• Bu konu 8 yanıt içerir, 6 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
10 yazı görüntüleniyor - 1 ile 10 arası (toplam 10)
  • Yazar
    Yazılar
  • #640647
    Anonim

      Mahşerin Hararet ve Sıkıntısı

      Nihayet bütün yedi gök ve yedi yer ahalisi mahşerdeki yerlerini tam olarak alınca güne­şe on yıllık hararet giydirilir ve yaratıkların tepelerine bir veya iki yay kadar yaklaştırılır. Rabbû’l-Alemînîn arşının gölgesinden başka hiç kimsenin gölgesi bulunmaz. Arşın gölge­sinde serinlenenler ve güne­şin hararetiyle kav­rulanlar vardır. Güneş, altındakileri hara­retiy­le kızdırır. Hararetten onların keder ve endişe­leri şid­detlenir. Sonra ümmetler dalgalanmaya ve itişip kakışmaya başlar. Birbirlerini sıkış­tırır ve ayakları gider gelir.

      Susuzluktan boyunları kopacak gibi olur. Güneşin sı­caklığı, mahlukatın nefesleri ve izdihamın verdiği hararet birbirine eklenir. Bu­nun üzerine onlardan öyle bir ter akar ki, yeryü­züne yayılır. Sonra da amellerinin derecesine ve Allah katındaki saadet ve şekavet durumla­rına göre vücudlarını kaplar. Öyle ki ter, bazı­larının topuklarına, ba­zılarının göbeğine, bazı­larının kulak memelerine kadar yük­selir. Bazı­ları da neredeyse teri içerisinde kaybolacak hâle gelir. Ter kimisinin göbeğine kadar çıkar.

      Umeyr bin Said der ki: “Ben İbn Amr ve Ebû Said el-Hudrî’nin yanında oturuyordum. Cuma günüydü. Birisi ötekine dedi ki: “Ben Resûlullah (s.a.v.)’i şöyle buyururken dinledim: ‘Kıya­met günü ter insanoğlunun neresine kadar va­rır?’ Orada bulunanlandan birisi: ‘Kulak me­melerine kadar’ bir diğeri: ‘Ağzına kadar’ de­di. İbn Ömer (r.a.): (Ku­lak memesinden ağıza doğru eliyle bir hat çizerek) ikisinin de eşit ol­duğunu görüyorum” dedi.

      Hayseme, Abdullah’ın şöyle dediğini bil­dirdi: “Kıyamet günü yeryüzünün hepsi âdeta ateş kesilir. Ötesinde ise Cennet bulunur. İn­sanlar, onun hurilerini ve kadehlerini görürler. Abdullah’ın canı, kudretinin elinde bulunan Allah’a yemin ederim ki, kendisine hesap do­kunmadığı hâlde bir kişi o kadar ter döker ki, döktüğü ter kendi boyunca yeryü­züne yayılır. Sonra bu ter burnuna kadar yükselir.” Abdul­la­h’a sordular: “Bu neden ileri gelir ya Eba Ab-durrahman?” Abdullah: “İnsanların çektiği sı­kıntıyı görme­sinden” cevabını verdi.

      İbn Ömer (r.a.)’den, Resûlullah (s.a.v.)’in şöy­le buyurduğu nakledildi: “Kişi (bir defa da ‘kâfir’ dedi) Kıyamet günü, duruşmanın uzun­luğundan dolayı kulaklarının ortasına kadar ter sızıntısının denizi içerisinde ayakta diki­lir.” Yine Hz. Peygamber (s.a.v.)’den naklen Ab­dullah’ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: “O günün uzunca bekleyişinden, Kıyamet günü ter, kâfiri ağzının hizasından gemleyecek de­recede kaplar (Ali, beklemenin uzamasından’ dedi.) Öyle ki, ‘Ya Rabbi! ateşe göndermek bi­le olsa beni rahatlat’ diye yalva­rır.”

      Hiç şüphesiz sen de onlardan birisin. Kede­rinle başbaşa kalmış, ter kaplamış ve gam bürümüş, şiddetli ter, korku ve ürküntüden ne­fesin daralıp bunalmış bir hâlde kendini dü­şün! İnsanlar da seninle birlikte saadet veya mutsuzluk yurduna gönderecek hükmün veril­mesini bek­lerler.

      Herkes Canının Derdine Düşer

      Nihayet, senin ve diğer yaratıkların meşak­kati doruğa ulaşır. Konuşmadan ve işle­rine bakılmadan uzun uzun beklerler. Üç yüz sene hiç ko­nuşmadan, bir lokma yemek yemeden, bir yudum su iç­meden, yüzlerine bir tek hoş esinti ve serin meltem değme­den, bu bekleyiş ve ayakta dikilişten doğan çekilmez ve katla­nılmaz derecedeki yorgunluğu giderici bir an bile isti­rahat etmeden beklemelerini ne zan­nedersin?

