- Bu konu 0 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
8 Mayıs 2011: 22:07 #671216
ABDULLAH
Abdullah İbni mübarek anlatıyor;
”Bir gün hacca gidiyordum,Irak; Suriye topraklarından geçerken
yalnız bir kadına rastladim.Selam verdim;Selamimi ”Söz olarak Rahim bir Rab’den selam sözüdür
onlarin duyacagı”(Yasin:5) ayetiyle aldı.”Buralarda ne yapiyorsun? ” diye sordum. “Allah kimi yoldan çikarmissa,ona yol bulduracak
yoktur” (A’raf:186) ayetini okudu…
Anladim ki,yolunu kaybetmis.Nereye gittigi soruma; “Bir gece kulunu Mescid-i Haram’dan alip Mesci-i Aksaya götüren
Allah’ı tesbih ederim” (Isra:1) ayetiyle karşılık verdi. Anladım ki,geçtiğimiz hac mevsiminde haccını
tamamlamış,Kudüs’e gidiyor. “Ne zamandan beri böyle yolunu kaybettin? ” dedim.“Tam üç gece (yani üç gündür) “(Meryem:10′) dedi.
Yiyecek verme teklifinde bulundum.
“Sonra orucunuzu gün batıncaya kadar tamamlayın” (Bakara:187) ayetini okudu.
“iyide Ramazan da degiliz” dedim.
“Kim Allah için nafile bir hayır yaparsa,Allah her hayrın
karşılığını verendir,her şeyi hakkıyla bilendir” (Bakara:15 ayetiyle cevap verdi.“Yolculukta oruç açilabilir” dedim.
“Ama orucu tutarsanız,bu hakkinizda daha hayırlıdır” (Bakara:184) ayetini okudu. Niye benim gibi konuşmadığını sordum.“Ağzından tek bir söz bile çıkmasın ki,yanında onu gözleyen
ve o sözü kaydetmeye hazır bir gözcü bulunmamış
olsun” (Kaf:1 dedi.“Kimlerdensin?” diye sordum.
“Bu konuda kesin bilgin yok(ailemi söylesem de tanimazsin)
Sonra göz de kalp de(görmeden,kesin bilgiye dayalı olmadan verdiğin her hükümden) sorumludur.” (Isra:36) ayetiyle cevap verdi. “Hata ettim,hakkini helal et” dedim“Bugün size kinama yok.Allah sizi bagislasin”(Yusuf:92) dedi.
Deveme bindirip kafilesine ulastirma teklifinde bulundum.
“Hayır adına ne islerseniz Allah onu bilir” (Bakara:215) ayetiyle
mukabele etti.
Devemi yanina getirdim,binecekken.
“Mü’min erkeklere söyle,bakışlarını sakınsınlar” (Nur:30) ayetini okudu.Gözlerimi çevirdim; binecekken deve ürküp kaçtı,
bu arada elbisesi az yirtildi.“Basiniza musibet olarak ne gelirse,bu bizzat isleyip,onu hak
etmeniz sebebiyledir” (Sura:30) ayetini mırıldandı.
“Sabret,deveyi baglayayım!” dedim.
“Bu hususta Süleyman’i anlayisli ve daha isabetli davranir kildik” (Enbiya:79) ayetini okuyarak,devemi yönlendirme konusunda benim daha basarılı olduğumu
kasdetti. Deveye bindi ve “Bunu bize baş eğdiren Allah’i tesbih
ederim; yoksa bunu biz başaramazdık.Ve sonunda şüphesiz Rabbimize
dönecegiz!” (Zuhruf:13-14) ayetlerini okudu “Haydi! ” diye deveyi hızlandırdım.“Yürüyüşünde (ve davranışlarında) vakur ol ve sesini
yükseltme.seslerin en çirkini eşeğin sesidir! ” (Lokman:19)
mukabelesinde bulundu.Yürürken şiir okumaya başladım.
“Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun!” (Müzzemmil:20) dedi. “Siir okumak haram değil ki! ” dedim.“Bu hususu ancak idrak ve basiret sahipleri düşünür anlar!”
(Bakara:269) cevabini verdi.
Bir süre gittik; sonra evli olup olmadığını sordum.“Ey iman edenler! Cevabı verildiğinde sizi üzecek meselelerden
sormayın!” (Maide:101) ayetini okudu.Derken kafilesine ulaştık ve “kafile içerisinde kimsen var mi?” dedim
“Mal ve evlat dünya hayatinin süsüdür!” (Kehf:46) dedi. Anladim ki,evladı var.İsimlerini sordum.
