• Bu konu 16 yanıt içerir, 9 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
3 yazı görüntüleniyor - 16 ile 18 arası (toplam 18)
  • Yazar
    Yazılar
  • #783187
    Anonim

      Kur’ana ittiba hem asrımızın içinde bulunduğu hastalıklara, hem maddeten ve manen geri kalışlarımıza, ibadet ve taatteki gösterdiğimiz gevşekliğe hem de ahlaki zafiyetlerimize en büyük reçete hükmündedir. Hastalık teşhis edildikten ve reçete verildikten sonra eğer hasta reçetede yazan ilaçları ne kadar iyi bilsede eğer kullanmazsa hiçbir fayda göremez. Madem elimizde hem maddi hemde manevi hastalıklarımızı tedavi edecek bir reçetemiz var bize düşen bu reçeteyi en iyi şekilde tatbik etmek.

      İnsanın herhangi bir uzvu hasta olsa bundan bütün vücut etkilenir. Aynen öylede eğer toplumdaki insanların ahlaki değerleri bozulmuşsa bundan bütün toplum etkilenir ve o toplumun hem maddi hemde manevi olarak ilerlemesi beklenemez.

      “Bu öyle bir kitaptır ki, bütün insanları Rabblerinin izni ile karanlıklardan aydınlığa, güçlü ve övülmeye layık olan Allah’ın yoluna çıkarman için onu sana indirdik.” (İbrahim, 1)

      Kur’an Kerim gelmiş ve geçmiş bütün zamanlara ve insanlara hitap eden herkese kabiliyeti cihetinde ders verip manevi bütün ihtiyaçlarına cvp veren, kalp, ruh ve aklı tatmin eden semavi bir kitab-ı mukaddestir.

      “Ey insanlar, size Rabbinizden bir öğüt, kalplerdeki dertlere bir deva, inananlara bir yol gösterici ve rahmet gelmiştir… De ki: Allah’ın lütuf ve rahmetiyle, ancak bu Kur’an’la ferahlansınlar. Bu, onların topladıkları dünyalıklardan daha hayırlıdır.” Yunus, 57-58

      Getirdiği prensipler sadece Müslümanlar için değil bütün insanlar için kurtuluş rehberidir. Her bir ayet bize birer yol gösterici, ahlaki çöküntüler içinde bocalayan toplumlar için bir kurtuluş reçetesidir.bazı ayetlerine baktığımızda sağlıklı bir toplumun nasıl özelliklere sahip olması gerektiğini de görebiliyoruz.

      “…Yakınınız dahi olsa söylediğiniz zaman adaletten ayrılmayınız…” (En’am Suresi, 6/152)

      “Ey iman edenler! Allah için adaletle şahitlik ediniz. Kendinizin, ana, babanızın ve yakınlarınızın aleyhine bile olsa, (şahitlik ettiğiniz kimseler) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayınız.) Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. Onun için nefsinizin hevasına uyup da adaletsizlik etmeyiniz. Eğer (şahitlik ederken) dilinizi eğip bükerseniz veya doğruyu söylemezseniz, muhakkak ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” (Nisa Suresi, 4/135)

      “Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve doğru söz söyleyin. (Böyle davranırsanız) Allah işlerinizi düzeltir ve günahlarınızı bağışlar. Kim Allah ve Resulüne itaat ederse büyük bir kurtuluşa ermiş olur.” (Ahzab Suresi, 33/70-71)

      “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol. ” (Hud Suresi, 11/112)

      “…Verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü verilen söz, sorumluluğu gerektirir.” (İsra Surasi, 17/34)

      “Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine ‘of’ bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle. Onları esirgeyerek alçak gönüllülükle üzerlerine kanat ger ve: ‘Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara öyle rahmet et’ diyerek dua et.”(İsra, 17/23-24)

      “Kim bir insana veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın bir insanı öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur.” (Maide, 5/32)

      “Müminler, Allah ile beraber başka bir tanrıya yalvarmazlar, Allah’ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar ve zina etmezler. Bunları yapan, günahının cezasını bulur.” (Furkan, 25/68)

      “Ey inananlar, mallarınızı aranızda batıl sebepler ile yemeyin, ancak karşılıklı rıza ile yaptığınız ticaretle yiyebilirsizin.” (Nisa, 4/29)

      “Biriniz diğerinin arkasından çekiştirmesin (gıybet etmesin.) Biriniz ölmüş kardeşinin etini yemeyi sever mi? İşte bundan iğrendiniz. O halde Allah’tan korkun, şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul eden, çok esirgeyendir.” (Hucurat, 49/12)

      “İnsana çalışmasından başka bir şey yoktur. Onun çalışması yakında görülecektir. Sonra ona tastamam karşılığı verilecektir.” (Necm Suresi, 53/39-41)

      “…Yakınınız dahi olsa söylediğiniz zaman adaletten ayrılmayınız…” (En’am Suresi, 6/152)

      eğer bir toplum Kur’an-ı Kerim’in ayetlerine ittiba edip, emrettiği gibi çalışsa, adaletten ayrılmasa, verilen emanete sadık olsa, yetim hakkı yemeyip, zina etmeyip… vs.. gibi hükümlerine sadık kalsa elbette o toplum hem maddi hemde manevi olarak terakki eder. Kurtuluşun yegane çaresi Kur’anı Kerim’e ittibadır. ve bize gönderilen hastalıklarmıza deva hakiki bir reçetedir.

