• Bu konu 17 yanıt içerir, 6 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
4 yazı görüntüleniyor - 16 ile 19 arası (toplam 19)
  • Yazar
    Yazılar
  • #737570
    Anonim

      @tebliğ 233115 wrote:

      Peki sizce suizandan nasıl sakınabiliriz..tavsiyeleriniz varmı ?

      Ihlas risalesinin dusturlari sorunuza cevap veriyor sanirim…

      Hakkinda suizanda bulundugunuz kardesinize, sadakatle yaklasmak, ne olursa olsun sahiplenme..
      Onu yaptigi kusurlardan oturu terketmeme,
      Acaba nasil yapsakta yeniden kazansak, yeniden tekrar duzelse fikriyle sancilanma..sanirim suizandan sakinmamiza yardimci olacaktir.

      Bir mumin her zaman husnu zanli olmalidir, ama bazende, kisi tabiatinda korku duygusu oldugu için, bir nevi kendini tehlikelerden koruma adina suizana sevk edilir.

      Sanirim denge de burada olusuyor:

      Husnu zanla mukellef olan mumin —-> korkuyla basbasa kaliyor—->Bu korku duygusuda muminin temkinli ve dikkatli olmasini sagliyor –Ne yapsakta oyle bir vartaya dusmesek, dusuncesiyle adimlarini daha dikkatli basan mumin —Bir taraftan husnu zan ediyor, bir taraftanda mulahaza dairesini açik birakiyor.

      #737575
      Anonim

        @FaKiR_ 233138 wrote:

        Ihlas risalesinin dusturlari sorunuza cevap veriyor sanirim…

        Hakkinda suizanda bulundugunuz kardesinize, sadakatle yaklasmak, ne olursa olsun sahiplenme..
        Onu yaptigi kusurlardan oturu terketmeme,
        Acaba nasil yapsakta yeniden kazansak, yeniden tekrar duzelse fikriyle sancilanma..sanirim suizandan sakinmamiza yardimci olacaktir.

        Bir mumin her zaman husnu zanli olmalidir, ama bazende, kisi tabiatinda korku duygusu oldugu için, bir nevi kendini tehlikelerden koruma adina suizana sevk edilir.

        Sanirim denge de burada olusuyor:

        Husnu zanla mukellef olan mumin —-> korkuyla basbasa kaliyor—->Bu korku duygusuda muminin temkinli ve dikkatli olmasini sagliyor –Ne yapsakta oyle bir vartaya dusmesek, dusuncesiyle adimlarini daha dikkatli basan mumin —Bir taraftan husnu zan ediyor, bir taraftanda mulahaza dairesini açik birakiyor.

        Allah teala razı olsun..beklediğim cevabı verdiniz..Rabbim ilim ve şevkinizi artırsın..;

        Evet ihlas risalesi nin düsturları iyice etüt edilip anlaşılır ve akabinde hayata tatbik edilirse ,dengeler sağlam olur Allahın izniyle;

        peki ozaman şöyle deyip devam edeli mmi ;

        [ nefs-i emmâreye itimad edilmez Enâniyet ve nefs-i emmâre sizi aldatmasın İhlası kazanmak ve muhafaza etmek ve mânileri defetmek için, gelecek düsturlar rehberiniz olsun]

        Bütün kuvvetinizi ihlâsta ve hakda bilmelisiniz
        vesselam…

        #737582
        Anonim

          Allah cc razı olsun
          Üstad Hz’nin Katre’de belirttiği dört hastalıktan biri de su-i zandır

          “Evet, insan hüsn-ü zanna memurdur. İnsan, herkesi kendisinden üstün bilmelidir. Kendisinde bulunan sû-i zan sâikasıyla başkalara teşmil etmesin. Ve başkaların bazı harekâtını, hikmetini bilmediğinden takbih etmesin. Binaenaleyh, eslâf-ı izâmın hikmetini bilmediğimiz bazı hallerini beğenmemek sû-i zandır. Sû-i zan ise, maddî ve mânevî içtimaiyatı zedeler…” Mesnevi-i Nuriye

          #735341
          Anonim

            @FaKiR_ 233138 wrote:

            Ihlas risalesinin dusturlari sorunuza cevap veriyor sanirim…

            Hakkinda suizanda bulundugunuz kardesinize, sadakatle yaklasmak, ne olursa olsun sahiplenme..
            Onu yaptigi kusurlardan oturu terketmeme,
            Acaba nasil yapsakta yeniden kazansak, yeniden tekrar duzelse fikriyle sancilanma..sanirim suizandan sakinmamiza yardimci olacaktir.

            Bir mumin her zaman husnu zanli olmalidir, ama bazende, kisi tabiatinda korku duygusu oldugu için, bir nevi kendini tehlikelerden koruma adina suizana sevk edilir.

