• Bu konu 27 yanıt içerir, 8 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 29)
  • Yazar
    Yazılar
  • #646225
    Anonim

      “EĞER İNSANİYETİN MAHİYETİNİ ,HAYVANİYETİN,EN BEDBAHT VE EN AŞAĞI,DERCESİNDE TELAKKİ VE DÜNYAYI DAİMİ VE LAYEZAL TEVEHHÜM VE İNSANİ BAKİ VE LAYEMUT TAHAYYÜL EDEN BİR SARHOŞ VİCDANSIZ TARAFINDAN DENİLSE”SENİN BÜTÜN RİSALELERİN,İMANİ PEK KUVVETLİ DERS VERİYOR; DÜNYADAN SOĞUTUYOR,NAZARI AHİRETE CEVİRİYOR.BİZ İSEBÜTÜN KUVVET VE ZİHNİMİZLE DÜNYA HAYATINA MÜTEVECCIH OLMAMIZLA BU ZAMANDA DA YAŞIYA BİLİRİZ.ÇÜNKÜ ŞİMDİ YAŞAMAK DÜŞMANLARDAN SAKINMAK ÇOK MÜŞKİLLEŞMİŞTİR”

      BU AKŞAM BURAYI MÜTAALA EDELİM Mİ?

      #715900
      Anonim

        Sen başla-anlat istigna abi,aklımıza gelirse biz de ilave ederiz inş.

        #715902
        Anonim

          abi benim bu hususta beyan edebilecgim bişey olsaydı zaten sormazdım.
          ben sizin fikirlerinizi merak ediyorum.ama söylemek istedigim i şey var;
          şimdi nur dersleri cok kuvvetli iman dersleri veriyor,bende bütün zihnimle,hevesatlarımla dünyaya müptelayım,dünyada bütün ihtişamıyla bana doğru geliyor. bende bu acizlikle nerede hata yaptım ki,risale nurları okuyan hem bu düyayada mutludur ,hem ahirette sözünü daha yaşıyamadım.risale-i nurları okuyunca dünya arka planda kalıyor,e bende tabiri caizse gencim,nefsim mutmain olmamıs,hevesatlarım her gecen gün daha da ziyadeşiyor,ben bu durumda yüzümü hem dünyaya hem ahirete nasıl ceviricem?

          #715906
          Anonim

            Üstad hazretleri risale-i nurları savunma makamında ,soru cevap şeklinde muarızların zanlarına mantıki cevaplar vermiş.Muarızlar buna layık olmasa da bir hikmete binaen ciddiye alınır bir şekilde açıklama yapılmış.Mahkeme müdafaası oldugu için ve enaniyet ve hissiyat adalet duygularına o kişilerin bulaşmaması hikmetiyle olabilir.

            Osmanlının yıkıldıgı yüzyılı,yeni kurulmak istenen devleti düşünelim.Temel sorun neydi?Ehl-i islama galebe edenler neyi öne sürüyorlardı.Diyorlardı ki hep ;görüyorsunuz batı,yabancı nasıl sanayide
            ilerledi zenginlige bak,silahlara bak,yiyecek ve giyeceklerin bolluguna bak vs…Burdan yola çıkarak demeye getiriyorlardı ki bugün ehl-i islam fakirdir neden ,sizin gibi hocalar hep böyle dedi,Allah Allah diyerek geri kaldınız demeye getiriyorlardı.

            Burdan da şu sonuca varıyorlardı öyleyse bu zamanda teşvik dünyaya olmalı,sizlerin uhrevi telkinatı ayaga köstek oluyor,millete zarar ediyorsunuz demek istiyorlardı.

            Devamını az sonra yazıcam inş istigna abi..

            #715907
            Anonim

              merak ve sebatla beklıyorum.

