- Bu konu 3 yanıt içerir, 5 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
14 Nisan 2010: 04:31 #661929
Anonim
Bismillahirrahmanirrahim
Azîz kardeşlerim, siz katî biliniz ki, Risâle-i Nur ve şâkirtlerinin meşgul olduklan vazife rûy-i zemindeki bütün muazzam mesâilden daha büyüktür. Onun için, dünyevî merakâver meselelere bakıp, vazife-i bâkiyenizde fütur getirmeyiniz. Meyve’nin Dördüncü Meselesini çok defa okuyunuz, kuvve-i mâneviyeniz kırılmasın.
Evet, ehl-i dünyanın bütün muazzam meseleleri, fânî hayatta zâlimâne olan düstur-u cidâl dairesinde gaddarâne, merhametsiz ve mukaddesât-ı dîniyeyi dünyaya fedâ etmek cihetiyle, kader-i İlâhî, onların o cinâyetleri içinde, onlara bir mânevî cehennem veriyor. Risâle-i Nur ve şâkirtlerinin çalıştıkları ve vazifedar olduklan fânî hayata bedel, bâkî hayata perde olan ölümü ve hayat-ı dünyeviyenin perestişkârlarına gâyet dehşetli ecel celladının hayat-ı ebediyeye birer perde ve ehl-i îmânın saadet-i ebediyelerine birer vesîle olduğunu iki kere iki dört eder derecesinde katî ispat etmektedir; şimdiye kadar o hakîkati göstermişiz.
Elhâsıl, ehl-i dalâlet, muvakkat hayata karşı mücâdele ediyorlar. Bizler, ölüme karşı nûr-u Kur’ân ile cidâlde onların en büyük meselesi (muvakkat olduğu için) bizim meselemizin en küçüğüne (bekâya baktığı için) mukâbil gelmiyor. Mâdem onlar dîvânelikleriyle bizim muazzam meselelerimize tenezzül edip karışmıyorlar; biz, neden, kudsî vazifemizin zararına, onların küçük meselelerini merakla takip ediyoruz?
Bu âyet “Siz doğru yolda oldukça, sapıtmış olanlar size zarar veremez.” (Mâide Sûresi: 105.) ve usûl-ü İslâmiyetin ehemmiyetli bir düsturu olan “Başkasının dalâleti sizin hidâyetinize zarar etmez. Sizler, lüzumsuz onların dalâletleriyle meşgul olmayasınız…” düsturun mânâsı, “Zarara kendi râzı olanın lehinde bakılmaz. Ona şefkat edip acınmaz.”
Mâdem bu âyet ve bu düstur, bizi zarara bilerek râzı olanlara acımaktan menediyor, biz de bütün kuvvetimiz ve merakımızla, vaktimizi kudsî vazifeye hasretmeliyiz. Onun haricindekileri mâlâyânî bilip, vaktimizi zâyi etmemeliyiz. (Emirdağ Lâhikası-I)12 Temmuz 2010: 09:40 #772818Anonim
Allah cc razı olsun
Üstad’ın dediği gibi;
Şu dünyanın en büyük teferruatı, ahiretin zerresine mukabil gelmiyor..
Rabbim düşünen, idrak eden, vazifesini hakkıyla ifa eden kullarından eylesin amin12 Temmuz 2010: 16:24 #772828Anonim
@akna 200629 wrote:
Allah cc razı olsun
Üstad’ın dediği gibi;
Şu dünyanın en büyük teferruatı, ahiretin zerresine mukabil gelmiyor..
Rabbim düşünen, idrak eden, vazifesini hakkıyla ifa eden kullarından eylesin aminamin inşallah…
10 Ağustos 2010: 18:48 #774130Anonim
Bu âyet “Siz doğru yolda oldukça, sapıtmış olanlar size zarar veremez.” (Mâide Sûresi: 105.)
Mâdem bu âyet ve bu düstur, bizi zarara bilerek râzı olanlara acımaktan menediyor, biz de bütün kuvvetimiz ve merakımızla, vaktimizi kudsî vazifeye hasretmeliyiz. Onun haricindekileri mâlâyânî bilip, vaktimizi zâyi etmemeliyiz. (Emirdağ Lâhikası-I)Bu sözün karşısında eğilirim…Allah razı olsun.
10 Ağustos 2010: 19:29 #774538Anonim
Bu âyet “Siz doğru yolda oldukça, sapıtmış olanlar size zarar veremez.” (Mâide Sûresi: 105.) ve usûl-ü İslâmiyetin ehemmiyetli bir düsturu olan “Başkasının dalâleti sizin hidâyetinize zarar etmez. Sizler, lüzumsuz onların dalâletleriyle meşgul olmayasınız…” düsturun mânâsı, “Zarara kendi râzı olanın lehinde bakılmaz. Ona şefkat edip acınmaz.”
allahrazı olsun
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.