• Bu konu 0 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #645655
    Anonim
      KARACAAHMET

      Deryada sonsuzluğu zikretmeye ne zahmet!
      Al sana, derya gibi sonsuz Karacaahmet!

      Göbeğinde yalancı şehrin, sahici belde;
      Ona sor, gidenlerden kalan şey neymiş elde?

      Mezar, mezar, zıtların kenetlendiği nokta;
      Mezar, mezar, varlığa yol veren geçit, yokta…

      Onda sırların sırrı: Bulmak için kaybetmek.
      Parmakların saydığı ne varsa hep tüketmek.

      Varmak o iklime ki, uğramaz ihtiyarlık;
      Ebedi gençliğin taht kurduğu yer, mezarlık.

      Ebedi gençlik ölüm, desem kimse inanmaz;
      Taş ihtiyarlar, servi çürür, ölüm yıpranmaz.

      Karacaahmet bana neler söylüyor, neler!
      Diyor ki, viran olmaz tek bucak, viraneler,

      Zaman deli gömleği, onu yırtan da ölüm;
      Ölümde yekpare an, ne kesiklik, ne bölüm…

      Hep olmadan hiç olmaz, hiçin ötesinde hep;
      Bu mu dersin, taşlarda donmuş sukuta sebep?

      Kavuklu, başörtülü, fesli, başacık taşlar;
      Taşlara yaslanmış da küflü kemikten başlar,

      Kum dolu gözleriyle süzüyor insanları;
      Süzüyor, sahi diye toprağa basanları.

      Onlar ki, her nefeste habersiz öldüğünden,
      Gülüp oynamaktalar, gelir gibi düğünden.

      Onlar ki, sıfırlarda rakamları bulmuşlar,
      Fikirden kurtularak, ölümden kurtulmuşlar.

      Söyle Karacaahmet, bu ne acıklı talih!
      Taşlarına kapanmış, ağlıyor koca tarih!

      #712756
      Anonim

        HEYY GİDİ NECİP FAZIL HEYY :-
        ÇİLE’NİN İÇİNDE GÜZİDE ŞİİRLERDEN BİRİ.
        BALKONDA KARACAAHMEDİN SEYRİNDEYKEN HEP BU ŞİİR ÖZELLİKLEDE SON MISRAI GELİYOR YADIMA..

        Söyle Karaca ahmet, bu ne acıklı talih!
        Taşlarına kapanmış, ağlıyor koca tarih!

        SAĞOLASIN HUSRAN..

      2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
      • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.