• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #682900
    Anonim

      İ’lem Eyyühel-Aziz!
      Bu güzel âlemin bir mâliki bulunmaması muhal olduğu gibi, kendisini insanlara bildirip tarif etmemesi de muhaldir. Çünki insan mâlikin kemalâtına delalet eden âlemin hüsnünü görüyor; ve kendisine beşik olarak yaratılan Küre-i Arzda istediği gibi tasarruf eden bir halifedir. Hattâ sema-i dünyada dahi aklıyla çalışıyor ve küçüklüğüyle, za’fiyetiyle beraber hârika tasarrufat-ı acibesiyle eşref-i mahlukat ünvanını almıştır. Ve elinde cüz-ü ihtiyarî bulunduğundan bütün esbab içerisinde en geniş bir salahiyet sahibidir. Binaenaleyh Mâlik-i Hakikî’nin rusül vasıtasıyla böyle yüksek fakat gafil abdlerine kendisini bildirip tarif etmesi zarurîdir ki, o Mâlik’in evamirine ve marziyatına vâkıf olsunlar.

      Mesnevi-i Nuriye

      Mâlik: Sahip. Mülk sahibi.
      Muhal: İmkansız.
      Kemalât: Mükemmellikler, üstünlükler.
      Delalet: Delil olma, yol gösterme.
      Hüsn: Güzellik.
      Küre-i Arz: Yer küre, dünya.
      Tasarruf: İdare etmek, yönetmek, kullanmak.
      Sema-i dünya: Dünya seması, dünyanın göğü.
      Za’fiyet: Zayıflık.
      Eşref-i mahlukat: Yaratılmış varlıkların en şereflisi.
      Cüz-ü ihtiyarî: Cenab-ı Hak tarafından insana verilen arzu serbestliği; dilediği gibi hareket edebilme kuvveti; cüz’i irade.
      Esbab: Sebepler.
      Salahiyet: Yetki.
      Mâlik-i Hakikî: Gerçek sahip, her şeyin gerçek sahibi olan Allah(cc).
      Rusül: Peygamberler.
      Gafil: Düşüncesiz, ilgisiz ve habersiz.
      Abd: Kul.
      Evamir: Emirler.
      Marziyat: Beğenilen ve hoşnut olunan hal ve hareketler.
      Vâkıf: Bilen, bilgi sahibi, haberli.

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.