• Bu konu 2 yanıt içerir, 4 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
4 yazı görüntüleniyor - 1 ile 4 arası (toplam 4)
  • Yazar
    Yazılar
  • #652108
    Anonim
      İnsan bir taş gibi varlığa karşı duyarsız olmadığı gibi, bir ağaç ve hayvan gibi de kainatla ilgisi sınırlı değildir. İnsan diğer bütün varlıklardan farklı olarak bütün kainatla alakadardır. Yağmurla, depremle, sinekle, inekle, atomla, yıldızla ve hakeza bütün varlıklarla alakadardır. Oralardan gelen güzel şeylerle mutlu olduğu gibi, menfi şeylerle de huzursuz ve mutsuz oluyor. Olay ve hadiselere kader canibinden bakmayan ve her şeyi sebepler çizgisinde gören insanlar için bu lalakadarlık bir huzursuzluk kaynağı olarak ortaya çıkmaktadır. Her olay ve hadiseye Kuran ve sünnet perspektifinde bakanlar için ise bütün olaylar ibretle izlenmesi gereken birer tefekkür tablosudur. Bu konuyu daha güzel izah edecek olan ve Kastamonu lahikasında geçen şu ifadelere bakalım:

      “Evet, şimdi küre-i arzda herkes ya kalben, ya ruhen, ya aklen, ya bedenen gelen musibetten hissedardır, azap çekiyor, perişandır. Bilhassa ehl-i dalâlet ve ehl-i gaflet, rahmet-i umumiye-i İlâhiyeden ve hikmet-i tamme-i Sübhâniyeden habersiz olduğundan, nev-i beşere rikkat-i cinsiye, alâkadarlık cihetiyle, kendi eleminden başka nev-i beşerin şimdiki elîm ve dehşetli elemleriyle dahi müteellim olup azap çekiyor. Çünkü, lüzumsuz ve mâlâyâni bir surette vazife-i hakikiyelerini ve elzem işlerini bırakıp âfâkî ve siyasî boğuşmalara ve kâinatın hâdisâtına merakla dinleyerek, karışarak ruhlarını sersem ve akıllarını geveze etmişler ve bilerek kendi zararına fiilen rıza göstermek cihetinde, “Zarara razı olana şefkat edilmez” mânâsındaki اَلرَّاضِى بِالضَّرَرِ لاَيُنْظَرُلَهُ kaide-i esasiyesiyle şefkat hakkını ve merhamet liyakatını kendilerinden selb etmişler. Onlara acınmayacak ve şefkat edilmez. Ve lüzumsuz başlarına belâ getirirler.

      Ben tahmin ediyorum ki, bütün küre-i arzın bu yangınında ve fırtınalarında selâmet-i kalbini ve istirahat-ı ruhunu muhafaza eden ve kurtaran yalnız hakikî ehl-i iman ve ehl-i tevekkül ve rızadır. Bunların içinde de en ziyade kendini kurtaranlar, Risale-i Nur’un dairesine sadakatle girenlerdir.

      Çünkü bunlar, Risale-i Nur’dan aldıkları iman-ı tahkikî derslerinin nuruyla ve gözüyle, herşeyde rahmet-i İlâhiyenin izini, özünü, yüzünü görüp herşeyde kemâl-i hikmetini, cemâl-i adaletini müşahede ettiklerinden, kemâl-i teslimiyet ve rızayla, rububiyet-i İlâhiyenin icraatından olan musibetlere karşı teslimiyetle, gülerek karşılıyorlar, rıza gösteriyorlar. Ve merhamet-i İlâhiyeden daha ileri şefkatlerini sürmüyorlar ki, elem ve azap çeksinler.“

      #739178
      Anonim

        her bir mahluk esma’dan birisine ve ya bir çoğına ayinedarlık yapınca ..

        nasıl tüm kainatla alakadar olmasın insan ..
        tüm kainat kendisi, kendisi bir kainat ..
        sonsuz hayal gücü bize verilmiş,
        sonsuz sevgi bize verilmiş,
        akıl bize verilmiş,
        Elhamdulillah ..

        daha da fazla alakadar olmayı,
        esma nın tecellilerine daha çok tanıklık edebilmeyi nasip etsin Rabbimiz ..

        #739223
        Anonim

          Amin teşekkürler..

          #739224
          Anonim

            amin..teşekkürler millet çok güzlel 🙂

          4 yazı görüntüleniyor - 1 ile 4 arası (toplam 4)
          • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.