- Bu konu 5 yanıt içerir, 6 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
4 Haziran 2010: 23:54 #662780
Anonim
Şimdi kısaca ve avam lisanıyla nefsime diyeceğim.kısaca ..
bazen uzun sözlerden uzun nasihatlerden hiç hoşlanmıyoruz değil mi
akıl verilmiş hepimize,
uzun uzadıya meselelerin anlatılması nefsimizi sıkıyor bazen
bende düşünebilirim bende aradaki ilişkileri kurabilirim diyoruz farkında olmadan
ki evet öyle de olması lazımdır
kibre kaçmamak kaydıyla
insan çok ilginç..
üretmediği, bir şeyler ortaya koymadığı zaman
değersizleşiyor kendi gözünde
“boş”laşıyor
“manasız”laşıyor
ve bu koca boşluktan sıkılıyor
kainatta hiçbir şey yok ki varlığı hikmetlere bina edilmemiş olsun
bir sonraki adımda ondan bir fayda gözetilmemiş olsun
insana verilen tüm cihazat, bir yerlerde kullanılmak
onlardan faydalanılmak için verilmiş
faydalanılmadığı veya yanlış kullanıldığı zaman çürüyor
çürümesi kendisini bozduğu gibi,
diğer cihazlarında bozulmasına sebeb oluyor
aklımızı kullanmamıza bir kapı açılıyor “kısaca” açıklamalar
nasıl Kur’an-ı Kerim koca kainatı içine alan “kısa” bir anlatım
onun nurundan süzülmüş Risale-i Nur dahi
yine muazzam hakikatlerin “kısaca” anlatımlarından müteşekkil
ve her bir sayfa, her bir satır, her bir bölüm
çok anlamları içinde barındırıyor
okumak,
yazmak,
tefekkür etmek,
düşünce üretmek,
bunlara dem vuruluyor ve bunlar isteniyor insandan
“kısaca” anlatılan muazzam hakikatlerin neler olduğunu
düşünerek
izleyerek
görerek
duyarak
hissederek
bulmamız isteniyor
ve bu kapı açılıyor hepimize
evet;
risale-i nur, sair kitaplara muhalif olarak, başta perdeli gidiyor; gittikçe inkişaf eder.(dördüncü şua)5 Haziran 2010: 00:38 #771354Anonim
… avam lisanıyla …
AVÂM : Sıradan biri, fakir halk tabakası; okuyup yazması az olan; ilim ve irfânı az, basit yaşayışa sahip kimse.
biz “avam” tabakasında mıyız ki bize âvam lisanı ile konuşuyor?
olur mu canım? o kadar okul okuduk, üniversitelere gittik
kültürümüzü artırdık?
nasıl âvam olabiliriz ?
nasıl sıradan
nasıl fakir
nasıl okuma yazması olmayan
ilmi az olan, irfanı, bilgisi, anlayışı az olan
basit yaşayışa sahip biri olabiliriz ???
en basitinden başlayalım
kaçımız arabca okuma yazma biliyor?
Kur’an-ı Kerim okunurken kaçımız orada geçen kelimelerin sözlük anlamlarını anlayabiliyor?
kaçımız Kur’an-ı Kerim okunurken
geçen kelimelerin manalarını yakalayabiliyor?
bir harfi üzerine sayfalar dolusu açıklama yapılan bir kitabın karşısında,
biz daha oradaki kelimeleri, sadece kelime olarak bile okuyamıyorsak
yerimiz avam tabakasıdır ..
kainat kitabının sahifelerini okuyabiliyor muyuz?
bir çiçeğin yaprağında tecelli eden isimleri görebiliyor, anlayabiliyor muyuz?
o yaprağın hamdini, tesbihini duyabiliyor muyuz?
o hamdleri senaları duyamasakta,
o fiilin her bir an devam ettiğini, her bir an bildirecek ve anlatacak ilmimiz var mı?
insanın kolu kopsa, tıp onun yerine yeni kol takabiliyor,
karıncanın ayağı kırılsa yerine yenisini koyabilecek, onu iyileştirebilecek teknolojimiz, ilmimiz, bilgimiz var mı?
bu ilme, bu bilgiye sahib olan zat-ı akdes karşısında yerimiz neresidir ..?
bir avuç toprak,
ayaklarımızın altında, hiç düşünmeden ezip geçiyoruz onu her gün,
ama o her gün bize yeni besinler sunmaya devam ediyor,
bu tevazu karşısında bizim yerimiz nerede olabilir ..
