• Bu konu 17 yanıt içerir, 6 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 19)
  • Yazar
    Yazılar
  • #667259
    Anonim

      [BILGI]

      (Ehemmiyetlidir)
      Risale-i Nur talebelerinden bir kısım kardeşlerimin benim
      haddimin çok fevkinde hüsn-ü zanlarını ve ifratlarını tadil
      etmek için ihtar edilen bir muhaveredir.

      Bundan kırk-elli sene evvel, büyük kardeşim Molla Abdullah (R. H.) ile bir muhaveremi hikâye ediyorum:

      O merhum kardeşim, evliya-i azîmeden olan Hazret-i Ziyaeddin (K. S.)nun has müridi idi. Ehl-i tarîkatça, mürşidinin hakkında müfritane muhabbet ve hüsn-ü zan etse de makbul gördükleri için o merhum kardeşim dedi ki: “Hazret-i Ziyaeddin bütün ulûmu biliyor. Kâinatta, kutb-u âzam gibi her şeye ıttılâı var.” Beni, onunla rabtetmek için çok hârika makamlarını beyan etti.

      Ben de o kardeşime dedim ki: “Sen mübalâğa ediyorsun. Ben onu görsem, çok mes’elelerde ilzam edebilirim. Hem sen, benim kadar onu hakikî sevmiyorsun; çünki kâinattaki ulûmları bilir bir kutb-u âzam suretinde tahayyül ettiğin bir Ziyaeddin’i seversin; yâni o ünvan ile bağlısın, muhabbet edersin. Eğer perde açılsa ve hakikat görünse, senin muhabbetin ya zâil olur veyahut dörtte birisine iner.

      Fakat ben o zât-ı mübâreki, senin gibi pek ciddî severim, takdir ederim.

      Çünki Sünnet-i Seniye dairesinde, hakikat mesleğinde, ehl-i îmana hâlis ve te’sirli ve ehemmiyetli bir rehberdir.

      Şahsî makamı ne olursa olsun, bu hizmeti için ruhumu ona feda ederim. Perde açılsa hakikî makamı görünse, değil geri çekilmek, vazgeçmek, muhabbette noksan olmak; bil’akis daha ziyade hürmet ve takdir ile bağlanacağım. Demek ben hakikî bir Ziyaeddin’i, sen de hayalî bir Ziyaeddin’i seversin.” (Hâşiye)

      Benim o kardeşim insaflı ve müdakkik bir âlim olduğu için, benim nokta-i nazarımı kabul edip takdir etti.

      Ey Risale-i Nur’un kıymetdar talebeleri ve benden daha bahtiyar ve fedakâr kardeşlerim!

      Şahsiyetim itibariyle sizin ziyade hüsn-ü zannınız belki size zarar vermez; fakat sizin gibi hakikatbîn zâtlar vazifeye, hizmete bakıp, o noktada bakmalısınız. Perde açılsa, benim baştan aşağıya kadar kusurat ile âlûde mahiyetim görünse, sizi kardeşliğimden kaçırmamak, pişman etmemek için, şahsiyetime karşı haddimin pek fevkinde tasavvur ettiğiniz makamlara irtibatınızı bağlamayınız.

      Ben size nisbeten, kardeşim; mürşidlik haddim değil. Üstad da değilim, belki ders arkadaşıyım. Ben sizin, kusuratıma karşı şefkatkârâne dua ve himmetlerinize muhtacım. Benden himmet beklemeniz değil, bana himmet etmenize istihkakım var.

      Cenâb-ı Hakk’ın ihsan ve keremiyle sizlerle gayet kudsî ve gayet ehemmiyetli ve gayet kıymetdar ve her ehl-i îmana menfaatli bir hizmette, taksîm-ül mesaî kaidesiyle iştirak etmişiz. Tesanüdümüzden hâsıl olan bir şahs-ı mânevînin fevkalâde ehemmiyet ve kıymeti ve üstadlığı ve irşadı bize kâfidir.

      Hem mâdem bu zamanda her şey’in fevkınde hizmet-i îmaniye en ehemmiyetli bir vazifedir; hem kemmiyet ise keyfiyete nisbeten ehemmiyeti azdır; hem muvakkat ve mütehavvil siyaset âlemleri ebedî, daimî, sabit hidemat-ı îmaniyeye nisbeten ehemmiyetsizdir, mikyas olamaz, medar da olamaz.

