- Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
23 Mart 2009: 12:01 #651300
Anonim
Bir konuda kabiliyetli ve yetenekli olan insanlar bu sahalarda çalışmayıp, beceriksiz oldukları alanlara saparlarsa, Allah(cc)’ın koyduğu yaratılış kanunlarına büyük bir itaatsizlik etmiş olurlar.
Çünkü istidatlarını kullanıp geliştirerek, çalışma yaptıkları sanatın ölçülerine saygı ve sevgi gösterip, kanunlarına uyup, her şeyleri ile samimi sarılıp mesleklerinde fani olmalıdırlar.
İnsanların yaratılışlarına uygun davranış bu iken, yetenekleri dışındaki sahalarda çalışanlar, sanatın lâyık olduğu görüntüsünü değiştirirler.
Teşebbüs ettikleri ve fıtratlarına uygun olmayan mesleklerin kanun ve prensiplerini incitip bozarlar.
Çünkü kendi başarılı oldukları meyillerinin sevkiyle, çalıştıkları mizaç dışı yeni sanat alanının görüntüsünü bozarlar. Garip ürünler ortaya çıkar. “Ördeğin yürüyüşünü taklit ederken, kendi yürüyüşünü unuturlar.”
Zira tasavvur halindeki meyilleri, fiili olarak uyguladıkları sanat ile uyumsuzluğa düşeceği için keşmekeşlik ortaya çıkar.
Bahsettiğimiz bu olumsuzluklara pek çok kimsenin ağalık arzusu, emretme meyli ve üstün görünme duygularıyla hükmetme istekleri de devreye girer.Bu yaratılıştaki insanlar, ilmin şanından olan, yeni mesleğe girenleri teşvik edip edip, irşad ile nasihat ile lûtuf ile yol gösterecek yerde, öyle yapmazlar.
Kendi baskıcı,(enaniyetli kimselere uygun) üstünlük meyillerini tatmin için, zorlama vesilesi, hatta sanata yeni girenlere en küçük hatalarında şiddetle azarlama ve meşakkat verme yolunu tercih ederler. Bunu usta-çırak, hoca-talebe, öğretmen-öğrenci, en kötüsü sahasında ehil olmayan dava adamlarının yeni kardeşleriyle ilişkilerinde de görürüz.
İşte bunların sonucunda; ilme, sanata ve davaya hizmet yerine, ilmi, sanatı ve davayı hizmetlerinde kullanırlar.
Bu yüzden vazifeler, görevler ehil olmayanların ellerine geçti. Hani Efendimiz(a.sm.) buyurmuşlardı; “Vazifeler ehil olmayanların eline geçerse, kıyamet yakındır.”
Çektiğimiz sıkıntıların sebepleri belli olunca, yani teşhis konunca çare kolaydır; Ezeli hikmetin manevi emrini dinleyip, fıtratımıza uygun çalışmalara uyup, iş bölümü yapmalıyız. Allah(cc) bizleri ve insanlığı kurtuluşa erdirecektir ümidindeyim…
NOT; Bu yazıda Bediüzzaman hazretlerinin Muhakemat isim eserinin-Hatimenin hatimesi (Sözler Yayınevi; s: 46)Bölümündeki bilgilerden anladıklarım aktarılmıştır.
Hilmi Arkın
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.