            Sanirim denge de burada olusuyor:

            Husnu zanla mukellef olan mumin —-> korkuyla basbasa kaliyor—->Bu korku duygusuda muminin temkinli ve dikkatli olmasini sagliyor –Ne yapsakta oyle bir vartaya dusmesek, dusuncesiyle adimlarini daha dikkatli basan mumin —Bir taraftan husnu zan ediyor, bir taraftanda mulahaza dairesini açik birakiyor.

            Konunu daha iyi pekişmesi için okuyup istifade edebilmelri için İHLAS RİSALESİNİN DUSTURLARINI buraya ekledim..inşl faydalanır kardeşlerimiz;buyrun;

            BİRİNCİ DÜSTURUNUZ: Amelinizde Rızâ-yı İlâhî olmalı Eğer O râzı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok Eğer o kabul etse, bütün halk reddetse te’siri yok O razı olduktan ve kabul ettikten sonra, isterse ve hikmeti iktiza ederse, sizler istemek talebinde olmadığınız halde, halklara da kabûl ettirir, onları da razı eder Onun için, bu hizmette doğrudan doğruya yalnız Cenab-ı Hakk’ın rızasını esas maksad yapmak gerektir


            İKİNCİ DÜSTURUNUZ: Bu hizmet-i Kur’aniyede bulunan kardeşlerinizi tenkid etmemek ve onların üstünde faziletfuruşluk nev’inden gıbta damarını tahrik etmemektir Çünki, nasıl insanın bir eli diğer eline rekabet etmez; bir gözü bir gözünü tenkid etmez; dili kulağına itiraz etmez; kalb ruhun ayıbını görmez belki birbirinin noksanını ikmal eder, kusurunu örter, ihtiyacına yardım eder, vazifesine muavenet eder; yoksa o vücud-u insanın hayatı söner, ruhu kaçar, cismi de dağılır Hem nasılki bir fabrikanın çarkları birbiriyle rekabetkârane uğraşmaz, birbirinin önüne tekaddüm edip tahakküm etmez, birbirinin kusurunu görerek tenkid edip sa’ye şevkini kırıp atalete uğratmaz Belki bütün istidadlariyle, birbirinin hareketini umumî maksada tevcih etmek için yardım ederler, hakikî bir tesanüd bir ittifak ile gaye-i hilkatlerine yürürler Eğer zerre mikdar bir taarruz, bir tahakküm karışsa; o fabrikayı karıştıracak, neticesiz akîm bırakacak Fabrika sahibi de o fabrikayı bütün bütün kırıp dağıtacak


            İşte ey Risale-i Nûr Şâkirdleri ve Kur’anın hizmetkârları! Sizler ve bizler öyle bir insân-ı kâmil ismine lâyık bir şahs-ı mânevînin âzalarıyız ve hayat-ı ebediye içindeki saadet-i ebediyeyi netice veren bir fabrikanın çarkları hükmündeyiz ve sâhil-i selâmet olan Dâr-üs Selâm’a ümmet-i Muhammediyeyi (ASM) çıkaran bir sefine-i Rabbâniyede çalışan hademeleriz Elbette dört ferdden bin yüz onbir kuvvet-i mâneviyeyi


            (Orjinal Sayfa:151)


            te’min eden sırr-ı ihlâsı kazanmak ile, tesanüd ve ittihad-ı hakîkîye muhtacız ve mecburuz Evet üç elif ittihad etmezse, üç kıymeti var Sırr-ı adediyet ile ittihad etse, yüz onbir kıymet alır Dört kerre dört ayrı ayrı olsa, onaltı kıymeti var Eğer sırr-ı uhuvvet ve ittihad-ı maksad ve ittifak-ı vazife ile tevâfuk edip bir çizgi üstünde omuz omuza verseler, o vakit dörtbin dörtyüz kırkdört kuvvetinde ve kıymetinde olduğu gibi hakikî sırr-ı ihlâs ile, onaltı fedakâr kardeşlerin kıymet ve kuvvet-i mâneviyesi dört binden geçtiğine, pek çok vukuât-ı tarihiye şehadet ediyor Bu sırrın sırrı şudur ki: Hakikî, samimî bir ittifakta herbir ferd, sâir kardeşlerin gözüyle de bakabilir ve kulaklariyle de işitebilir Güya on hakikî müttehid adamın herbiri yirmi gözle bakıyor, on akılla düşünüyor, yirmi kulakla işitiyor, yirmi elle çalışıyor bir tarzda mânevî kıymeti ve kuvvetleri vardır (Hâşiye)