      Risale-i Nur’un talimatı dairesinde ve bizlere bahşettiği hizmet noktasında feyizli makamlara kanaat etmeliyiz. Haddinden fazla fevkalâde hüsn-ü zan ve müfritane âlî makam vermek yerine, fevkalâde sadakat ve sebat ve müfritane irtibat ve ihlas lâzımdır. Onda terakki etmeliyiz.
      اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى

      Kardeşiniz
      Said Nursî

      (Hâşiye): Çünki sen muhabbetini ona pek pahalı satıyorsun. Verdiğin fiatın yüz def’a ziyade bir mukabil düşünüyorsun. Halbuki onun hakikî makamının fiatına, en büyük muhabbet de ucuzdur.
      [/BILGI]

      Es selamu aleykum ve rahmetullahi ve bereketuh muhterem kardesler…
      Lahika derslerimiz devam ediyor…Anladıklarımızı paylaşarak, anlamadıklarımızı sorarak katılımlarınızı bekliyoruz . Selam ve dua ile.
      İlk sorularimiz :
      1/ Husnu Zan nedir ?
      2/ Husnu Zannin ifrat, yani aşırı derecelisi nasil olur? Sevdigimiz insanlara karsi , özelllikle velilere ve alimlere karsi beslenen asiri husnu zannin dinimizde yeri nedir?
      3/Husnu Zannin olçusu ne olmalidir?
      4/Bir insana manevi makami için mi yoksa yaptigi hizmetler için mi deger verilir.Fark nedir?
      5/ Bir insanda hüsnü zannin zaafa dönüsmesi, ve baskalari tarafindan istismar edilmesi ne kadar dogrdur? Aldatilmamak için nelere dikkat etmeliyiz?
      6/ “muhabbeti pahalı satmak” ifadesini nasıl anlamalı bu durumu nasıl değerlendirmeliyiz?

      7/ Suizana sevk eden hareket ve mekanlar nelerdir, bunlardan kaçinmak için ne yapilmalidir?
      #784414
      Anonim

        1/ Husnu Zan nedir ?

        2/ Husnu Zannin ifrat, yani aşırı derecelisi nasil olur? Sevdigimiz insanlara karsi , özelllikle velilere ve alimlere karsi beslenen asiri husnu zannin dinimizde yeri nedir?


        hüsn-ü zan
        zan daki güzellik
        yani güzel düşünme

        insanın sevdiği insana karşı gözü kör olur derler
        yani kusurlarını görmez, görse de ehemmiyet vermez, verse de merhametkarane bir hal ile o kusurların halline çalışır.


        bir kişiye karşı hüsn-ü zan da aşırı gitme, karşıdaki insanın kusursuz olduğunu, bütün işlerini bilerek yaptığını hiç hata yapmadığını, mükemmel olduğunu .. vs. düşünmek olur ki, bu o insana yapılabilecek en büyük bir haksızlık olur.

        bu durumda insan o kişinin söyeldiği herşeye koşulsuz inanır, itaat eder, hayatına uygular veya uygulamaya çalışır.

        onun makamını gözünde yükseltir yükseltir ta kendis de dahil kimse ona yetişemez veya kendisinden başka kimse ona ulaşamaz
        ama o kişi hakkında bir olumsuzluğa net tanık olsa, o kişinin bir eksiğini görse, o kişi ile birlikte bütün öğrettiklerinin de yıkılıp gitme ihtimali var.

        Cenab-ı Hak hiçbir kulunu kusursuz yaratmamış, kusursuzluk sadece Cenab-ı Hakkın zatına mahsus,
        Resulu Ekrem Aleyhissalatu Vesselam efendimiz bile en kamil insan olmasına rağmen bir tek toz zerresi kadar bile olsa bir kusurlu hareketi ona vermiş, onu dahi kusursuz yaratmamış.


        insan hüsnü zanda ileri gittiği kişiyi mükemmelleştirmeye başladığında, onu aslında olmadığı bir hale sokuyor ve hayali bir kahraman haline getirebiliyor.

