• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #666902
    Anonim

      Rûm pâdişâhının elçisi geldiği vakit, Eshâb-ı Güzîn
      rıdvânullahi taalâ aleyhim ecmaîn Hazret-i Ömerin radıyallahü anhın
      yanında otururlar idi. Hazret-i Ömer, hurma lifinden bir gömlek
      giymiş, tam 9(dokuz) yerinden yamanmış idi. Acabâ, sultânım, mübârek
      arkanıza bir kaftan alsanız câiz olmaz mı? dediklerinde, hemen Hz.Ömer
      radıyallahü anh gadaba gelip, dedi ki:

      “Dahâ bu itibâr görmek arzûsundan kurtulmadınız mı? Dîn-i islâmda
      kudreti böyle mi fehm ettiniz(anladınız)?. Bize dîn-i islâmın şerefi
      yetmez mi? Dîn-i islâmdan efdal ve eşref bir nesne varmıdır ki, ona
      itibâr edersiniz? Bu saadet ve bu devlet (Allahın büyük bir nimeti)
      ki, Hak subhânehü ve teâlâ hazretleri bize ihsân eylemişdir. Kime
      müyesser olmuştur ki, dîn-i islâm tâcını başımıza koydu. Şer’i şerîfi
      Muhammedî elbisesini arkamıza giydirdi. Kalbimizi kelime-i şehâdet ile
      münevver eyledi. Allah, Allah! Dîn-i islâm kadrini bilmemişsiniz.
      Ancak kendinizi halka libâs(elbisler) ile mi göstermek istersiniz?”

      O şekilde gadaba geldi ki, belki kimse öyle gadaba gelmemişdir.
      Söyliyenler pişmân olup, artık, cevâba kâdir olmayıp, başlarını
      aşağıya eğip, sükût eylediler. Şimdi, bizim sultânlarımız bu hâl ile
      dünyâda geçinip, asla itibâr etmeyince, bize de lâyık olan budur ki,
      onların yolunu gözetip, kıyâmet gününde, Allahu Taalânın huzûruna ve
      Habîbullah Hz.Muhammed “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” huzûruna
      varınca mahcûb olmayalım.

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.