- Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
15 Nisan 2012: 18:44 #676777
Anonim
KALKINAN TÜRKİYE…
İcraatlarımız niyetlerimizin meyvesidir. Niyetsiz meyve olmaz. Gelin iyi niyetlerle bol bol meyveler yiyelim ve ardından şükredelim. Niyetlendim, kısa bir yurt içi seyahatine çıktım. Çünkü Allah Resulü (sav) buyurmuş ki: “seyahat edin sıhhat bulun” 30 Mart 2012 Cuma gününün alacakaranlığında, İstanbul’dan çıktım yola. Dostlardan soranlar oldu; “nereye böyle, hayırlar ola” dedim: Gidiyorum Anadolu’ya. Bindim otobüse, geçtim Topçulardan Yalova’ya. Oradan Gönen’e. Otobüsler son model, yollar güzel, toprak işlenmiş, yeryüzü gözümün alabildiğince yeşile dönmüş. Tabiatın sevgisi gönlüme gömülmüş. Yüzümde tebessüm, içimde bir neşe, gözlerim açılmış güneşe. Hava mis gibi, etraf sevgi dolu, yeni doğmuş bebek gibi kokmakta. Dünya bana göz kırpıyor. Hareket hayatı, hayat beni değişime çağırıyor. Her şey rengârenk, cümbüş içindeyken perdelerimi çekip, güneşe küskün mü yaşayacağım? Yoksa geçmiş küskünlüklerimle hayata sırtımı mı döneceğim? Bu mevsim beni sevgiye, coşkuya çağırıyor. Sabah pırıl pırıl doğan bir güneş bana her şeyi unutturuyor. Güne pozitif enerjiyle başlıyorum. Karanlıklar, umutsuzluklar, hüzünler karla birlikte eriyip gitmekte. Tabiatı ve Yaratanı seviyorum onun için beynim çalışıyor, zihnim açık ve duru kalıyor. Her şey gözüme ve gönlüme hoş görünüyor. Dünya parmaklarımın ucunda dönüyor gibi zevk alıyorum. Hayata tebessümle bakıyorum.
Gönende indim, termal otele gittim. 30. 03. 2012 Cuma günü, öğleden sonra, programa dâhil olan arkadaşlarım geldi. Namaz, yemek ve sonra; Hipnoterapist-Jinekolog- Operatör Dr. Halil İbrahim Erbıyık Bey’in verdiği semineri takip ettim. İnsanın 150 yıl yaşayabileceği metabolizmaya sahip olduğunu söyledi. Yani uydurukça bir hayat yaşamadan, fıtrata uygun yaşayarak ve Allah’a kulak vererek, demek istediğini anladım. Maddi manevi doygunluğun ardından Allah’a şükrettim.
“Çok okuyan çok yaşayan değil, çok gezen bilir”miş. Gezmek, görmek, müşahede etmek, hayata ve insanlara ait bir takım sırları anlamak için seyahat etmek lazım. Seyahat etmek benim için heyecan verici bir olay. İşin sonunda pozitif kazanımlarla dönüyorum.
01.04. 2012 Pazar günü saat 12’de otobüsle Ankara’ya geçtim. Ankara otobüs terminaline indim. Terminal güvenlik görevlisine, Yeni Mahalle’ye gitmek istediğimi söyledim. Beni; Ankara Büyük Şehir Belediyesinin her semte ücretsiz servis hizmeti veren yere yönlendirdi. Bindim servise Yeni Mahalle’de oturan, 58 yaşındaki bedensel özürlü akrabama ulaştım. 58 yıldır yürümekten ve araba kullanmaktan mahrum bir insan. Bebekliğinden beri tanırım. Sebepler âleminde; bin defa ölmesi gerekirken öldürmeyen Allah, öldürmedi, yaşıyor. Anne-baba öldü. Şimdi kocaman bir dairede yalnız başına oturuyor. Sabah 08.30’da gelip, 14.30 işi bırakan bir kadın bakıcısı var. Koltuk değnekleriyle ayaklarını sürükleyerek bazı ihtiyaçlarını zorlukla görüyor. Yalnızlığın acısını yudumlayarak yaşayan bir insan. Entel bir çevresi var. Ama herkes kendi hayatını yaşamakla meşgul. Allah ile irtibatı zayıf olan insanlar için mağdurların durumu pek bir şey ifade etmiyor. İnsan hayatının geçiciliğini, her şeyin faniliğini anlamak için Baki olan Allah ile buluşmak lazım. O’nun ile buluşamayan sevgiden, merhametten uzaktır. Hayatın mayası sevgidir. Ondan uzak olan hiçbir şeye yakın değildir.
Daha başka dost ve akrabalarımla görüştükten sonra hızlı trenle Konya’ya geçtim. Hızlı tren Ankara-Konya arası 2 saat sürüyor. Tren saatte 253 km. yol alıyor. İftihar edilecek hizmetler verilmiş millete. Kara yolları harıl harıl çalışıyor. Memleketin her tarafı çift yollarla birbirine bağlanmış. Güzellikler çığ gibi artmış. Türkiye bir başka güzelleşmiş. Köylerde her evde traktör ve otomobil var. Ziraat yapmak alabildiğine kolaylaşmış. İşlerin çoğu makinelerle yapılıyor. İnsan gücünün yerini makineler almış. Konya’dan Seydişehir’e midibüs ile bir saat on beş dakikada gittim. Dört gün torunumda kaldım. Seydişehir’de; dünyada ikinci, Türkiye’de birinci olan Alüminyum fabrikası var. Çevre halkı ve Türkiye ekonomisi için çok büyük öneme sahip bir tesis.
Torunumun beyi, Seydişehir Taşımacılar Kooperatifi mensubu. Fabrikadan aldığı yükü Dilovası-Gebze’ye getirecekti. Ben de Onun arabasıyla; Kadınhanı- Ilgın-Argıthanı-Akşehir-Sultandağı-Çay-Bolvadin-Emirdağı-Çifteler-Mahmudiye-Eskişehir-Bozüyük-Küplü-Pamukova-Sapanca-Derince-Körfez güzergâhından Dilovası- İstanbul’a geldim. Geçtiğim güzergâhlarda gördüğüm meyve bahçeleri ovaları doldurmuş, ucu dağlara dayanmış. İnsanların hayat standardı yükselmiş. Gördüklerimle iftihar ettim.
Allah, yarattıklarını insanlara paylaştırıyor. Öyle olmasaydı, güneş bizi ısıtır mıydı? Çiçekler rengini gösterir, kokusunu verir miydi? Ilık ılık meltem rüzgârları üzerimize eser, dünyamızı temizler miydi? Allah, insanı sevgiyle ödüllendirir miydi? Sevgi ile iş birliği yaparak, yeryüzü bizi dışarı çağırıyor. Bunları görmek aşk istiyor, şevk istiyor, heyecan ve cesaret istiyor. Kalkınan bir Türkiye’yi görmek isteyen seyahate çıkmalı. Seyahatte bilgilenir, ufkunuz açılır, paylaşımınız sayesinde mutluluğunuz artar. Seyahatleriniz faydalı, bereketli ve hayırlara vesile olsun!. 11.04.2012
Durmuş Göktekin -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.