        ayakları yere basmayan bu hayalin, ins ve cinni şeytanlarla sarsılması çok kolay olabilir. alime muhabbetin sarsılması, o alimden alınan derslerin de eski etkisinin kalmamasına vesile olur ki, kişi hem hocasını kaybeder hem hakikatlerini…


        insan bunu bir alime yapabildiği gibi, yanındaki arkadaşına da -küçük ölçekte veya büyük ölçekte- yapabiliyor.

        bu karşımızdaki insan için çok çok zor bir durum.. eğer bu kişi hayattaysa, düşünülenlerin doğru olup olmadığının sınanması için imtihana tabi tutulma ihtimali var ve Allah muhafaza bu o kişiyi ipe götürür ..

        yani bir ablamıza bir abimize, bir hocamıza karşı büyük bir sevgimiz var ve onu mükemmel görüyorsak, ve bizimle birlikte başkaları da onu böyle görüyorsa, Cenab-ı Hak durumun haikaktte böyle olup olmadığını bize göstermek için veya o kişi fazlaca gurura kapılmaması için, o kişinin başına ciddi bir musibet göndererek sınava tabi tutabilir.


        evliya zatların, peygamberlerin yaşamlarını biliriz, hiç birisinin hayatı güllük gülistanlık değildir. onlar o kadar zorluğu sabrederek o makamlara çıkarılmışlar. ve o makamlarda olduklarının ıspatı için türlü sınavlardan geçmişler

        aynılarının sırf bizim düşüncelerimiz, zanlarımız, tavırlarımız sebebiyle, çevremizdeki insanların başına gelme ihtimali var. olabilir ki değer verdiğimiz kişi enaniyete kapılabilir ve bir sınavda yerle bir olabilir.
        Allah muhafaza..

        konu dışına daha fazla çıkmadan soruya dönersek,
        dimiz her zaman muhabbeti, hüsn-ü zannı tavsiye etmiş, bilinmeyene karşı, olumsuzluklara karşı her zaman hüsn-ü zannı muhafaza etmemiz istenmiş,
        bunun seviyesini iyi belirleyerek hayatımıza tatbik etmek, hem bizim, hem çevremizdeki insanların daha rahat daha doğru yaşayabilmesine vesile olacaktır inşallah..

        #784422
        Anonim

          Hüsnü Zan.;

          Aslında işin temeline inersek hüsnü zan ‘da bir ibadettir..Allah’ın ilahi kanunlarından bir emir; hüsnü zan..

          üstad hz’lerinin çok bilinen ve bir okadar da güzel olan şu sözü sanırım işin hüsnü zannın anafikrini bize öğretir;

          Güzel gören güzel düşünür;”

          güzel düşünen, ruhunda iyi şeylerin tohumlarını inkişaf ettirir ve sînesinde kurduğu cennetlerde yaşar gider. Etrafına kendi karanlık dünyasından bakan, her şeye içinin çirkinliğinden bir is bulaştıran ve dolayısıyla herkesten şikayet eden bir kimse ise, hiçbir zaman iyiyi göremez, güzel düşünemez ve hayatın hakiki lezzetini alamaz.

          iyi bakmak iyi düşünmek insanın mana hayatında da huzur verir..ne ekersen onu biçersin derlerya halk arasında;sevgi bahçesine muhabbet bağına gül ekersen gül biçersin..

          Evet, biz hüsn-ü zanna memuruz..

          Fakat şunuda söylemeden geçemeyeceğim..her şeyde bir denge olması gerektiği gibi hüsnü zan’dada bir denge ve hududun olması gerektiğini düşünüyorum..Hani hadisi şerifte buyrulduya “hiç bir şeyde uçta olmayınız..aşırıya kaçmayınız”””;

          Evet dengeli bir yaşam mü’minin imtihan dünyasını kolaylaştırır inşl..

          En büyük hüsnü zqan elbetteki Alemlerin Rabbine olmalı;

          .Aslında, bir mü’min hayatının her diliminde Allah Teâlâ hakkında hüsn-ü zanna sarılmalı ve hep bu recayla yaşamalıdır. “Ben günahkâr olabilirim; her an bir kopukluğa da düşebilirim. Fakat, o Gafûr ve Rahîm’dir; gufrân deryasına beni de alacağına dair inancım kavîdir!..” demeli ve bağışlanacağı ümidini beslemelidir.