              #715910
              Anonim

                Soruyu soranın zihniyeti bu olsa gerek ki o şekilde sormuş:

                “Senin bütün risalelerin, îmanî pek kuvvetli ders veriyor; dünyadan soğutuyor, nazarı ahirete çeviriyor. Biz ise, bütün kuvvet ve dikkat ve zihnimizle dünya hayatına müteveccih olmamız ile bu zamanda yaşayabiliriz. Çünkü şimdi yaşamak ve düşmanlardan sakınmak çok müşkülleşmiştir. ”

                Zihniyeti bu şekilde olan insanın hatası şu:

                1- insaniyetin mahiyetini, hayvaniyetin en bedbaht ve en aşağı derecesinde telakkî

                2-dünyayı daimî ve layezal tevehhüm

                3- insanı bakî ve layemût tahayyül eden bir sarhoş

                Yani dünyayı bu kadar öven,gözünde büyükleştiren kişi dünyayı bir şekilde daimi,sürekli zannediyor olmalı ki böyle desin.Yine aynı kişi bir nevi sarhoş olup olmadıgını da sorgulamalı.Çünkü eger hani derler ya yaşamak için mi yiyorsun yoksa yemek için mi yaşıyorsun onun gibi kişi dünyayı yanlış bilmişse ona baglı olarak kendisinin varlıgını da yanlış bilecektir.Dünyayı ebedi vehmeden bir kişi(tüm insanların dil ile herkes ölür gerçegini bilmesi ayrı şey,çünkü dışardan gözlemledigimizde o gerçegin bir anlam ifade etmedigini lisanı hallerinden defaatle görüyoruz.Kimin ne için heyecanlandıgı,neye istek duydugu yaşamından kendini belli ediyor) bu bakış açısıyla insanı da baki zanneder(kagıt üstünde ortaokul talebesinin bile insan bu dünyada ölür dedigine bakmayın,çok kişinin hilesi var bu konuda,bal gibi de dünyayı uzun görüyorlar çogunlukla da fani,muvakkat nefislerinin aldıgı cüz i lezzetler itibariyle) Ve bu iki algılama şundan dolayıdır denebilir.kendini ve dünyayı bu şekilde gören, insanlıktan amaç bir çeşit hayvaniyet derecesinde olmaktır,yaşamaktır düşüncesinde oldugu için öyle diyordur.

                Devamı biraz sonra inş..

                #715915
                Anonim

                  burada ki sarhoşun manası gaflet manasında.ama ehl -i iman bile olsa,gaflet perdes i altında olsa imansızlardan farkı ne olabil ir ki?
                  hem ehli iman bile olsa dünyayı yine yaşamak ister,ama sanki dini yaşarsan geri kaılrsın taalluk ettigi için ve sanki öylede oldugu için ahirettte nazar cevridiginde dunyadan kopuyusn gibi.hem dünya inkar edilemez,ahirette unutulamaz.ya hep ya hiç gibi.
                  ama nur talabelerının hem dünyası hem ahireti nasıl cennet oluyor peki.?

                  #715916
                  Anonim

                    Bu konuya dönmeden önce istigana kardeş senin bir yerde hususi olan sorunu da konuşalım.Ehl-i dünyayı böyle düşünmeye sevkeden saiklerin üzerine yogunlaşırsak(3 maddeyi hayal etsek,acaba insanlarda var mı,çevremde görüyor muyum,ne derecede?) soruyu daha iyi anlarız.Hem bize bakan yönüne,kendi adımıza olan cevabı da daha rahat buluruz.Ve cevap aynı yerin devamında şu şekilde verilmiş:

                    Elcevap: Îman-ı tahkîkînin dersleri, gerçi nazarı ahirete baktırıyor; fakat, dünyayı o ahiretin mezraa ve çarşısı ve bir fabrikası göstermekle, daha ziyade dünya hayatına çalıştırır. Hem, îmansızlıktaki müthiş bir sûrette kırılan kuvve-i maneviyeyi, gayet kuvvetli bir tarzda kazandırır ve me’yusiyet içinde atalet ve lakaydlığa düşenleri şevk ve gayrete, sa’ye sevk eder, çalıştırır. Acaba, bu dünyada yaşamak isteyenler; böyle, hayat-ı dünyeviyenin lezzetini, hem çalışmaya şevki, hem hadsiz musîbetlerine karşı dayanmaya medar kuvve-i maneviyesini temin eden ve îtiraz kabul etmeyen deliller ile ispat edilen îman-ı tahkîkînin derslerine yasak denecek bir kanunun vücudunu kabul ederler mi ve öyle bir kanun olabilir mi?

