Korku İle Ümid Arasında
Cenâb-ı Hak bir âyet-i kerîmede şöyle buyurur:
“Mü’minler ancak, Allâh zikredildiği zaman yürekleri titreyen, kendilerine Allâh’ın âyetleri okunduğunda îmanlarını artıran ve yalnız Rablerine dayanıp güvenen kimselerdir.”
(Enfâl, 2)
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bir hadîs-i şerîflerinde şöyle buyurmuşlardır:
“Allâh katında iki damla ve iki izden daha sevimli bir şey yoktur: İki damla; haşyetullâh yani Allah korkusu sebebiyle akan gözyaşı ile Allâh yolunda akıtılan kan damlasıdır. İki iz de; Allâh yolunda (cihâd ederken) bırakılan iz ile Allâh’ın farzlarından birini edâ esnâsında bırakılan izdir.”
(Tirmizî, Fedâilü’l-Cihâd, 26/1669)
Hazret-i Âişe -radıyallâhu anhâ- şöyle anlatır:
“Rablerine dönecekleri için yapmakta oldukları işleri kalbleri ürpererek yapanlar var ya, işte hayır işlerine koşan ve hattâ bunun için yarışanlar onlardır” (Mü’minûn, 60-61) âyet-i kerimeleri nâzil olmuştu.
Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e:
“–Âyette zikredilenler, zinâ, hırsızlık ve içki gibi haramları işleyenler midir?” diye sormuştum. O da şöyle buyurdu:
“–Hayır, ey Sıddîk’ın kızı! Âyette anlatılmak istenenler, namaz kıldığı, oruç tuttuğu ve sadaka verdiği hâlde, bu ibâdetlerinin kabûl olup olmama endişesiyle korkanlardır.”
(Tirmizî, Tefsîr, 23/3175; İbn-i Mâce, Zühd, 20)