      Katade veya Ka’b’den rivayet edilmiştir ki: “O gün in­sanlar, âlemlerin Rabbinin huzu­runda duracaklar” (el-Mutaffifîn Sûresi: 6) âyetini okudu ve şu açıklamayı yaptı: ‘Üç yüz sene kadar duracaklar.” Yine o, Hasan-ı Basrî’den şöyle duyduğunu söyledi: “Uzunluğu elli bin sene olan bir zaman, ayaklarının üze­rinde Azîz ve Celîl olan Allah’ın huzu­runda ayakta dikilen insanların hâlini ne zanneder­sin?! Onlar orada ne bir şey yemişler ve ne de bir şey içmişlerdir. Öyle ki susuzluktan boyunları incelmiş. Açlıktan içleri yan­mış. Bu onları ateşe sevk etmiş de sıcağı yaklaşmış ve esin­tisi şiddetlenmiş, yaklaşan kızgın bir pınardan sulanmışlar­dır.

      Peygamberlere Müracaat

      Onların meşakkat ve bitkinliği takat geti­remeyecekleri bir dereceye varınca, onlar, Mevlâ’nın yanında değerli olan ve kendilerine o hâl ve durumlarında rahat etmeleri için şefa­at edecek kimseleri aramak üzere birbirleriyle konuşur­lar. Bu durumdan kurtulup Cennete veya Cehenneme sevkedilmelerini isterler.

      Önce Âdem ve Nuh’a, sonra İbrahim’e, İb­rahim’den sonra da Musa ve İsa’ya başvurup yardım isterler. Hepsi de onlara şöyle derler: “Rabbimiz bugün öyle bir gazaba gel­miştir ki, böylesine ne bugünden önce gazaplanmış, ne de bundan sonra bu kadar gazaplanır.” Hepsi de bu şekilde kudret ve celal sahibi Rablerinin gazabının şiddetini ifade eder ve kendi kendi­leriyle meşgul olduklarını şöyle dile getirirler: “Nefsî, nefsî! (kendi canım, kendi canım!)” Bizzat kendi canlarının derdiyle meşguliyet, kendi dertleri ve kur­tuluş kaygıları onları şe­faat için Rablerine başvurmaktan alıkoyar. Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor: “O gün herkes gelip kendi canını kurtarmak için uğraşır…” (Nahl Sûresi: 111) Yaratıklardan hiçbirini düşünmez.

      Yaratıklar topluca çağrışırlarken, herbiri canının der­dine düşüp “Nefsî nefsî!” diye ba­ğırırken seslerini bir tahayyül et! “Nefsî, nef­sî” sözünden başka bir şey duyamaz­sın. O gün ne korkunç bir gündür! Sen de onlarla bir­likte sadece kendini düşündüğünü ve Rabbinin azab ve ceza­sından kurtulmaya çalıştığını haykırırsın.

      Allah katındaki değerlerine ve yüksek ma­kamlarına rağ­men Âdem Safiyullah, İbrahim Halilullah, Musa Kelimullah, İsa Ruhullah ve Kelimetullah’tan herbirinin Rabbinin şiddetli gazabından korkarak: “Nefsî nefsî!” diye ses­lendiği bir günü ne zannedersin?! O günkü korkun, tela­şın, üzüntün ve endişenle kendini onlarla mukayese edebi­lirmisin?

      #727678
      Anonim

        Allah razı olsun..
        Rabbim Cümlemize o anda kolaylıklar ihsan eylesin inş..

        #727720
        Anonim

          rabbim o büyük buluşmada rahmetini cümlemizin üzerinden eksik etmesin…

          #727767
          Anonim
            abdullahulug;95438 wrote:
            rabbim o büyük buluşmada rahmetini cümlemizin üzerinden eksik etmesin…

            amin amine ya muin….

            #727791
            Anonim

              :013:

              EyNefis!;95365 wrote:
              Allah razı olsun..
              Rabbim Cümlemize o anda kolaylıklar ihsan eylesin inş..

              :013::013:amin:013::013:

              #727815
              Anonim

                ürperdim

                hesap verme korkusu….

                hani telaşeden kimimiz tırnak yer ya mahşerde elini tümüyle yitecekte haberi olmayacak diye okumuştum böyle bi yazıda…

                #727818
                Anonim
                  nurhadimi;95592 wrote:
                  ürperdim

                  hesap verme korkusu….

                  hani telaşeden kimimiz tırnak yer ya mahşerde elini tümüyle yitecekte haberi olmayacak diye okumuştum böyle bi yazıda…

                  rabbim böylesi dehşetli bir sondan muhafaza buyursun rahmetiyle muamelede bulunsun inş.

                  #727824
                  Anonim
                    ARİF;95595 wrote:
                    rabbim böylesi dehşetli bir sondan muhafaza buyursun rahmetiyle muamelede bulunsun inş.

                    amin inşaallah

                    #728337
                    Anonim

                      Amin………….

                      #729765
                      Anonim

                        “Lâyemut değilsin, başıboş değilsin, bir vazifen var. Gururu bırak, seni yaratanı düşün, kabre gireceğini bil, öyle hazırlan.”

                      10 yazı görüntüleniyor - 1 ile 10 arası (toplam 10)
                      • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.