                    Yani mesela iman dersini alan biri olarak ben degil dünyadan kopmak onu yok saymak,onu Rabbimin tarif ettigi cihetiyle bilme keyfiyetine erişebilirim.Dünyayı ahirete alemine giderken üzerinden geçtigim bir han bilirim ve onu meşhud bilirim.Onunla amel edilmesi gerektigini bilir,kalben terketmekle kesben terketmenin farkını anlar olurum.

                    Ve imandan gelen bir şevk olur onun ile ümitsizlige yakalanmam.O manevi kuvvet: çalışmama şevk,olumsuzluklara sabır,hem o çalışma içinde hakiki lezzet olur.

                    Risale-i nurları okuyan tahkiki iman dersi alır,o dahi bize kanaat ögretir,Allah hesabına dünyaya esma-i ilahinin tecellisi olarak bakmayı telkin eder,hem insanın gaflet kalınlaşmamışsa en büyük arzusu olan ebediyet ve Ebedi olan Zatı nazara verir tüm bunlarla terbiye olan,imanın tadını alan kişi herhalde dünyada da daha ziyade mutlu olur.

                    #715917
                    Anonim

                      abi cok tesekkür ederim duymak istedıgımde tam buydu.cok muzzzam bi cvp olmuş.
                      Maşallah.
                      abi bunu cvpını nereden buldunuz,kaynak nurlar mı sadece?

                      #715920
                      Anonim

                        Konunun geneli için güzel bir yerde şurası:

                        Böyle ahmaklardan mühim bir mevkii işgal eden birisi demiş ki: “Biz Allah Allah diye diye geri kaldık; Avrupa top tüfek diye diye ileri gitti.”

                        “Cevâbü’l-ahmaki’s-sükût” kaidesince, böylelere karşı cevap sükûttur. Fakat bazı ahmakların arkasında bedbaht âkıllar bulunduğundan deriz ki:

                        Ey biçareler! Bu dünya bir misafirhanedir. Her günde otuz bin şahit, cenazeleriyle “El-mevtü Hakkun” hükmünü imza ediyorlar ve o dâvâya şehadet ediyorlar. Ölümü öldürebilir misiniz? Bu şahitleri tekzip edebilir misiniz? Madem edemiyorsunuz; mevt Allah Allah dedirtir. Sekeratta Allah Allah yerine hangi topunuz, hangi tüfeğiniz, zulümat-ı ebedîyi o sekerattakinin önünde ışıklandırır, ye’s-i mutlakını ümid-i mutlaka çevirebilir?

                        Madem ölüm var, kabre girilecek, bu hayat gidiyor, bâki bir hayat geliyor. Bir defa top tüfek denilse, bin defa Allah Allah demek lâzım gelir. Hem Allah yolunda olsa, tüfek de Allah der, top da Allahu ekber diye bağırır, Allah ile iftar eder, imsak eder.

                        #715923
                        Anonim

                          “Senin bütün risale lerin, îmanî pek kuvvet li ders veriyo r; dünyadan soğutuyor, nazarı ahiret e çeviriyor. Biz ise, bütün kuvvet ve dikkat ve zihnim izle dünya hayatına müteveccih olmamız ile bu zamand a yaşayabiliriz”
                          Hayatta en büyük ahmak odur ki böyle dinsiz serserilerden terakkiyi beklesin.

                          Nasıl da şeytanın vesvesesi kokuyor. Her tarafından bu cümlenin.
                          Oysa helal haramı bilmeyen insanlarla hayatı içtimaiyye zirü zeber olur nasıl mutlu olacak.
                          9.Şua ‘daki Ahirete imanın insan hayatına katkılarını ve insandan çıkarsa o insanlığın nasıl laşe hükmüne geçeceğini tahattur ediniz.

                          Sergerdan kardeş 9.Şua’daki meseleyi buraya yazabilirsin. Vaktim kalmadı çıkıyorum.
                          Selamla_________________________________________________yazmadan edemedim. istiğna kardeşe
                          bu zamanda bu hissiyat içinde eğer o haleti yakalayabilse idin 🙂
                          bu tarz hissiyat kör nefsi emmarede olur normaldir. Ancak çok yerlerde geçtiği gibi 32.Sözün ahirinde de geçen
                          Ehli dalaletin vekili….ilh başlayan yeri bir daha mütalaa ediniz.Bu o kör hissiyata perde çeker.
                          Amma zülcenaheyn olarak saadeti dareyn ise o ayrı bir mevzu olur. İnş.sonra birbiri içinde farklı konular çıkıyor bu meselede.