            ÜÇÜNCÜ DÜSTURUNUZ: Bütün kuvvetinizi ihlâsta ve hakda bilmelisiniz Evet kuvvet hakdadır ve ihlâstadır Haksızlar dahi, haksızlıkları içinde gösterdikleri ihlâs ve samimiyet yüzünden kuvvet kazanıyorlar Evet kuvvet hakda ve ihlâsta olduğuna bir delil, şu hizmetimizdir Bu hizmetimizde bir parça ihlâs, bu dâvâyı isbat eder ve kendi kendine delil olur Çünki yirmi seneden fazla kendi memleketimde ve İstanbul’da ettiğimiz hizmet-i ilmiye ve diniyeye mukabil, burada sizinle yedi-sekiz senede yüz derece fazla edildi Halbuki, kendi memleketimde ve İstanbul’da burada benimle çalışan kardeşlerimden yüz, belki bin derece fazla yardımcılarım varken, burada ben yalnız, kimsesiz, garib, yarım ümmî, insafsız memurların tarassudat ve tazyikatları altında yedi-sekiz sene sizinle ettiğim hizmet; yüz derece eski hizmetten fazla muvaffakıyeti gösteren mânevî kuvvet, sizlerdeki ihlâstan geldiğine kat’iyyen şüphem kalmadı Hem îtiraf ediyorum ki: Samimî ihlâsınızla, şan ü şeref perdesi altında nefsimi okşıyan riyadan beni bir derece kurtardınız İnşâallâh tam ihlâsa muvaffak olursunuz, beni de tam ihlâsa sokarsınız Bilirsiniz ki, Hazret-i Ali (RA) o mu’cizevârî kerametiyle ve Hazret-i Gavs-ı Azam (KS), o harika keramet-i gaybiyesiyle, sizlere bu sırr-ı ihlâsa binaen iltifat ediyorlar Ve himayetkârâne teselli verip hizmetinizi


            mânen alkışlıyorlar Evet hiç şübhe etmeyiniz ki, bu teveccühleri, ihlâsa binaen gelir Eğer bilerek bu ihlâsı kırsanız, onların tokadını yersiniz Onuncu Lem’adaki şefkat tokatlarını tahattur ediniz Böyle mânevî kahramanları arkanızda zahîr, başınızda üstad bulmak isterseniz وَ يُؤْثِرُونَ عَلَى اََنْفُسِهِمْ sırriyle ihlâs-ı tâmmı kazanınız Kardeşlerinizin nefislerini nefsinize; şerefte, makamda, teveccühte, hatta menfaat-ı maddiye gibi nefsin hoşuna giden şeylerde tercih ediniz Hatta en lâtif ve güzel bir hakikat-ı îmaniyeyi muhtaç bir mü’mine bildirmek ki; en mâsûmâne, zararsız bir menfaattir Mümkün ise, nefsinize bir hodgâmlık gelmemek için, istemiyen bir arkadaş ile yaptırması hoşunuza gitsin Eğer “Ben sevab kazanayım, bu güzel mes’eleyi ben söyliyeyim” arzunuz varsa, çendan onda bir günah ve zarar yoktur Fakat mâbeyninizdeki sırr-ı ihlâsa zarar gelebilir


            DÖRDÜNCÜ DÜSTURUNUZ: Kardeşlerinizin meziyetlerini şahıslarınızda ve faziletlerini kendinizde tasavvur edip, onların şerefleriyle şâkirâne iftihar etmektir Ehl-i tasavvufun mabeyninde “fenâ fi-ş şeyh, fenâ fi-r resûl” ıstılâhatı var Ben sôfî değilim Fakat onların bu düsturu, bizim meslekte “fenâ fi-l ihvân” suretinde güzel bir düsturdur Kardeşler arasında buna “tefânî” denilir Yâni: birbirinde fâni olmaktır Yâni: Kendi hissiyat-ı nefsaniyesini unutup, kardeşlerinin meziyyât ve hissiyâtiyle fikren yaşamaktır Zaten mesleğimizin esası uhuvvettir Peder ile evlâd, şeyh ile mürid mâbeynindeki vasıta değildir Belki hakikî kardeşlik vasıtalarıdır Olsa olsa bir üstadlık ortaya girer Mesleğimiz “Halîliye” olduğu için, meşrebimiz “hıllet”tir Hıllet ise, en yakın dost ve en fedakâr arkadaş ve en güzel takdir edici yoldaş ve en civanmerd kardeş olmak iktiza eder Bu hılletin üss-ül-esâsı, samimî ihlâstır Samimî ihlâsı kıran adam, bu hılletin gâyet yüksek kulesinin başından sukut eder Gâyet derin bir çukura düşmek ihtimali var Ortada tutunacak yer bulamaz


            Evet yol iki görünüyor Cadde-i Kübrâ-yı Kur’aniye olan şu mesleğimizden şimdi ayrılanlar, bize düşman olan dinsizlik kuvvetine bilmiyerek yardım etmek ihtimali var İnşâallâh Risale-i Nur yoliyle Kur’an-ı Mu’ciz-ül Beyan’ın daire-i kudsiyesine girenler; daima nura, ihlâsa, îmânâ kuvvet verecekler ve öyle çukurlara sukut etmeyeceklerdir
          4 yazı görüntüleniyor - 16 ile 19 arası (toplam 19)
          • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.