          Şu kadar var ki, hüsn-ü zan ve reca duygusu insanı yeni yeni günahlar işlemeye sevk etmemelidir.

          Çok bilinen bir hadis tir ..cenabı Allahı nasıl bilirseniz öyle görürsünüz mahşerde;

          Evet biz Rabbimizi rahman ve rahim biliriz..Rahmet deryası Rabbimizin rahmetine sığınırız..

          sözün özüne gelirsek; güzel düşünce ,iyi niyet insanın gönül saffetinin;ve vicdan enginliğinin işaretidir inşaAllah…

          #784433
          Anonim

            (Hâşiye): Çünki sen muhabbetini ona pek pahalı satıyorsun. Verdiğin fiatın yüz def’a ziyade bir mukabil düşünüyorsun. Halbuki onun hakikî makamının fiatına, en büyük muhabbet de ucuzdur.

            • “muhabbeti pahalı satmak” ifadesini nasıl anlamalı bu durumu nasıl değerlendirmeliyiz?
            #784467
            Anonim

              @Zuhr 231610 wrote:

              (Hâşiye): Çünki sen muhabbetini ona pek pahalı satıyorsun. Verdiğin fiatın yüz def’a ziyade bir mukabil düşünüyorsun. Halbuki onun hakikî makamının fiatına, en büyük muhabbet de ucuzdur.

              • “muhabbeti pahalı satmak” ifadesini nasıl anlamalı bu durumu nasıl değerlendirmeliyiz?

              Üstad bu mektupta, kardesi Molla Abdullah’in, muridim dedigi hz Ziyaeddin’e olan asiri sevgisinin ve husnu zanninin nerelere varabilecegini anlatiyor.

              “Cunku sen muhabbetini ona cok pahali satiyorsun“, yani sevgini hürmetini ona vereceksin ama karsiliginda ondan buyuk bir evliyalik bekliyorsun diyor.

              Burda su var: Verilen fiyatin karsiliginda yüz defa fazlasini almak isteniliyor.

              halbuki onun makamina en buyuk muhabbette ucuzdur

              yani onu kendi makaminda olarak sevsen ne kadar cok sevsen sev, layiktir.

              Ama perde acilsa hakikat gorulse…
              Eger o alim senin dedigin makamda degilse, senin sevgin zayi olur veya dortten bire iner.Kaybeden taraf sen olursun diyor.

              Ve sonra kendinin bu zata olan sevgisinden bahsediyor, ve husnu zanda varilmasi gereken ölçüyü ve dengeyi belirtiyor:

              Fakat ben, o zât-ı mübâreki senin gibi pek ciddî severim, takdir ederim. Çünkü, Sünnet-i Seniye dairesinde, hakikat mesleğinde, ehl-i imana hâlis ve tesirli ve ehemmiyetli bir rehberdir.
              ” diyor

              Ehli iman için onemli bir rehberdir…
              iman hizmetinde kosuyor…

              Sahsi makami ne olursa olsun, bu hizmeti icin bu ruhumu ona feda ederim diyor

              Perde acilsa, daha asagi bi makamda olsa bile , degil geri cekilmek, ve sevgimde azalma olmak, daha ziyade hurmet ve takdir ile ona baglanacagini ifade ediyor.

              Demek ki evliyalik makami için sevilirse, hayali bir sahis sevilmis olur.

              Manevi makamlar için degil, yaptigi hizmetler icin o insna deger vermelisi gerektigini açikliyor üstad.

              #784480
              Anonim
                5/ Bir insanda hüsnü zannin zaafa dönüsmesi, ve baskalari tarafindan istismar edilmesi ne kadar dogrdur? Aldatilmamak için nelere dikkat etmeliyiz?

                “Hazer et, dikkatle bas, batmaktan kork”. Cihanlari yutan letaifini böyle basit seylerde batirma diyor üstad.

                Müslüman hüsnü zanna memurdur. Islamin guzel yanlarini aksettirmenin ünvanidir husnu zan. Ama mesuluyet gerektiren islerde temkinli ve dikkatli olmak sarttir.

                Guzel bir heyet içerisindeyiz, etrafimizda hayatini Allah yoluna adamis muhabbet fedaileriyle iç içeyiz. Ayni sekilde baska ulkelerde bizim duygu ve isik kaynaklarimizi baska sinelere tasiyan binlerce insan var.

