- Bu konu 4 yanıt içerir, 5 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
4 Aralık 2007: 12:47 #646418
Anonim
Aisha Deniz Caparros Machuca acepto la religion que Allah propuso para todos…
Ayşe Deniz Caparros Machuca Allah’ın herkes için uygun gördüğü dini kabul etti…Türkiye’ye gelmeye karar verdiğimde, şimdi bir seneden fazla oldu, Beni burada bekleyen bu kadar iyi insanları ve olayları hiç hayal etmemiştim. “Her şey tehlike ve risk görünüyordu. Ailem ve arkadaşlarım daha iyi bir iş imkanımın, aile ve arkadaşlarımın da olmayacağı başka bir ülkeye gitmeye karar verdiğimi duyduklarında memnun olmadılar ama bunu istediğim hepsi için beni desteklediler. Bunu başlangıçta bir macera olarak gördüm. Bugün dahi burada yaşamayı neden bu kadar istemiş olduğumu ve hala neden burada yaşamaya devam ettiğimi bilmiyorum. Bu ruhumdan ve kalbimden gelen bir şey ki kelimelerle açıklayamayacağım bir durum. İçimden bir şey bana burada önemli bir şeyler yapmam gerektiğini. Her gün işimi daha çok seviyorum ve ailem gibi hissettiğim arkadaşlarım var ve mutluyum. Ve bir şeyler daha var olduğunu içimde hissediyorum. Bunu Risale-i Nur tercümelerine bağlıyorum.
Buraya vardığım zaman çalışacağım eğitim merkezinde ne yapacağımı çok iyi de bilmiyordum. Ama biliyordum ki İşveren Mehmet bey bir tercüme meselesinden bahsetmişti ve ona bu konuda yardım edilecekti. Doğruyu söylemek gerekirse bunların dini kitap olduğunu bilmiyordum. Bu kitapların adı Risale-i Nur idi ve onları tercümeye başladıktan sonra kendimi daha iyi hissetmeye başladım. Her ne kadar kendimi burada ki hayata çabuk alıştırmış olsam ve kendimi mutlu hissetsem de, çevirileri yapıyor olmam bana çok yardımcı oldu ve bir çok şeyleri daha iyi anlamamı sağlamakla birlikte, çeviri yaptığım zamanlarda büyük bir sakinlik ve huzur hissediyordum.
Bu kitaplarda benim düşünce şeklime uyan bir benzerlik buldum ve böylece Risale-i Nur vasıtasıyla Kur’an’a ulaşmış oldum. Kur’an’ın güzelim ayetleri bana bir nevi mucizevi görünüyorlardı. Bir insan bunu yazmış olamazdı. Hiçbir an inanıp inanmamakta şüphe yaşamadım, sadece inandım.
Şunu söylemem gerekir ki, İspanya’da yaşıyorken, dinle ilgili problemler yaşıyor ve tartışıyordum. Hz.İsa (as)’ın veKutsal Ruhun Allah ile aynı olabileceğini hiçbir zaman kabul edemedim. Ve çoğu kilisenin dini uygulama şekli normal değildi ve bir çok kere bir ibadet yerinden ziyade bir ticarethane gibi görülüyordu. Yinede hiçbir zaman bizi bir Üstün gücün yaratmış olduğu ve her şeyi planladığı inancından uzak kalmadım. Yani, İslamı kabul etmek benim için zor olmadı, biraz tabii bir şekilde oldu ve fazla farkında olmadım.
Böylece bir şeyler yapmam gerektiğini ve tamamlamam gereken görevlerim olduğunu hissetmeye başladım. Ve Ramazan da oruç tuttum. Bunu geçen sene İspanya’dan geldiğimde yapmıştım ama o zaman o tecrübeyi yaşamak ve bir reto olarak yapmıştım. Ama bu seneki Ramazan farklı oldu. Onu hissediyor ve mutlu oluyordum. Bu şekilde daha da kolay geçirmemi sağlamış oldu ve oldukça zevk aldım.
