BEN DE TASDİK EDERİM
Ahmak bir adamın eline ” Kıyafet ilmi ” ne dair bir kitap geçer. Okurken şöyle bir yazı görür:
“Bir adamın başı küçük, sakalıyla boyu uzun olursa aklı az olur.”
Meğer herifin de (kitabın tarif ettiği gibi) başı küçük, sakalıyla boyu uzundur, kendisini bu tarifin dışına çıkarmak ister. Ne yapması gerektiğini düşünür. Başını büyültmenin imkanı olmadığı gibi, boyunu kısaltması da mümkün değildir.
“Bari sakalımı olsun küçülteyim” diyerek şamdanı eline alır. Bir eliyle de sakalının yarısını tuttuktan sonra ikinci yarısını mumun alevine yaklaştırır. Birazı yanıp da sıcaklık parmaklarının uçlarına dokununca elini çeker. Yüzü cascavlak kalır. Bunun üzerine hokkayı kalemi eline alarak kitabın kenarına şundan yazar:
“Bunun gerçek olduğu üzerimde yaptığım deneyle anlaşılmıştır. Dolayısıyla ben de tasdik ederim!”
Bir Lira Efendim
Otelci ile müşteri aralarında konuşurlar. Müşteri der ki:
” Bir oda istiyorum. “
” Peki. Ama bizim odalar iki kısımdır. Bir kısmının kirası ayda iki, bir kısmının üç liradır.”
” Aralarında ne fark var? “
” Bir lira efendim! “
Hepsi Yazılıydı
Efendi sonar:
– Oğlum! Sobanın içine attığın kâğıtlar nasıl kâğıtlardı.İnşallah, masada duran hesap pusulalarını ateşe
atmamışındır?
– Merak etmeyin. Hiç ben beyaz kâğıtlara dokunur muyum? Hepsi yazılıydı.
Saçlarına Bir Şey Olmamış
Adamın biri hem ahmak hem lafazandır. Sakalı süt gibi beyaz olmasına rağmen saçına hiç ak düşmemiştir. Bir mecliste bu adamın saçıyla sakalı arasındaki bu farkın neden kaynaklandığı konuşulur.
Zariflerden biri der ki:
– Bunda bilinmeyecek ne var? Bir şey çok kullanılırsa elbette ki çabuk eskir. Bunun da çenesi çok kullanıldığı için eskiyip ağarmış. Beyni ise hiç kullanılmadığı için saçlarına bir şey olmamış!
Tecrübe Edeceğim
İhtiyar bir adam, bir karga satın alır.
“Kargayı ne yapacaksin?” diye sorarlar. İhtiyar
“Karga üç yüz yıl yaşar diyorlar. Bakalım öylemidir. Tecrübe edeceğim” der.
Yıkasın Diye Getirdim
Adamının birinin son derece tembel bir kölesi vardır. Bir gün bazı şeyler alması için efendisi kendini gönderir. Saatlerce gecikir. Sonunda hiçbir şey almadan gelir. Efendinin sabrı tükenir:
” Oğlum. Sen edam olmayacaksın. Ellerin kölelerine bakıyorum da imreniyorum. Efendileri bir iş emretse iki iş birden yapıyorlar.” diye azarlar.
Bir iki gün sonra efendi hastalanır. Köleyi hekim çağırmaya gönderir. Köle hekimle birlikte başka bir adam daha alır gelir.” Efendi hekimin yanında yabancı birini görünce
” Bu kimdir?” diye sorar
” Efendim, sen bana ellerin köleleri iki işi birden görüyorlar dememiş miydin? İşte ben de öyle yaptım. Bu adam ölü yıkayıcıdır.Şayet hekimin ilaçları fayda vermeyip ölecek olursan seni yıkasın diye getirdim.