“âvam”
fakir
ihtiyaçlarımız; sonsuz
maddi vucudumuz, manevi vucudumuz, ruhumuz, kalbimiz
latifelerimiz,
istidatlarımız, yeteneklerimiz,
her birisinin yaşamına düzgün devam etmesi için gerekenler ne kadar çoksa,
insanın fakirliği de o nisbette artıyor
çünkü karşılığında verebilecek hiçbir şeyi, kendine has hiçbir variyeti yok
“avam”
okuma yazması olmayan
kelimenin kendi anlamı ile bile “okuyamıyor” “yazamıyoruz”
harflerimiz bize unutturulmuş
burada Risale-i Nur hizmet düsturlarından birisinin önemi de göze çarpıyor
Risale-i Nur’u yazmak
ve Hatt-ı Kur’an ile yazmak
Risale-i Nur talebesi,
Risale-i Nur’dan taleb eden,
okumayı da oğreniyor,
yazmayı da
ve inşallah, sadece gözleri kelimeler üzerinde dolaşmadan,
gazete okur gibi değil,
kelimelerin içlerini de görerek okuyabiliyor
“âvam”
basit
zerreden şemse kadar çevremizde sadece “var” olanların yapıları ne kadar karmaşık
atomlar, elementler, bağlar, moleküller .. her biri karmaşık ve muazzam bir düzen içinde
hareketleri işin içine girdiğinde, nasıl düzenli olduklarını görüyoruz
hiç biri karışmadan, karıştırılmadan, birbirine müdahale etmeden
işleyişlerine devam ediyorlar
hayat işin içine girdiğinde, olay iyice kompleksleşiyor,
mizan değişiyor,
hak hukuk giriyor,
mana alemi giriyor,
genişliyor da genişliyor
insan bu arada nerde?
neyle meşgul?
acaba bugün ne giysem ..
ne yesem ..
daha çok para kazanmak için nasıl çalışsam ..
nereye gitsem ..
o dizi de ne olmuş ..
ve daha ilginci,
gözümüzün önünde cereyan eden olayları incelerken bile,
sadece “olaylara” takılıyoruz
elma düşüyor, düşerkenki hareketinin denklenlerini yazıyoruz da, onu o ağaca tutturanı, yer küreye elmayı çektireni düşünemiyoruz,
onu görüp düşünecek kadar derinleşemiyoruz,
basit ve yüzeysel kalıyoruz,
biri bize gözün üstünde kaş var dediğinde,
sen kimsin kardeşim demek aklımıza geliyor da,
bunu nasıl söylersin demek aklımıza geliyor da,
ben kimim acaba demek aklımıza gelmiyor
ben nasılım diye sorabilecek kadar derinleşemiyoruz
hasılı kelam,
çok cihetle avam tabasındadır insan ..
basittir ..
fakirdir ..
ilmi yoktur ..
bilgisi yoktur ..
feraseti dardır ..
ve avam lisanına ihtiyaç duyar bu muazzam hakikatleri anlayabilmek için ..5 Haziran 2010: 00:44 #771355Anonim
Şimdi kısaca ve avam lisanıyla nefsime diyeceğim.ey kendini büyük zanneden nefsim..
kendini alim zanneden kibir yumağı ..
avam lisanı ile anlatılacak sana hakikatler, bakalım anlayabilecek misin ..5 Haziran 2010: 06:54 #771360Anonim
Konuşmayı yeni öğrenmeye çalışan bir bebekle, konuşan bir profesör dahi olsa, onun seviyesine göre konuşur. Öğrendiği ilimleri, kelimeleri, konuşmaya çalışan bebeğe bir anda vermeye çalışsa, bebeğin hiç bir şey anlamayacağı malumdur. Onun anlıyacağı dil bellidir. Araba derken çocuğun yüzüne gülümseyerek ayaba dersiniz vs. Bu şekilde çocuk konuşmayı öğrenir. Yani o bebeğin etrafındaki insanların ilmi, bebeğe nisbeten kıyaslanamayacak kadar üstündür, fazladır. İşte Risale-i Nurlarda ki ilimler öyle derindir ki, biz onu okumaya başladığımız da adeta o konuşmayı yeni öğrenen bebek gibiyiz. O bizim anlyacağımız dil ile bizimle konuşuyor ki öğrenebilelim. Temsillerle, benzetmelerle, hikayelerle, anlamamızı kolaylaştıracak metodlar kullanıyor.
2 Ağustos 2010: 19:59 #774016Anonim
çok güzel bir ders…ALLAH razı olsun
2 Ağustos 2010: 20:08 #774017Anonim
Mevlam Razı olsun inş…
4 Ağustos 2010: 12:44 #750062Anonim
@nuktepira 196048 wrote:
Şimdi kısaca ve avam lisanıyla nefsime diyeceğim.ey kendini büyük zanneden nefsim..
kendini alim zanneden kibir yumağı ..
avam lisanı ile anlatılacak sana hakikatler, bakalım anlayabilecek misin ..artık mazeretin yok ey nefis! anlıycan dilde konuşuoyr İman Hakikatleri:030:
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.