O dönem İslamın bir parçası olduğumu anlamaya başladığım dönem oldu. Başkaları benim oruç tuttuğumu fark edince bana nedenini ve Müslüman olup olmadığımı soruyorlardı. İlk önceleri ne söyleyeceğimi bilemeden öyle kalıyordum ve cevabım aşağı yukarı şöyle oluyordu: ” Eğer Müslümanlığın ne olduğunu bana söylersen, bende Müslüman mıyım değil miyim sana söylerim. Eğer Müslümanlığı Allah’a inanmak, Kur’an’ı ve Kur’an’ın gönderildiği Hz. Muhammed’e ve Ondan öncekilere inanmak olarak tanımlarsan, o zaman ben müslümanım.”
Sonra ilginç daha başka şeyler oldu. Normalde ben rüyalarımı uyanınca hatırlamam. Ama bu son ay içerisinde iki önemli rüya gördüm. Birincisini gördüğümde İstanbul’da Adalet başlıklı Simpozyuma katılmak için bulunmaktaydım. Rüyamda, İspanya’daki ailemin evindeydim ve masada yemek yiyorduk. Said Nurssi’de oradaydı. Üstad konuşuyordu ve ben aileme onun söylediklerini onlar Türkçe bilmedikleri için tercüme ediyordum! Ağlayarak uyanmıştım ama mutluluk gözyaşı vardı. Benim için rüya, gerçeğe yakınlaşmak ifade ediyordu. Ben Risaleleri tercüme ediyorum ki, dili İspanyolca olan diğer insanlar da bu gerçekleri anlarlar ve benim gibi onlarında kalbine nurlar girmiş olur.
Diğer rüyam yaklaşık bir hafta önce oldu. Bir daire arıyordum ve çok hoşuma giden bir ev bulduydum. O gece rüyamda Said Nursi hazretleri o evin salonunda bana isim koyuyordu. Üç kere “Ayşe Deniz” dedi. Takip eden gün o evi tuttum ve umarım artık bana Ayşe Deniz diye seslenirler.
Sadece Allah bilir ama, buraya gelmemiş olsaydım ve Risale-i Nur’lar benim elime tercüme için verilmemiş olsaydı, İslamın nurları beklide benim kalbime ulaşmış olmayacaktı.
Cuando decidí venir a Turquía, hace ya más de un año, jamas imaginé todas las cosas y personas buenas que me esperaban aquí. Parecía que todo eran peligros y riesgos. Mi familia y amigos no se alegraron al saber que abandonaría España, para ir a otro país donde no tendría un trabajo mejor, ni familia, amigos, etc…Sin embargo, todos me apoyaron porque yo quería hacerlo. En un principio lo vi como una aventura, aún hoy no sé muy bien por qué quería tanto vivir aquí, tampoco por qué sigo aquí, es algo que viene del alma y del corazón y no se puede explicar con palabras, algo me dice que tengo cosas importantes que hacer aquí. Cada día me gusta más mi trabajo, tengo amigos que son como mi familia y estoy feliz, pero sé que hay algo más, yo lo atribuyo a las traducciones del Risale-i Nur.
Al llegar no sabía muy bien en qué consistiría mi trabajo en la escuela, pero sabía que tendría que ayuar a Mehmet Bey en unas traducciones, sinceramente no imagine que fueran libros religiosos. Cuando comencé a leer los libros y traducirlos me empecé a sentir mejor. Aunque me había adaptado más o menos rápido y estaba contenta, hacer las traducciones me ayudó mucho, podía comprender mejor muchas cosas y sentía una gran tranquilidad y paz en esos momentos.
En los libros encontré una forma de pensar muy similar a la mia y así a través del Risale-i Nur llegué al Corán. Los bellos versos del Corán me parecían algo verdaderamente milagroso, un ser humano no podía haber escrito eso. En ningún momento tuve dudas sobre creer o no creer, simplmente creí.
Debo decir que cuando vivía en España tuve problemas y discusiones en cuanto a la religión. Nunca pude aceptar que Jesús o el Espíritu Santo fueran igual que Allah. Además las prácticas de muchas iglesias no son normales y en ocasiones se parecen más a un negocio que a un lugar de oración. Sin embargo, nunca he dejado de creer que un Ser superior nos ha creado y lo ha planeado todo. Así que aceptar el Islam no fue dificil para mi, sucedió de una manera natural y sin darme mucha cuenta.
