• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #664135
    Anonim

      10ew5rc5zg3.jpg

      Bayezid-i Bestamî hazretleri. Büyük velilerden.
      Bir gün tımarhanenin önünden geçiyor. Tımarhane hizmetçisinin tokmakla
      birşeyler dövdüğünü görüyor:
      – Ne yapıyorsun?
      Hizmetçi:
      – Burası tımarhanedir. Delilere ilâç yapıyorum.
      – Benim hastalığıma da bir ilâç tavsiye eder misin?
      – Hastalığını söyle.
      – Benim hastalığım güna…h hastalığı… Çok günah işliyorum..
      – Ben günah hastalığından anlamam… Ben delilere ilâç hazırlıyorum..

      Parmaklığının arasından konuşulanları duyan bir deli,(!) Bayezid-i
      Bestamî hazretlerine:

      – Gel dede, gel! Senin hastalığının çaresini ben söyleyeyim, diye seslendi. Bayezid-i Bestamî hazretleri, delinin yanına sokularak:

      – Söyle bakalım, benim derdime çare nedir? dedi. Deli(!) şu ilâcı tavsiye etti:
      – Tevbe kökü ile istiğfar yaprağını karıştır… Kalb havanında tevhîd tokmağı ile döv, insaf eleğinden geçir, göz yaşıyla yoğur, aşk fırınında
      pişir… Akşam-sabah bol miktarda ye… O zaman göreceksin senin
      hastalığından eser kalmaz, dedi. Bu güzel ilâcı öğrenen Bayezid
      hazretleri:

      – Hey gidi dünya hey! Demek, seni de deli diye buraya getirmişler, deyip oradan ayrıldı. Bu ilâç, halen günah hastası olanlara tavsiye olunmaya değer bir ilâçtır. Yani bu formülün hükmü hâlâ devam etmektedir.

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.