• Bu konu 21 yanıt içerir, 15 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 23)
  • Yazar
    Yazılar
  • #638732
    Anonim
      KALBİNE MUKABİL BİR KALP BULMAK

      Kalbine karşılık bir kalp bulmak; manevi frekansları bütünüyle tutan, gönül iletişimini tam kurabilen bir insanı bulmak demektir.

      Evliliğin mutluluğa dönüşmesi için, kalplerin uyuşması, anlaşması, kaynaşması gerekir.

      Kalpsiz mutluluk olmaz.

      Kalp kalbe karşı olmalı…

      Kalp kalbe kaybolmalı…

      Kalpler bir olmalı, iri olmalı, diri olmalı…

      Ölmüş kalpler taşıyan kalıplar, mutlu olabilir mi?

      Evet, mesele kalıp değil, kalp meselesidir.

      Kalıbına göre kalıp arayanlar; eş arayışını, bedene, kaşa, göze bağlayanlar, mutluluğu yanlış adreste arayanlardır.

      Bulmak için, önce böyle birini aramak gerek… Gerçi her arayan bulamaz ama bulanlar hep arayanlardır. Aramadan bulmak mümkün mü?

      Bir de arıyormuş gibi yapanlar vardır. Bunlar, her ne kadar evliliğin bir gönül işi ve manevi frekansların uyumu manasına geldiğini kabul etseler de, seçimlerini, hep maddeden, görüntüden yana yaparlar. Yani inandıkları ve düşündükleri gibi davranmazlar.

      Bulamayacağı yerde arayanlar da bunlardan sayılmalıdır. Hani Nasreddin Hoca gibi… Evin bodrumunda, kömürlükte kaybettiği yüksüğünü, dışarıda, evin önünde arıyormuş… Sebebini sormuşlar…”Aşağısı çok karanlık” demiş…

      Bazı gençler de kalbine karşılık kalbi böyle arıyorlar. Kalp, duygular, sevgi, şefkat, merhamet tamam ama görüntü, en boy, kaş göz diyorlar… Hatta oralara takılıp kalıyorlar. Gönle değil, gövdeye itibar ediyorlar. Hatta bu insan sana göre değil, diyenlere de “Ben onu değiştiririm” derler. Ya da , “O gördüğünüz gibi değil, aslında çok iyi biri” iddiasında bulunurlar.

      Sonra da, iletişimimiz neden kötüleşti, niçin kavga çıktı, geçimsizlik nereden geldi diye şaşırıyorlar.

      Atalarımız, “iki gönül bir olursa, samanlık seyran olur” demişler. Ne güzel söylemişler. İki gönül bir olmazsa, yani kalbine karşılık bir kalp yoksa saraylar zindan olur ve tabii ki eşler hayal kırıklığına uğrarlar. Zaten, sadece iki gövdenin bir olması insani bir hal de değildir.

      Evliliği maddileştirenler, yalnız ten ve beden isteklerinin tatmini manasına alanlar, çok ayaklılarla aralarındaki farkı ortadan kaldıranlardır.

      Bir insanın evlilik anlayışı ve bu husustaki beklentileri onun seviyesini ortaya koyar.

      Evlenmeyi düşünen gençlerimiz, kalplerine karşılık bir kalp mi arıyorlar, yoksa kalıplarına karşılık bir kalıp mı arıyorlar?

      İnsan, aradığını bulur.

      Kalıp arayan kalp bulabilir mi?

      Bulsa bile, bulduğunun ne olduğunu idrak edebilir mi?

      Evlenecek gençler, önce niyetlerini düzeltmelidir. Kalbe karşı kalp mi arıyorlar, kalıba karşı kalıp mı?

      Madde arayanın ruh bulması, gövde arayanın gönül bulması mümkün müdür?

      Doğru ölçülerle arayışa geçtikten sonra da, “Rabbim, karşıma iyi olanı; sevebileni, merhamet edebileni çıkar” diye ciddi ve samimi dualarda bulunmalıdır.

      * * *

      Bazen, evlenmek üzere olan kızlarımıza, oğullarımıza soruyorum:

      –Nasıl, evliliğe hazır mısın?

