• Bu konu 0 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #655139
    Anonim

      Nefsini bırak! Ve ondan uzaklaş!.. Nisbî olarak kendine izafe ettiğin mülkten ayrıl!.. Hepsini Al­lah’a teslim et!.. Ve kalbin kapısında bekçi ol!.. Al­lah’ın “gönlüne sakla” dediklerini içeri al ve: “alma” dediklerini kalbine sokma!.. Kötü istekleri kal­binden çıkardıktan sonra bir daha yaklaştırma!.. Bu şeytanî arzuları kalbden çıkarmak: her halde ona uymamak ve daima muhalefet etmekle olur.
      Allah’ın iradesi dışında bir şey isteme! Ondan başka bir şey istemek, boş bir temennidir… Akılsız­lıktır. Sakın böyle bir hevese düşme!.. Telef olur­sun… Helak olursun!.. Hakkın merhametinden uzak kalırsın…
      Sonuna kadar Allah’ın emirlerini tut! Sonuna kadar yasak ettiği şeylerden kaç!.. Sonuna kadar onun kaderine teslim ol!.. Yarattığışeylerden hiç­birini ona ortak yapma… Şirk koşma!..isteğin, arzun, şehvetin, hepsi O’nun yarattıkla­rıdır, ..isteme! Kötü arzularına kapılma! Şehvete düş­kün olma!.. Tâ ki müşrik olmayasınL
      Ayetten: “Bir kimse Rabbine kavuşmayı istiyor­sa, yarar iş yapsın. Rabbi için yaptığı ibadetlere şirk katmasın.”
      Şirk, yalnız putlara tapmak değildir. Kendi şah­sî arzu ve isteklerinde tesir görerek, uyman da bir nevi şirk ve putperestliktir. Dünya ve onun mera­mdan, âhiret ve onun nimetlerinden herhangi biri­ne gönül kaptırarak, seni yaratanın sevgisini değil, bunlardan herhangi birinin sevgisini üstün tutarsan, şirk etmiş olursun.. Bunlardan herhangi biri­ne kapılman, gizli şirktir. Bunun için, daima sakın; onlara yanaşma, kork, emniyet etme. Gafil olma!.. Her şeyi iyice tahkik et!.. Ancak bu hâlle rahata ka­vuşursun… Kendini hiçbir hâl ve makama sahip yapma!.. Ama bir makama sahip bulunuyorsan bı­rakıp da kaçma!.. Sana mânevi bir vazife verilirse ve bir makama çıkarılırsan herhangi birini seçme! Çünkü Allah-ü Teâlâ her an bir iş yapar!.. Tağyir eder, tebdil eder… Âyetten: “Kişi ile kalbi arasında gelip geçeni o idare eder.”
      Uçsuz bucaksız bir varlık bul, kendini muayyen ölçülere kaptırma. Muayyen bir çerçeve içerisinde kalırsan, doğruluğunu haber verdiğin yanlış olabi­lir. Kalacağını haber verdiğin nesne bakarsın ki kaybolmuş… Hakkın iradesine tâbi ol ve hiçbir şe­ye karışma!.. Keşif ve keramet nevinden sayarak bir şeyler söylersin; ama aksi olunca utanır, rüsvay olursun… Sana bu hâlde yine bir vazife düşer: bu ‘ hâlini saklamak.,. Ve senden başkasına bunları du­yurmamak… işte bu, tam sebat ve beka hâlidir. Bunların Allah (c.c.) tarafından sana bir hediye olarak verildiğini bil… Bu hâle şükür etmek için O’ndan yardım iste… Başkasına göstermemek için ört… Eğer bu hâller gider de yerine başka bir hâl gelirse, üzülme; onda da çeşitli bilemediğin nimet­ler gizlidir… İlim vardır… İrfan, marifet vardır;ayıklığım artırır ve edep terbiye öğretir sana… Bir âyet-i kerimede şöyle buyrulur:
      – “Biz hiçbir âyeti, ondan daha iyisini veyahut benzerini getirmemek şartıyla değiştirmeyiz… Al­lah’ın her şeye kadir olduğunu bilmiyor musun?”