                Bu hizmet çarkinin içinde, dunyanin her yerinde bulunan gelip gecmis butun hizmet fedailerinin hukuku var.

                Umumun hukuku oldugu boyle bir muessesede, bu cemaati mahcup edecek olan buyuk bi vebal almis olur.

                Bir kisinin yapacagi bir $irretlik genele mal olup, falanda boyle bir tahripte bulanabiliyormus dedirtecek.

                Buna binaen bir taraftan hüsnü zanla bakarken bir taraftanda böyle insanlar mercek altina alinmali ki, düsmelerine izin verilmesin.

                Belki o insanin zaaflari görülmeli, ama hic bir sekilde yuzune vurmak amacli degil, oyle bir vartaya dusunulmesine izin vermemek icin gozlemlenmeli.

                Bediuzzaman’in da dile getirdigi gibi : “Kubbedeki taşlar gibi birbirleriyle kemâl-i muvazene ve intizamla başbaşa verip”, dökülmelerine ve dagilmalarina meydan verilmemeli.

                Bir taraftan hüsnu zan ederken, bir taraftanda temkinli ve dikkatli olunmali.

                #784482
                Anonim

                  @FaKiR_ 231810 wrote:

                  “Hazer et, dikkatle bas, batmaktan kork”. Cihanlari yutan letaifini böyle basit seylerde batirma diyor üstad.

                  Müslüman hüsnü zanna memurdur. Islamin guzel yanlarini aksettirmenin ünvanidir husnu zan. Ama mesuluyet gerektiren islerde temkinli ve dikkatli olmak sarttir.

                  Guzel bir heyet içerisindeyiz, etrafimizda hayatini Allah yoluna adamis muhabbet fedaileriyle iç içeyiz. Ayni sekilde baska ulkelerde bizim duygu ve isik kaynaklarimizi baska sinelere tasiyan binlerce insan var.

                  Bu hizmet çarkinin içinde, dunyanin her yerinde bulunan gelip gecmis butun hizmet fedailerinin hukuku var.

                  Umumun hukuku oldugu boyle bir muessesede, bu cemaati mahcup edecek olan buyuk bi vebal almis olur.

                  Bir kisinin yapacagi bir $irretlik genele mal olup, falanda boyle bir tahripte bulanabiliyormus dedirtecek.

                  Buna binaen bir taraftan hüsnü zanla bakarken bir taraftanda böyle insanlar mercek altina alinmali ki, düsmelerine izin verilmesin.

                  Belki o insanin zaaflari görülmeli, ama hic bir sekilde yuzune vurmak amacli degil, oyle bir vartaya dusunulmesine izin vermemek icin gozlemlenmeli.

                  Bediuzzaman’in da dile getirdigi gibi : “Kubbedeki taşlar gibi birbirleriyle kemâl-i muvazene ve intizamla başbaşa verip”, dökülmelerine ve dagilmalarina meydan verilmemeli.

                  Bir taraftan hüsnu zan ederken, bir taraftanda temkinli ve dikkatli olunmali.

                  BU SORUNUZUN TEK CEVABI GÜZEL DİNİMİZİ İYİ BİLMEK TEN GEÇER..diyorum..

                  Gerçi tamda bu konuyla ilgili geçende bir yorum yazmıştım ,oda silinmiş maalesef arızadan ötürü;

                  Kısaca değineyim hüsnü zannda da dengeli olmamız gerektiğini,anladığım bir olay;aylar önce doğuda ücra bir köye yolumuz düştü;
                  ;
                  Aşı ve muayene yapılacaktı..Ama köylüde tık yok..Niye diye sorduğumda köyün imamını yani mollası(bizim burada imamlara seyda yada molla denir)izin vermeden olmaz dediler..;

                  hem şaşırdım hemde biraz canım sıkıldı..Bir müddet sonra imam efendi teşrif ettiler..Neden dedim bu halkı böyle abluka altına almışsınız diye kızdım biraz..imam efendide kibir o biçim..;