Así comencé a sentir que debía de hacer cosas, que tenía deberes que cumplir. Y en el mes de Ramadán, ayuné. Ya lo había hecho el año anterior, justo al llegar de España, pero lo había hecho para vivir la experiencia y como un reto. Esta vez era diferente, ahora lo sentía y lo hacía feliz, lo cual lo hizo más fácil de llevar, y pude disfrutarlo muchísimo.
Fue en esa época cuando empece a asimilar que ya era parte del Islam. Al enterarse que ayunaba la gente solía preguntarme que por qué lo hacía, que si era musulmana. Yo me quedaba parada sin saber muy bien que responder, y mi respuesta era algo como: “Si me explicas que es “ser musulmán”, podré decirte si lo soy o no. Si consideras ser musulmán creer en Allah, aceptar el Corán y a su revelador el Profeta Muhammed (y otros profetas anteriores). Pues entonces sí, soy musulmana.”
Después pasaron otras cosas interesantes. Normalmente no recuerdo mis sueños, sin embargo en este último mes he tenido dos muy importantes. El primero lo tuve en Estambul, estaba allí para asistir en el Simposium Internacional “Adalet”. Soñe que estaba en España, en casa de mi familia, todos estabamos sentados en la mesa comiendo y tambien estaba allí Said Nursi. El maestro hablaba y yo les explicaba en español a mi familia lo que decía, ya no podían entender el idioma. Desperté llorando pero con sensación de felicidad. Para mi el sueño es una aproximación a la realiadad. Yo traduzco sus libros para que el resto de la gente que habla español pueda entenderlos y como yo, dejar que la luz entre en sus corazones.
El segundo de los sueño fue hace menos de una semana, había estado buscando piso y había visto una casa perfecta para mi, esa noche soñe que en el salón de esa casa, Said Nursi me ponía nombre: “Ayşe Deniz” dijo tres veces. Al día siguiente alquilé el piso y espero que pronto la gente pueda llamarme así.
Sólo Allah lo sabe, pero creo que si no hubiera venido a trabajar a aquí, si Mehmet Bey no hubiera puesto los libros del Risale-i en mis manos, la luz del Islam no habría llegado hasta mi corazón.
4 Aralık 2007: 13:36 #717454Anonim
Ne mutlu,
Allah razı olsun abi paylaştıgınız için.Sevindirici,ümit aşılayan bir heyecan uyandırdı bende. :'(5 Aralık 2007: 09:26 #717552Anonim
Amin, ecmain inşallah..
İspanya çok konuşulan bir dil.. Bu dili kullanan insan sayısı birkaç yüz milyon galiba.. Tam emin değilim ama..
Aslında öğrenmek lazım.. 🙂
Ne yapsak ki.. 😉5 Aralık 2007: 15:20 #717569Anonim
MasaAllah, Paylasim icin Allah razi olsun agabey..
Rabbimiz boyle guzelliklerden ummeti mahrum etmesin ins..ne kadar guzel bir mujde.. :'(
Allah sayilarini artirsin, bizleride onlarida hizmette istihdam etsin daima..aminAllah’a emanet olun..
5 Aralık 2007: 16:03 #717574Anonim
adese wrote:Amin, ecmain inşallah..
İspanya çok konuşulan bir dil.. Bu dili kullanan insan sayısı birkaç yüz milyon galiba.. Tam emin değilim ama..
Aslında öğrenmek lazım.. 🙂
Ne yapsak ki.. 😉ingilizceyi ögrendik kaldı ispanyolca:):) çok mutluluk verici hakikatleri keşfetmişler ALLAH muvaffak kılsın..bizleride onlar gibi safi etsin inşallh..
7 Aralık 2007: 09:43 #717705Anonim
Amin, inşallah..
Bir dil öğrenmeyi düşünüyorum birkaç yıl sonra ama o zmana kadar kim öle kim kala.. 🙂
Dil tercihi yapmak lazım tabi önce.. O yüzden dedim yan.. 🙂
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.