      Birçoğunun cevabı, aşağı yukarı hep şöyle oluyor:

      –Hocam, hazırlıklar tamam… Ev tuttuk, döşedik, beyaz eşya filan her şey tamam…

      Sizce bu cevapta tamam olmayan bir taraf yok mu?

      Bana göre, en önemli bir taraf eksik kalmış oluyor. Bu sebeple o gençlere şu soruyu sormaktan kendimi alamam:

      –Peki, gönlünüz hazır mı evliliğe?

      Sorum, birçok genci şaşırtır, durup düşünürler, genellikle de bir soruyla karşılık verirler:

      –O nasıl oluyor?

      İşte onun nasıl olduğunu bilmeyenler, Üsküdar vapurunda tanışıp evleniyor, üç gün sonra da, Kadıköy vapurunda da boşanıveriyorlar.

      Evliliği, böylesine gönül dışı bir gövde işi zannedenler, Nasreddin Hoca’mızdan almışlar cevabı…

      –Bu sizinki, demiş, evlilik değildir.

      –Peki, evlilik değilse nedir bu yaptığımız? diye sormuşlar.

      –Gündüz çifte hırlama, gece çifte horlamadır… demiş.

      * * *

      Evlilik, sağlam bir iletişim temeline oturmalı… Bu olmazsa olmaz mutluluk kuralını da tersinden ve hoş bir nükte ile anlatır Hocamız. Eşiyle sağlıklı bir iletişim kuramayanları bakın nasıl uyarır:

      –Evliliğiniz nasıl geçiyor? demişler.

      Hocamız da anlatmış:

      –Evliliğimizin ilk senesi çok güzel geçti… Ben söyledim, hanım dinledi, ben söyledim hanım dinledi… İkinci sene, bizim hanım işi anladı… O söylemeye başladı… O söyledi ben dinledim, o söyledi ben dinledim…”

      –Peki, hocam, sonra nasıl oldu, diyenlere de, Hiç sormayın, demiş, sonraki yıllarda da, ikimiz birlikte söyledik, komşular dinledi…

      Şimdi eşlerin birlikte söylediklerini, sadece komşuları değil, bütün dünya dinliyor. Aile mahremiyeti içinde kalması gereken her şey, ekran pazarlarına dökülüyor. Sadece kirli çamaşırlar değil; edepsizlikler, iffetsizlikler, kısacası ahlaksızlığın her çeşidi, basın yoluyla toplumun tepesine yağdırılıyor.

      İyi ki adına evlilik demiyorlar. Seviyesiz birliktelikler, evlilik olamaz çünkü…

      * * *

      Evliliği, Allah.jpg‘ın emri, Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in sünneti bilenler, örnek aileler kurmak mecburiyetindedirler. Zira başkalarını da saadetlerine imrendiren sağlam ve tutarlı aile yapısı, günümüz dünyasının en çok hasretini çektiği bir güzelliktir.

      İnsanlık âlemi, kaybettiği aile hayatını çamla çırayla, yana yakıla aramaktadır.

      Aile, dünyevileşmenin getirdiği benlik, bencillik ve maddecilik yüzünden yıkılmaktadır. Bu sebeple, aileyi yeniden diriltmenin yolu, maneviyattan, imandan geçmektedir. Sağlam bir Allah.jpg ve ahiret inancı olmaksızın, sağlam bir aile kurmak imkânsızdır.

      Aile, daha çok almayı düşünenlerin değil; paylaşmayı, bölüşmeyi, fedakârlığı bilenlerin kurabileceği kutsal bir müessesedir. Ailede mutluluk, almayı hayaline bile getirmeden verebilenlerle sağlanır. Aile mutluluğunun kahramanları, almayı hiç düşünmezler… Ancak verdikleri döner onlara, katlana, çoğala… Bir verip bin alırlar.

      Böyle bir mutluluk, ancak iki gönlün bir olmasından doğar.

      Çocuklarımız, gençlerimiz gönül ehli mi?

      Daha doğrusu gönülden haberdar mı?

      Gönülsüz mutluluk olmaz… Ne tek başımıza, ne de evlilik hayatımızda…

      Zira aile, iki gönlün tekleşmesiyle kurulur..