                  Siz dedim Peygamber efendimizin varisleri olacaksınız güya;duymadınızmı Efendimiz tevazu abidesiydi(ben kuru ekmek yiyen bir bedevi kadının oğluyum,ne kralım nede başka bişey )böylesi güzel bir peygamberin yanında haya etmezmisniz.;

                  Şeytanı lain huzurdan kibri yüzünden kovuldu bunuda duymadınızmı..neden el etek öptürüp bu insanları inançlarından dolayı köleleştiriyorsunuz?neden el etek öptürüyorsunuz..Hz Peygamber(sav) ömrünce el etek öptürmedi;yazık ediyorsunuz imam efendi..dünyalık menfaatleriniz için ebedi hayatınızı bitiriyorsunuz;

                  Hoşuna gitmedi imam efendinin muhalif görüşlerimiz..sonuçmu ;biz işimizi yaptık elh;
                  yanlız köyden ayrıldığımızda korkunç bir gerçekle döndük;

                  Köyün bütün fıtre sadaka ve zekatlarıda imam efendinin cebine iniyormuş;

                  oysaki ayeti kerime zekat fakirin hakkıdır diyor;

                  Maalesefki halkımızın inanç değerleri böyle şarlatanların elinde oyuncak oluyor..Gerçek alim ve imamları TENZİH ediyorum;

                  Ama Allah aşkına islami, bilerek ve anlayarak yaşayalım..Biz Allahın kuluyuz..kulun kulu değil..hüsnü zannıda akıllıca yapalım ve yaptıralım vesselam….

                  #784238
                  Anonim

                    Bazen farkina varmadan suizana sebebiyet verebiliyoruz.

                    Suizana sevk eden hareket ve mekanlar nelerdir, bunlardan kaçinmak için ne yapilmalidir?

                    #784608
                    Anonim

                      Selamun Aleykum aziz Müslümanlar;

                      Hemen hemen her müslüman, gerek aile hayatında ,gerekse sosyal hayatta karşılaşacağı bir sorundıur.(İnsanların islam dışı hal ve hareketlerine)Yakinen şahid oluruz..ve üzülürüz..Hele bu durum yakınlarımızda zuhur ederse..;

                      Şimdi bu konu hakkında biraz istişare edip konuşalım istedim..Güncellliğini hiç kaybetmeyen bir konu..Bir insanı islama davet edip onun ıslahi için ne yapabiliriz; ve sorumun devamı ;

                      İnsanların kusurlarını kendilerine nasıl söylemeliyiz? Risalelerde bu konuda bir izah var mıdır?

                      kırmadan o insanı kaybetmeden nasıl söyleyebiliriz.

                      .buyrun efendim…

                      #784629
                      Anonim

                        @tebliğ 232352 wrote:

                        Selamun Aleykum aziz Müslümanlar;

                        Hemen hemen her müslüman, gerek aile hayatında ,gerekse sosyal hayatta karşılaşacağı bir sorundıur.(İnsanların islam dışı hal ve hareketlerine)Yakinen şahid oluruz..ve üzülürüz..Hele bu durum yakınlarımızda zuhur ederse..;

                        Şimdi bu konu hakkında biraz istişare edip konuşalım istedim..Güncellliğini hiç kaybetmeyen bir konu..Bir insanı islama davet edip onun ıslahi için ne yapabiliriz; ve sorumun devamı ;

                        İnsanların kusurlarını kendilerine nasıl söylemeliyiz? Risalelerde bu konuda bir izah var mıdır?

                        kırmadan o insanı kaybetmeden nasıl söyleyebiliriz.

                        .buyrun efendim…

                        Sıfatları zemmetmekle şahısları zemmetmek farklı şeylerdir. Mesela, kumarı kötülemek ve genel anlamda herkes içinde onun yanlış ve çirkinliklerini söylemekte bir sakınca olmaz. Lakin herkesin içinde bir kumarbazı işaret ederek; “Sen böyle çirkin bir işi yapmaya utanmıyor musun?” demek, şahsı rencide edeceği için mutabık olmaz.

                        Sıfatları kötülemek ve men etmekten hiçbir iman sahibi gocunmaz. Ama doğrudan şahsı nazara vererek söylemekten, değil günahkar birisi, en takva sahibi birisi bile gocunur ve rahatsız olur. Bu yüzden tebliğ metotları içinde direkt şahıslar değil de, şahısların üzerindeki sıfatlar nazara verilir ve verilmelidir. Kur’an ve hadiste de bu metot esastır. Sıfatlar çirkin gösterilirken, şahıslar pek nazara verilmez.

