• Bu konu 0 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #648733
    Anonim
      thumballah800x6003qm.jpg

      [FONT=arial,helvetica,sans-serif]*”İyyâke na’budü ve iyyâke neste’în.”
      “Sadece sana ibadet eder, sadece sana dayanır, senden yardım dileriz.”

      Bu cümleyi her namazın her rekâtında okuyoruz. Camide, evde, kırda-bayırda,
      her nerede bulunuyorsak Kâbe’ye yöneliyor ve konuşmaya başlıyoruz. Sahi biz
      kendi kendimize mi konuşuyoruz, yoksa karşımızda biri mi var?

      Soru tuhaf gelebilir. Ama kendi ibadetlerime, kıldığım namazlara,
      zikirlerime, dualarıma bakıyorum da, bu soruları sormadan edemiyorum:

      Zikir ile meşgul olurken kimin ismini anıyorsun?

      Dua yaparken kime yalvarıyorsun?

      Namaz kılarken kime “sadece sana ibadet eder, sadece sana dayanır, senden
      yardım dileriz” diyorsun?

      Düşünüyor ve soruyor, soruyor ve düşünüyorum:

      Şeksiz şüphesiz var olan O, tek ilâh, herkesin Rabbi… Evet O’nun
      karşısındasın, O’nunla konuşuyorsun. O’nun önünde secdelere yüz sürüyorsun.
      O, Allah… Mevlâmız, Rabbimiz… Her şeyin sahibi, her şeye her an
      hükmeden, yaratan…

      Canlıları sudan yaratan O…

      Her varlığa, insana her an şekil veren O…

      Toprağın sinesinde saklı tohumu bitiren O…

      İçtiğimiz suyu damla damla gökten indiren O…

      Dalından kopan tek bir yaprağın bile bilgisi dışında kopmadığı O…

      O Rabbimiz, Mevlâmız, kalplerimizin sahibi, sahibimiz…

      Zikrini çekerken seslendiğin O’dur.

      Namaza durduğunda karşında duran O’dur.

      Senin varlığın, gördüğün bildiğin herşeyin varlığı, O’nun varlığı karşısında
      sadece gölge. Gerçek varlık O’na ait…

      Ey var olan! Ey hakiki varlık! Var olan sensin sen… Sen ey Rabbim!
      Yarattıklarının varlığını, kendi varlığımı seni anlamama engel kılma.

      Beni var eden sensin. Varlığımı devam ettiren sensin. Her bir zerremi tutan
      sensin. Sen bana benden yakınsın.

      Hakiki var bir tek sensin. Sen ey Rabbim!..

      Sana şah damarından daha yakın olan Allah işte karşında.

      Şimdi huzura çıkma zamanıdır.

      Haydi O’nu an. O, her zaman ve her yerde seninle beraberdir…

      Ve “O, zuhurunun şiddetinden gaibtir…”*

      [/FONT]

      #726387
      Anonim
        seheryeli;92991 wrote:
        [FONT=arial,helvetica,sans-serif]*”İyyâke na’budü ve iyyâke neste’în.” [/FONT]
        [FONT=arial,helvetica,sans-serif]“Sadece sana ibadet eder, sadece sana dayanır, senden yardım dileriz.” [/FONT]

        Bir vakit b505.gif -1- deki nun-u mütekellim-i maalgayr düşündüm ve mütekellim-i vahde sıygasından b807.gif -2- sıygasına intikalin sebebini kalbim aradı. Birden, namazdaki cemaatin fazileti ve sırrı, o nun’dan inkişaf etti.

        Gördüm ki, namaz kıldığım o Bayezid Camiindeki cemaatle iştirakimi ve herbiri benim bir nevi şefaatçim hükmüne ve kıraatimde izhar ettiğim hükümlere ve dâvâlara birer şahit ve birer müeyyid gördüm. Nâkıs ubudiyetimi, o cemaatin büyük ve kesretli ibâdâtı içinde dergâh-ı İlâhiyeye takdime cesaret geldi.

        Birden, bir perde daha inkişaf etti. Yani, İstanbul’un bütün mescidleri ittisal peydâ etti. O şehir, o Bayezid Camii hükmüne geçti. Birden, onların dualarına ve tasdiklerine mânen bir nevi mazhariyet hissettim.

        Onda dahi, rû-yi zemin mescidinde, Kâbe-i Mükerreme etrafında dairevî saflar içinde kendimi gördüm. b993.gif -3- dedim, benim bu kadar şefaatçilerim var, benim namazda söylediğim herbir sözü aynen söylüyorlar, tasdik ediyorlar.

      2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
      • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.