      VEHBİ VAKKASOĞLU

      alinti

      #690176
      Anonim

        vehbi vakkasoğlu harika …

        #690177
        Anonim
          ebrar172;10290 wrote:
          vehbi vakkasoğlu haika …

          evet, Allah ondan razi olsun, ve benzerlerinin sayisini artirsin ins.. 🙂

          #690178
          Anonim

            amin inşallah….:)

            #690182
            Anonim
              GuLSerbeti;10291 wrote:
              evet, Allah ondan razi olsun, ve benzerlerinin sayisini artirsin ins.. 🙂

              benzerleri derken?:)

              #690189
              Anonim
                Fezapilotu;10296 wrote:
                benzerleri derken?:)

                :confused: gibilerini:p

                yani, canla basla calisip, hakka hizmet eden gonul erlerinin sayisini artirsin Rabbimiz ins… demek istedim…:o

                #690531
                Anonim

                  Evet Vehbi Hocamızdan Allah razı olsun .Gerçekten evlilik hakkında düşünülmesi gerekenleri düşünmeye sevk ediyor.Nikah Şekeri adlı kitebı da çok güzel.Düğün davetiyesi olarak kullanılıyor.Okumayanlara tavsiye ediyorum.

                  #691898
                  Anonim

                    Ewt Vehbi Vakkasoğlu Harika Allah Sayilarini Arttirsin Demişsiniz Ya Walla Artiyor Elhamdülillah Böyle Gönül Insanlari Arttikça Güzellikler De Artiyor

                    #736385
                    Anonim

                      2219611795361448618263151896011124195107_1238104641.jpg

                      Evliliğin en güzel tariflerinden birini de, Başkasının Günahına Ağlayan Adam yapmıştır:

                      KALBİNE MUKABİL BİR KALP BULMAK…

                      Kalbine karşılık bir kalp bulmak; manevi frekansları bütünüyle tutan,
                      gönül iletişimini tam kurabilen bir insanı bulmak demektir.
                      Evliliğin mutluluğa dönüşmesi için, kalplerin uyuşması,anlaşması,kaynaşması gerekir.
                      Kalpsiz mutluluk olmaz.
                      Kalp kalbe karşı olmalı…
                      Kalp kalbe kalbolmalı…
                      Kalpler bir olmalı,iri olmalı,diri olmalı…
                      Ölmüş kalpler taşıyan kalıplar,mutlu olabilir mi?
                      Evet ,mesele kalıp değil,kalp meselesidir.
                      Kalıbına göre kalıp arayanlar; eş arayışını,bedene,kaşa,göze bağlayanlar,mutluluğu yanlış adreste arayanlardır.
                      Bulmak için,önce böyle birini aramak gerek…