“Allah İbrahim’i dost edindi; Allah Musa ile konustu;
Ey Yahya,Kitab’a kuvvetle tutun!” (Nisa:125,164; Meryem:12)
Ayetlerini okudu.
“Ey İbrahim,ey Musa,ey İsa!” diye kafileye seslendim.
Nur yüzlü üç genç “Buyur! ” diye çıkageldi.Onlara para verip,”Bununla içinizden birini sehre yollayin!
Yemeklerin helal ve temiz olanina baksin ve size bir
yiyecek getirsin.Dikkatli davransin!” (Kehf:19) dedi. Yiyecek gelince bana “Geçmiş günlerinizde yaptiklarınızın
karşılığında şimdi afiyetle yiyip için!” (Hakka:24) dedi.
Çocuklara,”Annenizin bu durumunu bana söylemezseniz bu yemekten
yemem!” dedim.
“Annemiz” dediler.”Ağzından Cenab-ı Allah’ın
gazabını çekecek yanlış bir söz çıkar korkusuyla 40 yıldır
böyle sadece Kur’an’la konuşur.”
İbn Mübarek,bu hadiseyi Kur’an’da her şeyin bulunduguna delil olarak anlatırdı3 Haziran 2011: 11:41 #792609Anonim
Ayet-i kerimelerde Kur’an için “Kitap” ismi geçmektedir. Ayetlerin indiği dönemde Kur’an kitap halinde değildi; kitap denilmesinin hikmeti nedir?
Yazar: Sorularla İslamiyet, 03-6-2011
Kur’an-ı Kerim’in bir çok ismi vardır. Elimizdeki mushafın tertibine göre, Kur’ân-ı Kerim’in kendisi için kullandığı ilk isim “el–Kitab”dır (Bakara, 2/2). “Kitab” kelimesinde, bir araya toplama, meselâ bir cildi iğne ile diğerine tutturma (el–İsfahanî, 423) anlamı vardır. Bu itibarla, sözlerin yazıya geçirilip bir araya getirilmiş hâli de “kitab”dır.
Kitab’da hükmetme ve farz kılma anlamları da bulunur. Dolayısıyla, Allah’ın “Kelâm–ı Zâti”sinde, murad ettiği ve hükme bağladığı şeyler de, bir şey üzerine yazılmış olmasalar dahi, “kitap” diye isimlenirler. Sanki bir şeyin düşünülüp söylendikten sonra yazılması, yani son ve nihaî hükmünün verilmesi, onun “kitap” olması demektir. Buna işaretle Râgıp el–İsfahanî, (v. 502/1108) “Bir şey önce murad edilir, sonra söylenir, sonra da yazılır. Dolayısıyla, murad etme, işin başlangıcı, yazma da sonudur.” der. (el–İsfahanî, 423). Binaenaleyh, kitap hâline gelmiş ve yazılmış olan şey artık değişmez. Bu açıdan bakıldığında Kurân–ı Kerim’de “Ketebellahu / Allah yazdı.” ya da “Kütibe aleyküm / size yazıldı.” gibi ifadelerle başlayan cümleler, kesin ve artık hiç değişmeyecek bir hükmü anlatıyor olmalıdırlar.“Her ecelin bir kitabı vardır.” (Ra’d, 13/38)demek, olacak olan her şey yazılmıştır / belirlenmiştir; diğer bir ifade ile, yazılan her şey mutlaka olacaktır mânâsına gelir.
“Allah, dilediğini imha, dilediğini ispat eder. Ana Kitab, O’nun katındadır.” (Ra’d, 13/39)âyeti, “Ana Kitab”da olanların değiştirilebileceğini anlatıyor olmamalıdır. Günlük defterlerde yazılan ve silinenler olabilir ama, “Ana Kitab”ın hatırlatılması, Allah’ın ezelî bilgisinde her şeyin değişmeyecek şekilde bulunduğunu iş’âr eder.
Dünya ise, sebepler dünyasıdır ve bu dünyada her şey sebebiyle oluşur. Bu itibarla “Kitabullah”, çoğu kez Allah’ın hükmü ve O’nun verdiği karar anlamına gelir ve bu mânâda hadislerde çokça kullanılır.
Kur’ân-ı Kerim’in el-Kitab olması, hem onun yazıya geçirilip, okunan bir kitap olacağına, hem de hükme bağlandığına ve artık hiç değiştirilmeyeceğine işaret taşımalıdır. Zaten daha ilk sayfasında “Zâlike’l-Kitâbu lâ-raybe fîh” denmiş olması da bunu anlatır.(Beşer, Faruk, Prof. Dr, İsimlerinden İşaretle Kur’an-ı Kerim’in Anlaşılması) -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.