- Bu konu 21 yanıt içerir, 9 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
14 Mayıs 2010: 15:44 #770677
Anonim
Allah razı olsun 🙂
14 Mayıs 2010: 16:11 #770680Anonim
Herkes beni dinlesin…
Hem ihlâs ve hakperestlik ise,
Müslümanların nereden ve kimden olursa olsun istifadelerine taraftar olmaktır.
Yoksa, “Benden ders alıp sevap kazandırsınlar” düşüncesi,
nefsin ve enâniyetin bir hilesidir.Ey sevaba hırslı ve a’mâl-i uhreviyeye kanaatsiz insan!
Bazı peygamberler gelmişler ki,
mahdut birkaç kişiden başka ittibâ edenler olmadığı halde,
yine o peygamberlik vazife-i kudsiyesinin hadsiz ücretini almışlar.
Demek hüner, kesret-i etbâ’ ile değildir.
Belki hüner, rıza-yı İlâhîyi kazanmakladır.
Sen neci oluyorsun ki, böyle hırsla “Herkes beni dinlesin?” diye,
vazifeni unutup vazife-i İlâhiyeye karışıyorsun?
Kabul ettirmek, senin etrafına halkı toplamak Cenâb-ı Hakkın vazifesidir.
Vazifeni yap,
Allah’ın vazifesine karışma.Hem hak ve hakikati dinleyen ve söyleyene sevap kazandıranlar yalnız insanlar değildir.
Cenâb-ı Hakkın zîşuur mahlûkları ve ruhanîleri ve melâikeleri kâinatı doldurmuş,
her tarafı şenlendirmişler.
Madem çok sevap istersin; ihlâsı esas tut ve yalnız rıza-yı İlâhîyi düşün.
Tâ ki senin ağzından çıkan mübarek kelimelerin havadaki efradları,
ihlâs ile ve niyet-i sadıka ile hayatlansın,
canlansın,
hadsiz zîşuurun kulaklarına gidip onları nurlandırsın,
sana da sevap kazandırsın.Çünkü, meselâ sen “Elhamdü lillâh” dedin.
Bu kelâm, milyonlarla büyük küçük Elhamdü lillâh kelimeleri,
havada izn-i İlâhî ile yazılır.
Nakkaş-ı Hakîm abes ve israf yapmadığı için,
o kesretli mübarek kelimeleri dinleyecek kadar hadsiz kulakları halk etmiş.
Eğer ihlâs ile, niyet-i sadıka ile o havadaki kelimeler hayatlansalar,
lezzetli birer meyve gibi ruhanîlerin kulaklarına girer.
Eğer rıza-yı İlâhî ve ihlâs o havadaki kelimelere hayat vermezse, dinlenilmez.
Sevap da yalnız ağızdaki kelimeye münhasır kalır.
Seslerinin ziyade güzel olmadığından,
dinleyenlerin azlığından sıkılan hafızların kulakları çınlasın!Yirminci Lem’a
15 Mayıs 2010: 15:06 #770747Anonim
Kardeşlerim, çok dikkat ve ihtiyat ediniz.
Sakın, sakın hocalarla münakaşa etmeyiniz.
Mümkün olduğu kadar musalahakarane davranınız.
Enaniyetlerine dokunmayınız.
Bid at taraftarı da olsa ilişmeyiniz.
Karşımızda dehşetli zındıka varken, mübtedi lerle uğraşıp,
onları dinsizlerin tarafına sevk etmemek gerektir.
Eğer size ilişmek için gönderilmiş hocalara rastgelseniz,
mümkün olduğu kadar münazaa kapısını açmayınız.
İlim kisvesiyle itirazları, münafıkların ellerinde bir senet olur.Emirdağ Lahikası s.116
5 Aralık 2010: 10:25 #781994Anonim
ŞAHSİ KUSURLARA BAKIP DAVA ARKADAŞINA KARŞI ALAKAYI KESMEK SADAKATE ZITTIR !!!“Asıl hüner,kardeşini fena gördüğü vakit onu terketmek değil, belki daha ziyade uhuvvetini kuvvetleştirip ıslahına çalışmak, ehl-i sadakatın şe’nidir.Münafıklar, böyle vaziyetlerde kardeşlerin tesanüdünü ve birbirine karşı hüsn-ü zanlarını bozmak için derler: “İşte o kadar ehemmiyet verdiğin zâtlar; âdi, âciz insanlardır.” Her ne ise, musibette gerçi çok zararımız var, fakat umum alem-i İslam’ı alakadar edecek bir keyfiyet, bir vaziyet olmasından pek çok ucuz olarak pek büyük kıymeti var. Buna benzer vukua gelen hadiseler, ya siyaset-i diniye veya başka sebepler ile umum alem-i İslam namına olamadılar” Şualar
“Uhuvvet için bir düsturu beyan edeceğim ki, o düsturu cidden nazara almalısınız. Hayat vahdet ve ittihadın neticesidir. İmtizackârâne ittihat bittiği vakit manevi hayat da gider. Tesanüd bozulsa cemaatin tadı kaçar. Bilirsiniz ki üç elif ayrı ayrı yazılsa kıymeti üçtür. Tesanüd’ü adedi ile içtima etse, yüzonbir kıymetinde olduğu gibi.. Sizin gibi üç-dört hadim-i hak, ayrı ayrı ve taksim-ül a’mal olmamak cihetiyle hareket etse, kuvvetleri üç-dört adam kadardır. Eğer hakiki bir uhuvvetle, birbirinin faziletleriyle iftihar edecek bir Tesanüd’le, birbirinin aynı olmak derecede bir tefani sırrıyla hareket etseler, o dört adam, dört yüz adam kuvvetinin kıymetindedir.” Barla Lahikası
2 Ocak 2011: 18:33 #783643Anonim
Kardeşlerimden ricâ ederim ki:
Sıkıntı veya ruh darlığından veya titizlikten veya nefis ve şeytanın desiselerine kapılmaktan veya şuursuzluktan arkadaşlardan sudur eden fena ve çirkin sözleriyle birbirine küsmesinler ve “Haysiyetime dokundu” demesinler. Ben o fena sözleri kendime alıyorum. Damarınıza dokunmasın, bin haysiyetim olsa kardeşlerimin mabeynindeki muhabbete ve samimiyete fedâ ederim.
burayı okudugumda cok etkılenmıstımm canım ustadım ne guzel demısss kardeslıgımız daım olur inşşş
2 Ocak 2011: 18:36 #783645Anonim
Ey sevaba hırslı ve a’mâl-i uhreviyeye kanaatsiz insan!
Bazı peygamberler gelmişler ki,
mahdut birkaç kişiden başka ittibâ edenler olmadığı halde,
yine o peygamberlik vazife-i kudsiyesinin hadsiz ücretini almışlar.
Demek hüner, kesret-i etbâ’ ile değildir.
Belki hüner, rıza-yı İlâhîyi kazanmakladır.
Sen neci oluyorsun ki, böyle hırsla “Herkes beni dinlesin?” diye,
vazifeni unutup vazife-i İlâhiyeye karışıyorsun?
Kabul ettirmek, senin etrafına halkı toplamak Cenâb-ı Hakkın vazifesidir.
Vazifeni yap,
Allah’ın vazifesine karışma.2 Ocak 2011: 18:52 #783650Anonim
allah daima razı olsun basiretinizi artırsın kardeşlerim…
feyiz almak duasıyla…6 Ağustos 2011: 11:55 #795161Anonim
Gunceleme….:)
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.