      Allah’ın kudretini küçük görme!.. Takdir ve ted­birde onu itham etme… Onun vaadinin doğrulu­ğundan şüpheye düşme… Hazret-i Peygamberi (s.a.v.) kendine örnek al… O büyük insana inen ve mushaflarda yazılan, dillerde okunan bazıâyetler kaldırıldı… Bazısı değişti, yerine başka âyet geldi… Biraz önce haber verdiğinin aksini az sonra söyle­di. Ama bu hâl zahirde böyle oldu. Öbür yönünü ancak Allah’la kendi arasında bir iş olarak kabul ederiz.
      İşte yukarıda anlatılan hale işaret ederek Pey­gamber (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurur:
      – “Kalbimde değişik haller olur; bu yüzden her gün yetmiş defa istiğfar ederim.”
      Diğer rivayette: “Yüz defa” ?
      Peygamber (s.a.v.) Efendimiz daima hâl değişti­rirdi. Bir hâlden diğer bir hâle geçer ve olgunluğa doğru ilerlerdi. Gayb âleminin hazinelerine ererdi. Çeşitli mânevi süslerle süslendi. İşte Peygamber (s.a.v.) Efendimiz böyle yükselirdi. Her yükseldik­çe bir evvelkinin noksanlığını anlar; mahdut bir hâlde kalmayı bir noksan sayar, istiğfar ederdi. Böylece kendisi yaptığı gibi Ashabına da istiğfar telkin ederdi… Çünkü istiğfar ve tevbe hâlinde bu­lunmak kulun vazifesidir. İnsana en çok yakışan şey, istiğfar ve tevbe etmektir. Bütün kötülükleri bir daha yapmamak şartıyla bırakmak babası Âdem’den (a.s.) Peygamberimize (s.a.v.) ondan da bize veraset yolu ile geldi… Ki Âdem aleyhisselâmın her yanını zulmet kaplamıştı; işte o zaman is­tiğfar etti, sonra karanlık açıldı, her yanı nur kap­ladı; kurtuldu. Çünkü o bir zamanlar ahdi unuttu. Dar-ı Selâm’da daimi kalacağını, Rahman ve Mennan olan Allah, kendisini Cennetten çıkarmayaca­ğım sandı… Melekler kendisini daima selâmlar, öğmelerle geleceğini tahmin etti. Böylece nefsine uydu ve herşeyi unuttu… İş değişti… O güzel süs­lerden sonunda, saltanat gitti. Derecesi düştü… Onurlu âlem aniden karanlığa gömüldüÖnceki safiyet bozuldu.
      Böylece her şey elinden alındıktan sonra işin nereden geldiğini anladıİçinde bulunduğu bü­yük safiyeti düşündüİtiraf yolunu tuttu… Unut­tuğunu, hata işlediğini itiraf etti. Kendi kendine is­tiğfar telkin etti:
      – “Yarabbi, biz nefsimizi kötüledik, kirlettik, bizden mağfiretini, merhametini esirgersen, sonu­muz fena olur../’
      Bu tevbe ve itirafa karşı kendisine hidayet yol­ları göründü. Nasıl işler yapacağı bildirildi,.. Ve o tevbedeki gizli marifet nurları ve bundan evvel kendisine keşfolunmayan iyilikleri öğretildi. Ve neticede şuna kani oldu:
      – “Bütün kaybettiğim hâller bana tevbe yolu ile açılacaktır.”
      Her şey değişti… İstek şimdi başka oldu. Hâl başka hâl oldu artık… Büyük bir saltanat geldi. İlk önce dünyada bir velâyet-i kübrâ; sonrası da âhi-rette… Dünya kendine ve evlâdına yer oldu. Ahi-ret ise ebedî bir yuva… Ve sonsuz bir sığınak…
      Ey mümin! Senin için Hazret-i Âdem ve Hazre-ti Peygamber (s.a.v.) de dostluk ve muhabbet için iyi âdetler var.. Herhalde hatanı bil, tevbe et.

      #749142
      Anonim

        emeğinize sağlık….
        güzel paylaşım için teşekkür ederim…

      2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
      • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.