• Bu konu 3 yanıt içerir, 3 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
5 yazı görüntüleniyor - 1 ile 5 arası (toplam 5)
  • Yazar
    Yazılar
  • #678010
    Anonim
      .

      Bismillahirrahmanirrahim.

      Esselamün aleyküm ve rahmetullahi ve berakatühü ebeden daimen.

      Bu haftaki Lahika Analizi dersimize Kastamonu Lahikasi 26.Mektup,dan devam ediyoruz insallah. Anladiklarinizi paylasarak katilimlarinizi bekliyoruz kardesler.

      [BILGI]

      بِاسْمِ مَنْ (تُسَبِّحُ لَهُ السَّمٰوَاتُ السَّبْعُ وَاْلاَرْضُ وَمَنْ فِيهِنَّ وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ) اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ
      1

      Aziz ve vefâdâr ve fedâkâr, sâdık kardeşlerim,

      Bu defa çok kıymettar ve fevkalme’mul manevî hediyenizden küçücük üç dört mesele hatıra geldi.

      Birincisi: Üçüncü keramet-i Aleviyede, “Risalelerde yalnız iki zeyil vardır” demesi, risale şekline girmiş olan zeyillere zeyil diyor. Sair zeyiller ise; hâtimeler, ilâveler, haşiyeler hükmünde görmüştür.

      İkincisi: İki Âyetü’l-Kübrâ’nın vird-i ekberinde hatırıma gelmediği halde, ehemmiyetli kısımlarını Yirminci Mektupla Otuz İkinci Söz, bana ihtiyaç bırakmayacak derecede beyan ve tercüme ettiklerinden, niyet ve vaad ettiğim halde tercümesinde istihdam edilmedim.

      Üçüncüsü: Risale-i Nur’un benden ayrılması ve ben de daire-i tenviriyesinden uzak düştüğümden, bu havali ve Eskişehir gibi sair yerleri de onun ehemmiyetli ve lüzumlu bir kısım hakikatlerinden hissedar etmek için, inâyet-i İlâhiye, yeni yazılıyor gibi tekrarla o kısım hakikatlerin, fakat letâfetli başka tarzlarda izah edilmelerinde, âdetâ ihtiyarım olmadan beni istimal ettiğini bildim, çok şükrettim.

      Bu defa hediyelerinize mukabil, elimden gelseydi yalnız maddî fiyatına göre herbir risaleye on lira ve Yirmi Beşinci Söze, yirmi beş altın, belki elmas ve Yirmi Dokuzuncu Söze, yirmi dokuz yakut verirdim. Öyleyse, verilmiş gibi kabul ediniz.

      Evet, tevafukta muvaffakiyetli olan “kalem-i ulvî” keramet-i Aleviyeyeye göze görünür güzel bir delil göstermiş. Yüz bin mâşâallah! Hüsrev’in çok şirin ve fevkalâde yazdığı Hastalar Lem’ası ile Esmâ-i Sitte Lem’ası, benim nazarımda elmasla yaldızlı yazılan ve onlar kadar uzun iki mektub-u sadâkat-medâr hükmünde bana göründü, Risale-i Nur’a çok ehemmiyetli hizmetlerini gözyaşıyla hatırlattı. Ve Firdevsî hediyenizdeki risalelerin harfleri adedince, Cenab-ı Erhamürâhimîn sizlere rahmet, bereket, saadet ihsan eylesin. Âmin.

      Yorulmaz, usanmaz, ciddî, samimî Hafız Ali kardeş,

      Tevafukta, muvaffakiyetli kaleminle yazılan İ’câz-ı Kur’ân’ın âhirinde senin hakkında 2 اَللّٰهُمَّ وَفِّقْهُ فِى خِدْمَةِ الْقُرْاٰنِ وَاْلاِيمَانِ olan dua bu defa şüphem kalmadı ki, tam kabul olmuş.

      Umum kardeşlere birer birer selâm.

      Said Nursî

      [/BILGI]

      [NOT]• • •Dipnotlar – Arapça İbareler – Haşiyeler :

      1 : “Yedi gökle yerin ve onların içindekilerin Onu tesbih ettiği ve her şeyin ancak Onu övüp tesbih ettiği” (İsrâ Sûresi, 17:44) Zât olan Allah’ın adıyla. Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
      2 : Allah’ım, iman ve Kur’ân hizmetinde onu muvaffak eyle.
      [/NOT]

      #807140
      Anonim

        Risaleleri okumaya başladığımda lahika mektublarının neden bu denli üzerinde durulduğunun idrakine varamamıştım bunu nurlarla hemhal olmuş birine sorduğumda hayatımızdaki her anı hakikatlerle tenvir edebilmek için lahika mektublarının gerekli olduğunu ve bunun önemi üzerinde durmuştu.Farkına varamadığımız ancak yaşanılan şu fitne zamanında alışılagelmiş olarak görülen yanlışların düzeltilmesinde etkili olduğunu ifade etmişti.

        #807141
        Anonim

          Üçüncüsü: Risale-i Nur’un benden ayrılması ve ben de daire-i tenviriyesinden uzak düştüğümden, bu havali ve Eskişehir gibi sair yerleri de onun ehemmiyetli ve lüzumlu bir kısım hakikatlerinden hissedar etmek için, inâyet-i İlâhiye, yeni yazılıyor gibi tekrarla o kısım hakikatlerin, fakat letâfetli başka tarzlarda izah edilmelerinde, âdetâ ihtiyarım olmadan beni istimal ettiğini bildim, çok şükrettim.

          Anlatılanlar neticesinde benim aklımda şöyle bir düşünce hasıl oldu şöyle ki:Hakikatleri çevremizdekilere anatırken hep aynı tekdüze anlatımlar yerine her kişinin huyuna,suyuna göre bir anlatım tekniği geliştirilmeli.Karşıdaki kişinin özellikleri,ilgi alanına göre bir tavr-ı hale bürünülmeli.Gelişigüzel hareketlerden uzak hakikatleri sevdirecek şekilde arkadaşımızın önüne sunmalı…

          #807142
          Anonim

            Aziz ve vefâdâr ve fedâkâr, sâdık kardeşlerim

            Kelime bazlı düşündüğüm zaman ise sadece bu kelimeleri anlayıp yaşamaya bir ömrümüzü yetiremeyiz.Fedakarlıktan, vefadan söz etmek ne haddimize lakin yinede düşüncelerimizi bu anlatılanlarla meşgul edersek bizlerde birgün bu zümreye dahil olabiliriz diye ümit ediyorum.Abilerden medhiyelerle söz ederken onların yaptıklarını yapmadıkça fuzuli konuşmalardan öteye varamayız .Fedakarlıkta öyle safhalara ulaşmışlar ki kendi benliklerinden öte hakikatler dökülür olmuş hallerinden, dillerinden .

            #807145
            Anonim

              ArzuKes kardeşim paylaşımın için teşekkür ederim.Bizleride bildiklerinden,anladıklarından yada fikirlerinden istifade ettirdin.

            5 yazı görüntüleniyor - 1 ile 5 arası (toplam 5)
            • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.