                        Mümin, mümin kardeşinin şahsına değil, üstündeki olumsuz sıfatlara buğzeder. Öyle ise ayyaş bir komşumuzun diğer güzel vasıflarını sevip ona o cihetlerden dost olabiliriz. Ama içki sıfatını da sevmeyiz, onun ıslahına çalışırız.
                        Bu konuda Yirmi İkinci Mektubu okumanızı tavsiye ederiz. Orada geçen şu ifadeler dikkat çekicidir:

                        “Eğer muhabbet, kendi esbabının rüçhaniyetine göre bir kalbde hakikî bulunsa, o vakit adâvet mecazî olur, acımak suretine inkılâp eder. Evet, mü’min, kardeşini sever ve sevmeli. Fakat fenalığı için yalnız acır. Tahakkümle değil, belki lütufla ıslahına çalışır.”(1)

                        Risalelerin bu bakış açısınnı okuyunca aklıma Hz Hüseyin gelir;güzel bir kıssa;

                        Hz hüseyin yeni buluğ çağına girer..Yanında bir büyüğüyle mescide namaza doğru gitmeye niyet eder;tam abdest alacak ki; o sırada yanlarına başka bir müslüman gelir..o müslüman alel acele ve yanlış bir abdest alır;Hz hüseyin hayretle bakar..Ama adamı kırmadanda uyarmak lazım der ve düşünür..nasıl yapalım ki adam kırılmasın soğumasın ;

                        ve usulca adamın yanına varır ..ey falan;ben galiba abdesti, yanlış alıyorum..siz benim büyüğümsünüz ..ben abdest alayım beni izlermisniz der..varsa yanlışımı düzeltirmisiniz;Adam hem şaşırır hemde tamam der mecburen;

                        Hz Hüseyin kolları sıvar usul_U Erkama uygun olarak abdestini tazeler..Adam şaşkınlıkla ve hayranlıkla bakakalır..eyvah der..eksik olan sen değilmişsin benmişim mubarek der..ve kendini düzeltir bundan sonra;

                        Evet aziz müslümanlar bu kıssayı çok beğenirim..ve hz hüseyini hep örnek almak gerektiğini düşünüyorum bu güzel hareketinden dolayı..Rabbim razı olsun Ehli beytten ve tüm ümmeti muhammetten inşl..
                        #784630
                        Anonim

                          @FaKiR_ 232101 wrote:

                          Bazen farkina varmadan suizana sebebiyet verebiliyoruz.

                          Suizana sevk eden hareket ve mekanlar nelerdir, bunlardan kaçinmak için ne yapilmalidir?

                          Mümkünse ne yaptığını ona söylemek gerekiyor.Ki sui zan etmesin.

                          sahabe peygamber efendimizin bir kadınla yalnız konuştuğunu görmüşler.

                          sui zan olur diye efendimiz gören sahabeyi çağırmış,kadının yüzünü de açtırmış..demiş ki bu benim hanımım.(ismi tam aklıma gelmedi)

                          onlar demiş,biz sizin hakkınızda kötü düşünmeyiniz…

                          efendimiz demiş,şeytan insanın kanında dolaşır..kötü düşünce verir..(bu manada okumuştum)

                          demek ki bizde böyle yapacağız…

                          #784631
                          Anonim

                            @tebliğ 232352 wrote:

                            Selamun Aleykum aziz Müslümanlar;

                            Hemen hemen her müslüman, gerek aile hayatında ,gerekse sosyal hayatta karşılaşacağı bir sorundıur.(İnsanların islam dışı hal ve hareketlerine)Yakinen şahid oluruz..ve üzülürüz..Hele bu durum yakınlarımızda zuhur ederse..;

                            Şimdi bu konu hakkında biraz istişare edip konuşalım istedim..Güncellliğini hiç kaybetmeyen bir konu..Bir insanı islama davet edip onun ıslahi için ne yapabiliriz; ve sorumun devamı ;

                            İnsanların kusurlarını kendilerine nasıl söylemeliyiz? Risalelerde bu konuda bir izah var mıdır?

