• Bu konu 0 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #638280
    Anonim

      Şuara Suresi’nin 89. ayetinde cennete girecek olanların “Ancak Allah’a
      selim (temiz) bir kalp ile gelenler…”olduğu bildirilir.Ancak
      Kuran’da bildirilen kalp temizliği, günümüz toplumlarından bazılarının
      anladığı gibi bir temizlik değildir. “Kalp temizliği”nin öneminden
      yola çıkarak, “ben insanlara hiç kötülük yapmıyorum, fakirlere arada
      sırada yardım ediyorum, demek ki Allah’ın istediği ahlaktayım” demek,
      kendi kendini aldatmaktan başka bir şey değildir. Çünkü Kuran’a göre
      kalbin temiz olması demek, Allah’a yönelmiş ve O’na itaat etmiş olmak
      demektir.
      Belki bazı insanlar, arada sırada fakirlere yardım ederek,hayvanlara
      yiyecek vererek, komşularına gülümseyerek,”iyi insan” olarak
      tanınabilirler. Ancak cehennemden kurtulmanın,Allah’ın rızasını ve
      rahmetini kazanmanın yolu “iyi insan”
      olarak tanınmak değil, Allah’ın Kuran’da tarif ettiği şekilde bir
      mümin olmaktır.Bu ahlakı kazanmadan yapılan ve cahiliyenin kendi değer
      yargılarına göre “iyilik” olarak kabul edilen bir davranışın, Allah
      Katında herhangi bir değeri olmayabilir.

      *Hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram’ı onarmayı,Allah’a ve ahiret
      gününe iman eden ve Allah yolunda cehd edenin (yaptıkları) gibi mi
      saydınız? (Bunlar) Allah Katında bir olmazlar. Allah zulmeden bir
      topluluğa hidayet vermez. (Tevbe Suresi, 19)*

      *Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz iyilik değildir.Ama iyilik,
      Allah’a, ahiret gününe, meleklere,
      Kitaba ve peygamberlere iman eden; mala olan sevgisine rağmen, onu
      yakınlara, yetimlere, yoksullara,yolda kalmışa, isteyip-dilenene ve
      kölelere (özgürlükleri için) veren; namazı dosdoğru kılan, zekatı
      veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler ile zorda,
      hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda sabredenler(in tutum ve
      davranışlarıdır). İşte bunlar,doğru olanlardır ve müttaki olanlar da
      bunlardır.(Bakara Suresi, 177)*

      Kuran’a göre kalbi temiz olan insan, Allah’a iman eden,Allah’ın emir
      ve yasaklarına harfiyen uyan, O’na teslim olmuş insandır.Buna göre,
      kalbi temiz olan insan,
      sürekli Allah’ı anan ve kalbi Allah’ın zikriyle “mutmain” olmuş
      (tatmin bulmuş) kişidir. Öyle ki Kuran’da müminler şöyle tarif edilir:
      *Bunlar, iman edenler ve kalpleri Allah’ın zikriyle mutmain
      olanlardır. Haberiniz olsun; kalpler yalnızca Allah’ın zikriyle
      mutmain olur. (Rad Suresi, 28)*

      *Bir başka ayette ise müminlerden şöyle söz edilir: Onlar ki, Allah
      anıldığı zaman kalpleri ürperirr30;(Hac Suresi, 35)*

      *Yine bir başka ayette, müminlerin kalplerinin “Allah’ın ve haktan
      inmiş olanın zikri için saygı ve korku ile yumuşadığı”(Hadid Suresi,
      16) haber verilir.*

      Dolayısıyla kalp temizliği, insanı Allah’tan uzaklaştıran tüm
      engellerin kalpten arındırılmış olması anl….. gelir. Böyle bir insan
      dünya hırsından, bencillikten, korkudan, güvensizlikten uzak olur.
      Allah’tan başka varlıklara bağlanmaktan, onlara
      Allah’tan bağımsız bir sevgi duymaktan kurtulur.Kısacası Allah’a itaat
      etmeyen ve Müslümanlığın gereklerini yerine getirmeyen insan için
      “kalp temizliği”nden söz edilemez.”Benim kalbim temiz, dine uymasam da
      olur” diyenler, Allah’ı ve müminleri aldattıklarını sanabilirler, oysa
      yalnızca kendilerini aldatmaktadırlar. Bu ifade ancak, ibadetlerini
      uygulamaktan kaçınan ve yanlış bir yaşam tarzını Müslümanlık olarak
      göstermeye çalışan bir insanın samimiyetsizliğidir.

      #693460
      Anonim

        Allah razı olsun kardeş çok güzel bir konuya değinmişsin.ama acaba çalışabilecek durumdayken dilenene para vermek doğrumudur?onu çalışmaya yönlendirmek gerekmez mi?

      2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
      • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.