• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #659535
    Anonim

      Kıbrıs’a İlk Çıkan Şehit

      Hicretin yirmi sekizinci yılı… Kıbrıs istikâmetinde Suriye kıyılarından yola çıkan gemiler… Sülün gibi bir teknede kumların üzerinde esen ilâhî bir nefhayle denizleri kaynatmaya çıkmış, büyük hamlenin büyük ve sessiz örneği.

      Peygamber sahâbîsi Ebu Talha ( Ensari)…

      Allah yolunda döğüşkenliği, kahramanlığı ile tanınmış… Hele ok atma sanatında eşsiz…

      İkinci akabe bîatinde nur diresine girenlerden…

      Bedir’den başlıyarak bütün gazalarda bulundu ve binlerce kâfir ciğerini okuyla deldi.

      İslâmın müthiş imtihanı, Uhud gazasında, Kâinatın Efendisine vücudunu siper etti. Düşmandan yağan okların nerelere düştüğünü görmek için, varlığın nuru başlarını uzatıp bakmak istedikçe:

      – Ey Allah’ın Resulü… Anam babam sana feda olsun. Başını uzatma ki, düşman oku sana zarar vermesin diyor; ve varlığın yüzü suyu hürmetine var olduğu o muazzez başı kendi başı ile kalkanlıyordu, sesi gayet heybetli…

      Âlemin Fahri buyurdular:

      “- Asker içinde Ebû Talha’nın sesi yüz kişiden hayırlıdır. Huneyn çenginde tek başına yirmi kâfiri tepeledi.”

      Kâinatın Efendisi dünyaya veda ettikleri zaman mübarek kabri Ebu Talha kazdı ve kazmasının ucu ile deştiği simsiyah toprak içinde âlemleri haleleyen nurun, madde Ölçüsüne göre tabutluk çukurunu hazırladı.

      Böyle bir şerefe de mâlik…

      Hazret-i Ebubekir ve Ömer devirlerinin bütün fetih hareketlerinde bulundu ve herbiri destan çapında kahramanlıklar gösterdi.

      İslâm’a girişindeki vesîle de enfes…

      Sevdiği ve izdivacına talip olduğu kadın müslüman, ona şöyle demişti:

      – Benim de sende gözüm var. Senin gibi bir er red-dolunmaz. Fakat sen kâfirsin evlenmemiz kabil değil; seni müslüman olarak istiyorum ve bundan başka senden hiç bir şey dilemiyorum.

      Bu ulvî hitap ezelî müslümanın bir anda ruhunu fethetmiş ve Ebu Talha hemen şehâdet getirmişti.

      Etrafında ulvî kadından yetişmiş çocukları oturmakta… Bir gün gözüne Kur’ân’dan bir âyet ilişti; Kahramanlık damarlarını birden bire şahlandıran bir âyet… Hemen yerinden fırladı ve haykırdı:

      – Rabbim beni gençliğimde de, ihtiyarlığımda da kâfirlerle çarpışmaya davet ediyor. Çabuk hazırlayın, silâhlandırın, cihazlandırın beni; cenge gideyim!

      Oğulları ihtiramla karşılık verdiler:

      Aziz babamız… Sen Allah’ın Resulü ile birlikte, irtihaline kadar cihad ettin… Peşinden Ebubekir ve Ömer zamanındaki bütün seferlerine katıldın… Artık sıra bizde. İhtiyarsın, yerinde otur ve ibâdetinle uğraş. Senin yerine ve hemen biz gidelim!

      Kanının her zerresinde bir volkan kaynayan, her gençten daha genç, ebedî îman genci ihtiyar sahabî gürledi:

      – Olmaz!.. Ben gideceğim!..

      Ve gidiyor. O sırada Kıbrıs üzerine sevkedilen İslâm kıt’alarına katılıyor. Fakat deniz üzerindeki seferin ilk günlerinde ecel onu yakalayıveriyor. Muazzez sahabî uykusuz, deniz ortasında, daha Kıbrıs adasının karaltısı görünmeden, dudaklarında şehadet kelimesi, gerçek hayata geçiyor.

      Yedi gün gemide kalan mübarek naaş… Yüzünde ebediyet nişanı, ölümsüzlük tebessümü… Ne kokma, ne çürüme, ne en küçük bir değişme…

      Ebu Talha, Kıbrıs’a naaşiyle çıkan ilk şehid…

      Böyleyken?..

      Bir Pırıltı-Binbir Işık/ Necip Fazıl Kısakürek

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.