                          #715924
                          Anonim

                            “Dünya”ya, ister ‘yakın hayat’, ‘âhiretin önündeki hayat’ diyelim; isterse ‘ednâ’ kökünden alarak ‘en âdi, en değersiz, en iğreti en basit hayat’ diyelim; o insana ait istekler, arzular, şehvetler, uzun emeller ve bitip tükenmek bilmeyen hayaller olduğuna göre, gönül ile Allah sevgisi ve O’na itaat arasına perde olan her şey “dünya” sayılabilir. Akıllı insan, Allah sevgisi ile gönlü arasına girerek perde ve engel olabilecek bu imtihan dünyasına dikkat etmeli, aldanmamalı; onu kulluk bilinciyle değerlendirmelidir. Esas hayat, sonsuz hayat, en hayırlı hayat; sonraki hayatımız, yani âhirettir. Dünyada ekilenin orada biçileceğine göre, bu dünya hayatını âhiret bilinciyle yaşamalı, dünyadaki görevlerimizi yaparak, orası için hazırlanmalıyız.
                            Risale-i nurları okuyan tahkik i iman dersi alır,o dahi bize kanaat ögretir,Allah hesabına dünyaya esma-i ilahin in tecell isi olarak bakmayı telkin eder,hem insanın gaflet kalınlaşmamışsa en büyük arzusu olan ebediy et ve Ebedi olan Zatı nazara verir tüm bunlar la terbiy e olan,imanın tadını alan kişi herhal de dünyada da daha ziyade mutlu olur.

                            böyle idrak et diyosunuz yani?

                            _________________________________________________

                            Sungurlu wrote:
                            yazmadan edemedim. istiğna kardeşe
                            bu zamanda bu hissiyat içinde eğer o haleti yakalayabilse idin 🙂
                            bu tarz hissiyat kör nefsi emmarede olur normaldir. Ancak çok yerlerde geçtiği gibi 32.Sözün ahirinde de geçen
                            Ehli dalaletin vekili….ilh başlayan yeri bir daha mütalaa ediniz.Bu o kör hissiyata perde çeker.
                            Amma zülcenaheyn olarak saadeti dareyn ise o ayrı bir mevzu olur. İnş.sonra birbiri içinde farklı konular çıkıyor bu meselede.

                            abi bu kısmıda sizden dinlemek isterim…

                            #715926
                            Anonim

                              Şurayı dikkatlice okursak geldigimiz yer açısından istifadeli olur,belki konuyu bitirmiş de olur.

                              YEDİNCİ NOTA

                              Ey Müslümanları dünyaya şiddetle teşvik eden ve san’at ve terakkiyât-ı ecnebiyeye cebirle sevk eden bedbaht hamiyetfuruş! Dikkat et, bu milletin bazılarının din ile bağlandıkları rabıtaları kopmasın. Eğer böyle ahmakane, körü körüne topuzların altında bazıların dinden rabıtaları kopsa, o vakit hayat-ı içtimaiyede bir semm-i kâtil hükmünde o dinsizler zarar verecekler. Çünkü mürtedin vicdanı tamam bozulduğundan, hayat-ı içtimaiyeye zehir olur. Ondandır ki, ilm-i usulde “Mürtedin hakk-ı hayatı yoktur. Kâfir eğer zimmî olsa veya musalâha etse hakk-ı hayatı var” diye usul-i şeriatın bir düsturudur. Hem mezheb-i Hanefiyede, ehl-i zimmeden olan bir kâfirin şehadeti makbuldür; fakat fâsık merdûdü’ş-şehadettir. Çünkü haindir Ey bedbaht, fâsık adam! Fâsıkların kesretine bakıp aldanma ve “Ekseriyetin efkârı benimle beraberdir” deme. Çünkü fâsık adam, fıskı isteyerek ve bizzat talep edip girmemiş; belki içine düşmüş, çıkamıyor. Hiçbir fâsık yoktur ki, salih olmasını temenni etmesin ve âmirini ve reisini mütedeyyin görmek istemesin. İllâ ki-el-iyâzü billâh!-irtidat ile vicdanı tefessüh edip, yılan gibi zehirlemekten lezzet alsın!

