• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #682050
    Anonim

      İş Bildiğiniz Gibi Değil…

      Cenâb-ı Hak buyuruyor:
      “Sonra şüphesiz, siz de kıyamet günü, Rabbinizin huzurunda dâvâlaşacaksınız.” (Zümer, 31)

      Rasûlullah (sav) buyurdular:
      “Kıyamet günü birbiriyle ilk dâvalaşacak olan kadın ile erkektir. Vallahi! Kadının dili konuşmayacak, ama el ve ayakları kendi aleyhine olmak üzere, işlediği yüz kızartıcı şeylere şâhitlik edecektir. Erkeğin el ve ayakları da eşine yaptığı eziyetler hakkında aleyhinde şâhitlikte bulunacaktır.” (Deylemî, hadis no: 37)

      Zübeyr b. Avvâm (ra)’ın şöyle dediği rivâyet edilmiştir: “Sonra şüphesiz, siz de kıyamet günü, Rabbinizin huzurunda dâvâlaşacaksınız.” (Zümer, 31) âyeti nâzil olunca, dedim ki: “Yâ Rasûlullah! Dünyada iken aramızda gerçekleşen özel günahlar” yâni davalaşmalar dışındaki bize özel günahlar “bize tekrar tekrar sorulur mu?” Şöyle cevap verdi: “Evet, her hak sâhibine hakkını verene kadar size tekrar tekrar sorulur.” Bunun üzerine Zübeyr (ra) şöyle demiştir: “Vallahi, öyleyse iş gerçekten çetin.” (İbn Kesîr, IV, 52)
      Bir hadiste de şöyle buyurulmaktadır: “İnsanlar arasındaki dâvâlaşma o kadar sürecektir ki, hattâ ruh ile cesed dahi birbiriyle dâvalaşacaktır. Cesed ruha: “Ben yere atılmış bir kütük mesabesinde idim, hiçbir şeye gücüm yetmezdi” der. Ruh da: “Ben de sadece bir rüzgâr idim, benim de bir şey yapmaya gücüm yetmezdi!” diye cevap verir. Bunun üzerine onlara şu âmâ ile yatalak meseli verilir: Âmâ yatalağı taşımakta, yatalak da âmâya yol göstermektedir. Yatalak gözü ile yol gösterirken, âma da ayakları ile onu taşımaktadır.” (İbn Kesîr, IV, 53)

      Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)
      er-Raûf: Yarattığı mahlûkuna karşı çok şefkatli, merhametli ve çok cömert olan demektir.

      Kısa Günün Kârı
      Cenâb-ı Hakk’ın kullarına bahşettiği bir hakkı çiğnemek, büyük günahlardandır. Yüce Rabbimiz kendisine karşı işlenen hatâ ve günahları affettiği hâlde kul hakkını bunun dışında tutmuştur. Kul hakkını affetmeyi, zulme uğrayan kulunun irâdesine bırakmıştır. Dolayısıyla, herhangi bir kul hakkı sebebiyle tevbe edecek olan kişinin, evvelâ hakkını yediği kimseden helâllik alması şart koşulmuştur.

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.