur’an okumayı bilmiyorum.” O da buyurdu ki; “Günah-ı kebairi terk, sünnet-i seniyyeye ittiba, namazı erkânıyla kılmak, sonunda tesbihatı çekmek…”
O zamanlar asker adamdım. Şöyle düşünüyordum: “Kumandana itaat ettiğim kadar Allah’a itaat etsem, evliya olurum.” Amerikalıya itaat et, Allah’a itaat etme! Bu, benim mantığıma sığmaz!..”
Peygamberimiz bir hadis-i şerifte, “çok olup devam etmeyen ameldense, az olup devam eden amelin daha hayırlı olacağını” bildirmiştir. Hayatta ne kadar başarılı insan gördümse hepsinin de istikrarlı insanlar olduklarına şahit oldum.Müslüman, eksik gördüğü tarafını düzeltmek için, o konuya her gün hiç aksatmadan yeteri kadar zaman ayırmalıdır. Bir süre çok yapıp, bir süre hiç yapmamak da istikrarsızlıktır. Bu da muvaffakiyete engeldir. Allah, bu iradeyi bize vermiştir..
Hekimoğlu İSMAİL26 Aralık 2009: 19:11 #762985Anonim
Bir gemi için dümen ne ise, insan için irade odur. İnsan irade ile devamlı beyne mesajlar gönderir. Beyin net mesajlar ister. Kararsızlık insanı ruhen zayıflatır. Bir ordu komutanı askerlerine, “Şöyle yapsanız herhalde iyi olur.” ; “Sanıyorum şöyle yapmanız gerekiyor” gibi ifadeler kullansa kimseyi harekete geçiremez. Başarılı bir komutan, net ifadelerle emir ve direktiflerini verir. Onun gibi, “Bugün şu kitabı okusam herhalde iyi olur.” “Sanıyorum ders çalışmam gerekiyor” tarzında kararlar alan birisi hedefe varamaz. “Mutlaka okumalıyım, çalışmalıyım” diyen birisi ise, adım adım hedefine ulaşır.
İnsanın fiilleri meyillerden doğar. Meyiller ise; akıl, duyu organları ve latifelerle beslenir. İnsandan güzel fiillerin meydana gelmesi, bütün bunların irade dümeni ile güzel şeylere yönlendirilmesiyle mümkündür. Mesela, diğer gün zor bir imtihanı olan talebe, “mutlaka başarmalıyım” diye başarıya doğru meyleder. Bu meyil, onu çalışmaya sevk eder. Kendisi ders çalışırken dışarıda oyun oynayan arkadaşlarını görse bile, iradesi buna engel olur, oyunu en azından imtihan sonrasına erteletir.
“Sabah saat beşte uyanmalıyım” diyen birisi, saatini kurmasa bile o vakitte uyanır. Saatini sabah beşe kuran, fakat iradesini buna yönlendirmeyen ise, çalan saati duymayacaktır.
Kuvvetli bir evlenme isteği içinde olan bir genç, aklının öne sürdüğü “bak, daha okuyorsun. Bir ev geçindiremezsin” gibi gerekçeleri dinler, evliliğini tehir eder. İmanlı birisiyse, nefse hakimiyet için oruç tutar, hayalen dahi olsa, müstehcen görüntülerden kaçınır. Eğer dini bir terbiye almamışsa, o kuvvetli evlenme meyli, onu gayr-i meşru yollara sevk eder.
Alışkanlıklar zamanla insan kalbinin derinliklerine kök salar. Öyle ki, kişi istese bile iradesini isteği dışında kullanır.
İlim zekâya, amel iradeye bakar. Sadece ilmî terbiye gören birisi, amelde çok falso yapabilir. Sözgelimi, sigara içen hemen herkes bunun zararlı olduğunu bilir. Fakat o sigarayı bırakmak, sadece ilim işi olmadığından, ancak kuvvetli bir irade gösterebilenler bırakmakta başarılı olurlar.
Kur’an-ı Kerim, sadece ilmin yetmediğini beyan sadedinde şunu ders verir:
“Onlara o herifin kıssasını oku ki, ona ayetlerimizi sunmuştuk da, o onlardan sıyrıldı çıktı. Derken onu şeytan arkasına taktı da, sapkınlardan oldu. Eğer dileseydik biz onu o ayetlerle yükseltirdik. Lakin o, yere (süfli şeylere) saplandı ve hevasının ardına düştü. Artık onun meseli, o köpeğin meseline benzer ki, üzerine varsan dilini sarkıtır solur, bıraksan yine dilini sarkıtır, solur. İşte bu, ayetlerimizi yalanlayan kimselerin meselidir.” (A’raf Suresi, 7/175,176)
Ayet, ilminin hilafına amel eden kötü alimi anlatmaktadır. Böylelerinin dalalete düşmesi bilmemekten değil, irade terbiyesinin olmayışındandır.
İslamiyet, insanları başıboş bırakmaz, onları yönlendirir. “Şu haramdır, uzak dur! Bu helaldir, istifade et!” der. Bu yönden baktığımızda, irade eğitiminin esasının dindarlık olduğunu söyleyebiliriz. Dine kuvvetli inanan birisi, iradesini dinin gösterdiği esaslar doğrultusunda kullanır, haramdan kaçar, helalden yararlanır. Dini bir terbiye almayan birisi ise, iradesinin dizginini nefis ve şeytana verir. Nefis ve şeytan, böyle kişilerin iradelerini şehvet tarlalarına, isyan bataklıklarına yönlendirir.
Selam ve dua ile…
Sorularla Risale-i Nur Editör10 Şubat 2010: 08:19 #766017Anonim
Güncelleme…
10 Şubat 2010: 08:41 #766020Anonim
İnsan alışkanlılarının çocuğudur…inanırım…
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.