• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #661437
    Anonim

      [video]http://www.viddler.com/player/b536040e/[/video]

      Benim çocukluğumda soframıza kuşlar konar

      rüyalarımıza melekler uğrardı.

      Kapımızdan yoğurtçu
      bahçemizden ishakkuşu
      kalbimizden yeni çıkan şarkılar geçerdi…

      Kışın bir sobamız olurdu sobanın yanında kedimiz
      kedinin önünde yün yumağı
      bir Hayat Bilgisi fotoğrafı gibiydik.
      Yerli malı kullanan
      ;
      yurdun üç tarafı denizlerle çevrili

      kuruüzüm incir fındık
      tütün çay
      narenciye kavun-karpuz yetiştiren

      kuru üzüm ve inciri satan
      karşılığında çamaşır makinesi
      radyo ve otomobil alan
      bir toprağın fertleri…
      Biraz yoksul biraz mütevekkil
      biraz mahcup biraz kırılgan
      biraz naif ama hep umutlu…

      Özlerdik.Memleketteki halamızı
      ince doğranmış bir dilim pastırmayı

      yurttan sesler korosunu

      akşam komşuluklarını
      radyo tiyatrolarını
      sabah ezanını
      kalaycıyı bozacıyı
      münir nureddin şarkılarını
      orhan boran yarışmalarını
      kandil gecelerini , duvar sarmaşıklarını
      bakkalımızın utana sıkıla veresiye hatırlatmalarını
      okul önü koz helvalarını

      akşam oturmalarını

      ve hayatı…

      Top oynardık ,ip atlar kedi kovalar
      taşlarla birbirimizin başını yarar

      mahalle savaşları çıkarır

      gece olunca da tutar babalarımızın elinden
      yazlık sinemalara gider
      Sadri Alışık Vahi Öz
      Belgin Doruk Cüneyt Arkın seyreder
      Olimpos gazozları içer
      güler eğlenir bağırır çağırır
      dönerken yıldızları sayardık.
      Biz sıkı çocuklardık..!!

      Hepimizin birer yıldızı vardı
      onlara isim takardık
      onlar da bize isim takardı
      pus ve dumandan önce bu şehrin

      geceleri göz kırpan ;
      ve isimleri takılan yıldızları
      vardı.
      Benim yıldızıma Mehlika adını vermiştik
      Biz kimseden yana değildik.
      Kimsenin de kendinden yana olmasını istediği birileri
      olmazdı
      Bir değirmendeydik
      ,öğütülen
      öğütülürken türküler söyleyen

      buğday başaklarına benziyorduk.

      Bençorbalardan tarhanayı
      yemeklerden kurufasulyeyi

      sigaralardan Harmanı

      belki bunun için çok sevdim.

      Yollar bozuk musluklar bozuk

      ziller bozuk paralar bozuk

      ama adamlar sağlam idi.

      Bu şehrin yıldızları vardı.
      Saçlarına kurdelalar takan

      çivitle yıkanmaktan aşınmış beyaz çoraplarına
      leke bulaşmasın diye su birikintilerinden sakınan
      gözleri önünde
      ,
      yürekleri ve beslenme çantaları ellerinde

      küçük çocukları vardı bu şehrin
      bu şehrin yıldızları vardı.
      Ben Fenerbahçeyi amcam Vefayı tutardı.

      Konya tahıl ambarı Mersin muz cennetiydi.

      Taksimden Fatihe troleybüs kalkar

      Şişhanede mutlak raydan çıkardı.

      Vallahi hayat zor ve fakat çok matraktı.

      Muammer Karaca’nın adına bir tiyatro binası yoktu
      bizzat kendisi vardı.

      Başımız ağrırdı komşumuz vardı
      gönlümüz daralırdı komşumuz vardı
      Çorbamızı , umutlarımızı

      memleket kadar kalbimizi paylaştığımız
      komşularımız
      vardı...

      Geceleri bekçimiz , gündüzleri sütçümüz
      bizim kadar zayıf da olsa
      nohuta ve makarnaya alışmış da olsa
      Sarman adında bir kedimiz

      ceplerimizde kırık misketlerimiz

      çamur bulaşığı ellerimiz

      ve gülümseyen bir yüzümüz

      kimseye göstermekten utanmayacağımız bir içimiz
      biraraya gelerek çektirebileceğimiz
      bir aile fotoğrafımız vardı.

      Bir sabah bütün iyi şeylerin
      Ayvansaray iskelesinden
      hayal ülkesine doğru demir alan
      bir şirket-i hayriyye vapuru gibi
      aramızdan ayrıldığını gördük
      Sonra Ayvansaray’ın sularının çekildiğini
      yazdı
      gazeteler.
      Süheyla hanımın Raci beyin

      Melahat mehveş ablanın

      Niko’nun , Ercüment efendinin çekildiğini ise

      yazmadılar nedense.

      Ama yok ama yoklar.

      Ne Harman sigarası kaldı geriye
      ne Olimpus gazozu , ne Sadri Alışık.
      Kalan bir tortuydu belki.

      Belki kırık bir rüya denizi
      belki suya düşürdüğümüz suretimizin
      cep aynamıza nüktedan bir yansımaydı herşey.

      Herşey Maltepe sigarasının

      hep arandığında
      her bakkalda bulunabilmesi ile
      büyüsünü kaybetmişdi belki de .

      belki de biz bir rüya mı görmüştük?

      Hadi hepsi yalandı.
      Hadi hepsi hayaldi.
      Hadi hepsini ben uydurmuştum.
      Ama rüyalarımızın melekleri
      ve soframızın daim konukları kuşlar?

      Ya onlar?
      !!
      Onları siz de görmediniz mi?

      Sizin de sofranıza konup

      rüyalarınıza uğramadılar mı?

      Onlar da mı yalandı?

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.