                            kırmadan o insanı kaybetmeden nasıl söyleyebiliriz.

                            .buyrun efendim…

                            risalede medenilere galebe çalmak ikna iledir.söz anlamayan vahşiler gibi icbar ile değildir.sözü var.

                            kavli leyyin esastır..sözü var.(yani yumuşak dille anlatmak).

                            kim isterse nefsimle beraber dinlesin..sözü var..

                            nefsine hitap ederek okumak var.

                            #784878
                            Anonim
                              Bismillahirrahmanirrahim
                              “Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur.
                              Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti her şeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin.” (Bakara Sû: 2/32).

                              Allah’ım cc derse katılım gösteren tüm kardeşlerimden razı ol
                              Ya Rabbi!
                              Kur’ân ve kendisine Kur’ân indirilen Zât hakkı için kalplerini Kur’ân nuruyla nurlandır.
                              Kur’ân’ı her hastalığa karşı şifa,
                              hayatta ve ölümden sonra yoldaş eyle.
                              Kur’ân’ı dünyada arkadaş,
                              kabirde yoldaş,
                              kıyamette şefaatçi,
                              sırat köprüsünde nur,
                              cehenneme karşı perde ve örtü,
                              cennete girmekte rehber ve arkadaş,
                              hayırlı işlere ulaşmada önder ve rehber eyle.

                              amin amin amin

                              #737597
                              Anonim

                                @FaKiR_ 232101 wrote:

                                Bazen farkina varmadan suizana sebebiyet verebiliyoruz.

                                Suizana sevk eden hareket ve mekanlar nelerdir, bunlardan kaçinmak için ne yapilmalidir?


                                Suizana sevke eden mekan olarak ,şunu diyebilirim ;sosyal yaşantımızın her anında karşılaşabilirz..İnsanız yaşadığımız sosyal hayatta onlarca garip olayları ya yaşıyoruz yada duyup şahid oluyoruz..;

                                Suizan çağımızda ki ismiylede ÖNYARGILARIMIZ diyebilirmiyiz?;

                                Muhattabımızı tanımadan çoğu kez zahiri görüntüsüne bakıp aldanıyoruz heralde..Mantık böyle olma diyor ama bazen beyine hükmedimiyor insan öyle değilmi;

                                İtiraf etmem gerekirse ben önyargılarım dan dolayı bir kaç kez suizana düştüm ,ama sonrada çok pişman oldum..Allah affetsin;

                                Hani derler ya İMANIN KİMDE OLDUĞU BİLNMEZ DİYE ..Hakikaten öyleymiş;

                                Meslektaşlarımdan bir hanımla bir mekanda karşılaşmıştım bir ara;Kadın giyimi hiç hoşuma gitmemişti..Baştan aşağı adeta TEŞHİR AĞACI sanki;

                                Parfümü dahi yanımdayken bile nefesimi kesmişti..Konuşma tarzı gülmeleri iyice beni huzursuz etti..başımı hiç kaldırmamaya çalıştım..Bir müddet sonrada o mekanı terk ettim..konuşulan konu mesleki konualrdı..iyice ruhumun daraldığını hissettim ..bir an evvel orayı terk etmem gerektiğini düşünerek hızla terk ettim orayı..çıkarkende Allahım sen bunlara hidayet ver ıslah et dedim..;

                                Bir kaç ay sonra yaşadığım ilde bir kur an kursunun maddi olarak ihtiyacı olduğunu duymuştum..ve akabinde duyduğum bir olay beni dahada hayrete sevk etti;Bu beğenmediğim bayan meslektaşım..yüklü bir miktarda bu vakfa maddi destekte bulunup öğrenci bursları veriyormuş;

                                duyunca kendime çok kızdım..tevbe ettim..Allahım affet..;

                                önyargının bir kez daha yanlış olduğunu kanaat getirdim…

                                #737554
                                Anonim

                                  @FaKiR_ 232101 wrote:

                                  Bazen farkina varmadan suizana sebebiyet verebiliyoruz.

                                  Suizana sevk eden hareket ve mekanlar nelerdir, bunlardan kaçinmak için ne yapilmalidir?

                                  Peki sizce suizandan nasıl sakınabiliriz..tavsiyeleriniz varmı ?

                                15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 19)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.