      #783227
      Anonim

        Geçmiş asırlarla bu asrımız arasında bariz farklar nelerdir ?

        Geçmiş asırlarla bariz farklar olduğu gibi asrımız daha çok İslamın gelişinden önceki Cahiliye dönemiyle de bir çok yönden benzerlikler içeriyor. Tek fark teknolojik gelişmelerdir denilebilir. Kadının meta olması, diri diri kız çocuklarının gömülmesi, faizcilik, tefecilik, katl, zina, sarhoşluk veren şeylerin çok yaygın olarak kullanılması, putperestlik vs… Bu saydıklarımızın her biri o günün şartlarında nasıl uygulanıyorsa, bugün de asrın şartlarına uygun şekilde yine uygulanıyor. Fark sadece materyallerde. O zaman bankaların gördüğü işleri şahıslar görüyordu. O zamanın şartlarında kız çocuğu diri diri toprağa gömülürken; bugünde içerisinde manevi bir hava esmeyen evlerde, teknolojinin eline emanet ettiğimiz evlatlarımız başka bir şekilde katlediliyor. Kısacası o devirle bu devir arasında çok yönden benzerlikler görüyoruz.

        Kur’ana ittiba bu asrın hastalıklarına nasıl deva olur ? Mesela cehaleti nasıl izale eder ?

        Medeniyette geri kalmışız; Kurana tabi olarak yeniden nasıl ayağa kalkabiliriz ?

        Kurana tabi olmakla maddi manevi terakki mümkündür tabiki ama bu nasıl olur ?

        Bu üç soruyada mezkur devri kıyas ederek cevap vericek olursak çözüm gayet net bir şekilde çıkıyor karşımıza. İslam geldiğinde Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem cehaletin izalesi için ne yapmışsa bugün de durum farklı değildir. Ahlakın temini için ne çözüm sunmuşsa bugün içinde çözüm yolu aynıdır. Havassın hakkıyla avamın hakkını eşit tutan değer ne idiyse bugünde aynı değer üzerinden çözüm bulunmalı. Vahşetten ve sükuttan insanları çıkarıp, kurtarıp asırlar boyunca onları her yönden (ilim, ahlak, fazilet, adaletperverlik, siyaset, takva, yöneticilik, aile içi hayat, içtimai hayat vs…) insanlara rehber, bir numune yapan ne idiyse, bugünde aynı metod kullanılmalı ki, aynı şekilde örnek insanlar yetişsin.

        Bu zikrettiğimiz meselelere Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Kur’an dan çözümler bulmuştur. İnsanı öldürmeyi sıradan gören bir toplumu öyle bir hale Kur’an terbiyesiyle getirmiş ki, o insanlar karıncayı bile öldürmekten çekinir hale gelmişler. Demek Kur’an da öyle bir iksir var ki; insanları en vahşet içeren hallerden en ala insanlar derecesine çıkarabiliyor. Üstad hazretleri diyor ki:İşte, şu Asr-ı Saadeti görmeyenlere, Ceziretü’l-Arabı gözlerine sokuyoruz. Haydi, yüzer feylesofu alsınlar, oraya gitsinler, yüz sene çalışsınlar! O zâtın o zamana nisbeten bir senede yaptığının yüzden birisini acaba yapabilirler mi?” On Dokuzuncu Söz

        Bugünün insanı da toplumu düzeltme, manevi çöküntüleri izale etme yolunda çok gayret sarfediyor fakat bu gayretlerin boşa gitmesinin en büyük sebebi ve belki de tek sebebi Kuranın bu çözümden hariç tutuluyor olmasıdır. Velhasıl kelam çözüm geriye dönmekte ve öze inmektedir. Tarih tekerrürden ibarettir. İnsanlığın maddeten ve manen, yeniden dirilişi Kur’anla olacaktır. Üstad hazretleri ve sadık talebeleri (Allah onlardan razı olsun.) asr-ı saadettekine benzer bir numuneyi bizlere yakın tarihte göstermişler. Kur’ana bağlılığın, davaya sadakatin, bir avucun parmak sayısı kadar insanın, sahabemisal (radıyallahuanh) bugün neleri netice verdiğini görüyoruz. Ahlakın, adaletperverliğin, uhuvvetin yeniden yapılanıyor olduğunu gör/üyoruz/eceğiz biiznillah. Hakikat olan dava bir kişiyle de başlasa Allah CC. onu yarıda bırakmaz. Hasta bir asrın hasta unsurlarını ve uzuvlarını eskiden olduğu gibi yine Kuran tedavi edicektir.

        #783249
        Anonim
          Derse katılan tüm kardeşlerimden Allah cc razı olsun
          Mevlam cc ilminizi arttırsın, ihlaslandırsın inşaAllah
          öyle ihlaslandırsın ki; nefs karışmadan, sadece kendi rızası için ilim öğrenen
          öğrendiği ilimlede hakkıyla amel eden salih kullarından eylesin inşaAllah
          amin amin amin

          bundan sonra böyle
          her dersin ardından katılım gösteren kardeşlere özel dua var
          sebeplenmek isteyen buyursun inşaAllah 🙂

        3 yazı görüntüleniyor - 16 ile 18 arası (toplam 18)
        • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.