                      Gerçi her arayan bulamaz ama,bulanlar hep arayanlardır.Aramadan bulmak mümkün mü?
                      Bir de arıyormuş gibi yapanlar vardır.Bunlar,her ne kadar evliliğin bir gönül işi ve manevi frekansların uyumu manasına geldiğini kabul etseler de,seçimlerini,hep maddeden,görüntüden yana yaparlar.Yani inandıkları ve düşündükleri gibi davranmazlar.
                      Bulamayacağı yerde arayanlar da bunlardan sayılmalıdır.Hani Nasreddin Hoca gibi…Evin bodrumunda,kömürlükte kaybettiği yüksüğünü,dışarıda,evin önünde arıyormuş…Sebebini sormuşlar…”Aşağısı çok karanlık” demiş…
                      Bazı gençler de kalbine karşılık kalbi böyle arıyorlar.Kalp,duygular,sevgi,
                      şefkat,merhamet tamam ama,görüntü,en boy,kaş göz diyorlar…Hatta oralara takılıp kalıyorlar.Gönle değil,gövdeye itibar ediyorlar. Hatta bu insan sana göre değil,diyenlere de “Ben onu değiştiririm” derler.Ya da , “O gördüğünüz gibi değil,aslında çok iyi biri” iddiasında bulunurlar.
                      Sonra da,iletişimimiz neden kötüleşti,niçin kavga çıktı,geçimsizlik nereden geldi diye şaşırıyorlar.
                      Atalarımız, İKİ GÖNÜL BİR OLURSA, SAMANLIK SEYRAN OLUR demişler.Ne güzel söylemişler.İki gönül bir olmazsa,yani kalbine karşılık bir kalp yoksa,saraylar zindan olur ve tabii ki eşler hayal kırıklığına uğrarlar.Zaten,sadece iki gövdenin bir olması insani bir hal de değildir.
                      Evliliği maddileştirenler,yalnız ten ve beden isteklerinin tatmini manasına alanlar, çok ayaklılarla aralarındaki farkı ortadan kaldıranlardır.
                      Bir insanın evlilik anlayışı ve bu husustaki beklentileri onun seviyesini ortaya koyar.
                      Evlenmeyi düşünen gençlerimiz,kalplerine karşılık bir kalp mi arıyorlar,yoksa,kalıplarına karşılık bir kalıp mı arıyorlar?
                      İnsan,aradığını bulur.
                      Kalıp arayan kalp bulabilir mi?
                      Bulsa bile ,bulduğunun ne olduğunu idrak edebilir mi?
                      Evlenecek gençler,önce niyetlerini düzeltmelidir.Kalbe karşı kalp mi arıyorlar,kalıba karşı kalıp mı?
                      Madde arayanın ruh bulması,gövde arayanın gönül bulması mümkün müdür?
                      Doğru ölçülerle arayışa geçtikten sonra da, “Rabbim, karşıma iyi olanı ;
                      sevebileni,merhamet edebileni çıkar” diye ciddi ve samimi dualarda bulunmalıdır.
                      ……………………………………….
                      Bazen,evlenmek üzere olan kızlarımıza , oğullarımıza soruyorum:
                      “-Nasıl,evliliğe hazır mısın?”
                      Bir çoğunun cevabı,aşağı yukarı hep şöyle oluyor:
                      “-Hocam,hazırlıklar tamam…Ev tuttuk,döşedik,beyaz eşya filan her şey tamam…”
                      Sizce bu cevapta tamam olmayan bir taraf yok mu?
                      Bana göre,en önemli bir taraf eksik kalmış oluyor.Bu sebeple o gençlere şu soruyu sormaktan kendimi alamam:
                      “-Peki gönlünüz hazır mı evliliğe?”
                      Sorum,bir çok genci şaşırtır,durup düşünürler,genellikle de bir soruyla karşılık verirler:
                      “-O nasıl oluyor?”
                      İşte onun nasıl olduğunu bilmeyenler,Üsküdar vapurunda tanışıp evleniyor,üç gün sonra da,Kadıköy vapurunda da boşanıveriyorlar.
                      Evliliği, böylesine gönül dışı bir gövde işi zannedenler,Nasreddin Hoca’mızdan almışlar cevabı…
                      ”-Bu sizinki “ demiş, “Evlilik değildir.
                      “-Peki evlilik değilse nedir bu yaptığımız?” diye sormuşlar.
                      ” -Gündüz çifte hırlama,gece çifte horlamadır…”demiş.
                      …………………………………
                      Evlilik,sağlam bir iletişim temeline oturmalı…Bu olmazsa olmaz mutluluk kuralını da tersinden ve hoş bir nükte ile anlatır Hocamız.Eşiyle sağlıklı bir iletişim kuramayanları bakın nasıl uyarır:
                      “-Evliliğiniz nasıl geçiyor?” demişler.
                      Hocamız da anlatmış:
                      “-Evliliğimizin ilk senesi çok güzel geçti…Ben söyledim,hanım dinledi,ben söyledim hanım dinledi…İkinci sene, bizim hanım işi anladı…O söylemeye başladı…O söyledi ben dinledim,o söyledi ben dinledim…”
                      “-Peki hocam, sonra nasıl oldu” diyenlere de, “Hiç sormayın” demiş, “Sonraki yıllarda da,ikimiz birlikte söyledik, komşular dinledi…”
                      Şimdi eşlerin birlikte söylediklerini,sadece komşuları değil,bütün dünya dinliyor.Aile mahremiyeti içinde kalması gereken her şey,ekran pazarlarına dökülüyor.Sadece kirli çamaşırlar değil;edepsizlikler,iffetsizlikler,kısacası ahlaksızlığın her çeşidi,basın yoluyla toplumun tepesine yağdırılıyor.
                      İyi ki adına evlilik demiyorlar.Seviyesiz birliktelikler,evlilik olamaz çünkü…
                      …………………………………..
                      Evliliği,Allah’ın emri,Peygamber Efendimiz’in (s.a.) sünneti bilenler,örnek aileler kurmak mecburiyetindedirler.Zira,başkalarını da saadetlerine imrendiren sağlam ve tutarlı aile yapısı,günümüz dünyasının en çok hasretini çektiği bir güzelliktir.
                      İnsanlık alemi,kaybettiği aile hayatını çamla çırayla,yana yakıla aramaktadır.
                      Aile,dünyevileşmenin getirdiği benlik,bencillik ve maddecilik yüzünden yıkılmaktadır.Bu sebeple,aileyi yeniden diriltmenin yolu,maneviyattan,imandan geçmektedir.Sağlam bir 000.gif ve ahiret inancı olmaksızın,sağlam bir aile kurmak imkansızdır.
                      Aile,daha çok almayı düşünenlerin değil;paylaşmayı,bölüşmeyi,fedakarlığı bilenlerin kurabileceği kutsal bir müessesedir.Ailede mutluluk,almayı hayaline bile getirmeden verebilenlerle sağlanır.Aile mutluluğunun kahramanları,almayı hiç düşünmezler… Ancak verdikleri döner onlara,katlana,çoğala…Bir verip bin alırlar.
                      Böyle bir mutluluk,ancak iki gönlün bir olmasından doğar.
                      Çocuklarımız ,gençlerimiz gönül ehli mi?
                      Daha doğrusu gönülden haberdar mı?
                      Gönülsüz mutluluk olmaz…Ne tek başımıza,ne de evlilik hayatımızda…
                      Zira aile,iki gönlün tekleşmesiyle kurulur.