                              Ey divane baş ve bozuk kalb! Zanneder misin ki Müslümanlar dünyayı sevmiyorlar veyahut düşünmüyorlar ki fakr-ı hale düşmüşler; ve ikaza muhtaçtırlar, tâ ki dünyadan hissesini unutmasınlar?

                              Zannın yanlıştır, tahminin hatadır. Belki hırs şiddetlenmiş; onun için fakr-ı hale düşüyorlar. Çünkü mü’minde hırs sebeb-i hasârettir ve sefalettir. durub-u emsal hükmüne geçmiştir.

                              Evet, insanı dünyaya çağıran ve sevk eden esbab çoktur. Başta nefis ve hevâsı ve ihtiyaç ve havassı ve duyguları ve şeytanı ve dünyanın surî tatlılığı ve senin gibi kötü arkadaşları gibi çok dâileri var. Halbuki bâki olan âhirete ve uzun hayat-ı ebediyeye davet eden azdır. Eğer sende zerre miktar bu biçare millete karşı hamiyet varsa ve ulüvv-ü himmetten dem vurduğun yalan olmazsa, hayat-ı bâkiyeye davet eden azlara imdat etmek lâzım gelir. Yoksa, o az dâileri susturup çoklara yardım etsen, şeytana arkadaş olursun.

                              Âyâ, zanneder misin, bu milletin fakr-ı hali dinden gelen bir zühd ve terk-i dünyadan gelen bir tembellikten neş’et ediyor? Bu zanda hata ediyorsun. Acaba görmüyor musun ki, Çin ve Hintteki Mecusî ve Berâhime ve Afrika’daki zenciler gibi, Avrupa’nın tasallutu altına giren milletler bizden daha fakirdirler? Hem görmüyor musun ki, zarurî kuttan ziyade Müslümanların elinde bırakılmıyor? Ya Avrupa kâfir zalimleri veya Asya münafıkları, desiseleriyle ya çalar veya gasp ediyor.

                              Sizin cebren böyle ehl-i imanı mim’siz medeniyete sevk etmekteki maksadınız, eğer memlekette âsâyiş ve emniyet ve kolayca idare etmek ise, katiyen biliniz ki, hata ediyorsunuz, yanlış yola sevk ediyorsunuz. Çünkü itikadı sarsılmış, ahlâkı bozulmuş yüz fâsıkın idaresi ve onlar içinde âsâyiş temini, binler ehl-i salâhatin idaresinden daha müşküldür.

                              İşte bu esaslara binaen, ehl-i İslâm dünyaya ve hırsa sevk etmeye ve teşvik etmeye muhtaç değildirler. Terakkiyat ve âsâyişler bununla temin edilmez. Belki mesailerinin tanzimine ve mâbeynlerindeki emniyetin tesisine ve teavün düsturunun teshiline muhtaçtırlar. Bu ihtiyaç da, dinin evâmir-i kudsiyesiyle ve takvâ ve salâbet-i diniye ile olur.

                              #715927
                              Anonim

                                abi ben cok yeniyim,nurlarla yeni ilgileniyorum.bundan sonraki konularınızda biraz daha türkçe yazsanız bende anlasam.
                                cok güzel olur.size zahmet vericem ama hakknızı helal edersiniz inş.
                                dua ile.

                                #715929
                                Anonim
                                  MÜSTAĞFİR wrote:
                                  abi ben cok yeniyim,nurlarla yeni ilgileniyorum.bundan sonraki konularınızda biraz daha türkçe yazsanız bende anlasam.
                                  cok güzel olur.size zahmet vericem ama hakknızı helal edersiniz inş.
                                  dua ile.

                                  Kardeş vakit kısıtlı oldugundan ve kendi ifadelerimle manayı karıştırmak istemedigimden alıntı yapıyorum.Sitemizde lugat var ,kelimelerin üzerini çift tıklayınca anlamları çıkıyor.Siz de sabreder ve merak duygunuzu canlı tutarsanız olur inş.

                                15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 29)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.