                      Vehbi VAKKASOĞLU
                      #736386
                      Anonim
                        AİLEYİ AYAKTA TUTAN EN BÜYÜK GÜÇ İNANÇTIR

                        Bu konuyu Bediüzzaman Hz şöyle izah eder:”Eğer ahirete iman, bir haneye girse birden ışıklanacak.Ortalarındaki münasebet ve şefkat ve yakınlık ve muhabbet kısacık bir zaman ölçüsüyle değil,belki dâr-ı ahirette,saadet-i ebediyyede dahi o saadetlerin devam ölçüsüyle samimi hürmet eder,sadakat eder,kusurlarına bakmaz,gibi ahlak yükseklenir.Hakiki insaniyet ve saadet o hanede başlar inkişafa.

                        ”ÇÜNKÜ ÖLDÜKTEN SONRA DİRİLECEĞİNE VE EBEDİ HAYATTAKİ BERABERLİĞE İNANAN EŞLERİN BERABERLİKLERİ DÜNYANIN DAR KALIPLARINA SIĞMAZ.ARKADAŞLIKLARI DÜNYANIN FANİ VE KISA OLAN HAYATINA BAĞLI KALMAZ.HER İKİ EŞ DE BİLİR Kİ,BİRBİRLERİYLE EBEDİ HAYAT ARKADAŞIDIRLAR.HAYATLARININ ROTASINI BU YÖNDE ÇİZERLER.SEVGİ VE MUHABBETLERİNİ EBEDİLEŞTİRMENİN YOLLARINI ARARLAR…………..
                        #736387
                        Anonim

                          güzel bir paylaşım,
                          emeğinize sağlık..

                          #736392
                          Anonim
                            GECEYOLCUSU;113306 wrote:
                            güzel bir paylaşım,
                            emeğinize sağlık..

                            EyvAllah sizlerinde yüreklerinize sağlık dua ile

                            #736396
                            Anonim

                              ALLAH razı olsun

                              #736473
                              Anonim
                                Nurist;113315 wrote:
                                ALLAH razı olsun

                                ecmain kardeşim dua ile

                                #736474
                                Anonim

                                  paylaşımlarınız çok doğru hocam…
                                  Allah razı olsun…

                                15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 23)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.