• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #677033
    Anonim

      28 Şubat’In en sancılı uygulamalarından biri olan başörtülü öğrenciler için kurulan ikna odalarında görev alacak komisyon üyelerine gönderilen bir görevlendirme yazısı ortaya çıktı.

      Marmara Üniversitesi Teknik Bilimler Yüksek Okulu’nda hazırlanan ve bir öğrenci tarafından MAZLUMDER’e ulaştırılan belgede, kılık kıyafet yönetmeliğine uymayan öğrencilerin listesi ikna komisyonu üyelerine bildirilerek “O öğrencileri bulun ve ikna edin” çağrısı yer alıyor.

      Belgede kılık kıyafet yönetmeliğine uymayan öğrencileri ikna etmek için komisyonlar oluşturulduğu ifade ediliyor. 17 Ocak 1999 yılında hazırlanan belge ikna odasında görev alacak komisyon üyelerine hitaben yazılmış.

      Marmara Üniversitesi Teknik Bilimler Yüksek Okulu Müdürü Doç. Dr. Meral Soylu, imzalı belgede oluşturulan iki ayrı komisyonun üyelerine şu talimat veriliyor: “Kılık kıyafet yönetmeliğine uymayan öğrencilere yasak ve yönetmelik hükümlerini anlatarak ve psikolojik rehberlik yapılarak ikna etmek, aksi halde disiplin soruşturmasına muhatap olacaklarını duyurmak amacıyla aşağıdaki kişilerden oluşan komisyonlar oluşturulmuştur.

      Görüşmeler sonucunda hazırlanacak raporlar müdürlüğe sunulacaktır. Konu ile ilgili görüşmelerin yapılacağı öğrenci listesi ektedir.”

      MAZLUMDER İstanbul Şubesi Hukuk Koordinatörü Avukat Arife Gökkaya Dinç, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, ikna odalarında işlenen suçlarda zamanaşımının söz konusu olmadığını vurgulanarak, “Kişisel bilgiler saklandığı sürece suç devam ediyor demektir” dedi.

      Türkiye’de 28 Şubat 1997 sonrasında inançlı insanlara yönelik baskılardan biri de başörtüsü takarak öğrenim görmek isteyen üniversite öğrencilerinin maruz kaldıkları uygulamalar oludğunu kaydeden Dinç,
      “Kılık Kıyafet Yönetmeliği’ne uymadıkları gerekçesi ile öğrencilere ‘yasa ve yönetmelik hükümlerini anlatarak ve psikolojik-rehberlik yapılarak ikna etmek, aksi halde disiplin soruşturmasına muhatap olacaklarının duyurmak’ amacıyla üniversitelerde komisyonlar kurulmuş ve raporlar düzenlenmiştir.

      Sözü edilen Marmara Üniversitesi tarafından düzenlenen belge gerçek ise ikna odalarının tam da adına uygun olarak komisyonlar aracılığıyla gerçekleştirildiğinin kanıtı ortada demektir” diye konuştu.

      Avukat Dinç, kamuoyunda ikna odaları diye bilinen bu yapılanmada başörtülü öğrenciler hakkında yapılan işlem ve eylemlerin “Kişi Hürriyetinden Yoksun Kılma (TCK 109)”, “İnanç, Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasını Engelleme (TCK 115)” , “Özel Hayatın Gizliliğini İhlâl (TCK 134)”, “Kişisel Verilerin Kaydedilmesi (TCK 135)”, “Suç Delillerini Yok Etme, Gizleme veya Değiştirme (TCK281)” suçlarına konu teşkil ettitğini söyledi.

      “ZARAR GÖREN ÖĞRENCİLERE

      TAZMİNAT VERİLMELİ”
      28 Şubat döneminde İstanbul Üniversitesi Rektör Yardımcısı olan CHP Milletvekili F. Nur Serter’in 1 Ekim 2010 tarihinde verdiği röportajla adı geçen uygulamaların gerçekliği ve hukuka aykırı olarak elde edilen verilerin hâlâ saklanıyor olmasının suçun hâlâ işlendiği sonucunu ortaya koyduğunu belirten Dinç, şöyle devam etti:

      “MAZLUMDER olarak bu açıklamanın hemen akabinde adı geçen kişi ve İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü ve ikna odalarında psikolojik baskı yaptığı iddia edilen kişiler hakkında idarî, adlî ve cezaî işlemlerin başlatılması hakkında tüm kurum ve kuruluşlar göreve çağrılmış, ayrıca şüpheliler hakkında suç duyurusunda bulunulmuştur.

      YÖK bu girişim sonrası başlattığı idarî soruşturmayı devam ettirmektedir. Hatta bu soruşturma sırasında, ikna odaları ile ilgili Üniversite kararı ya da işlemine ilişkin bir evrak bulunamadığı ileri sürülmüştür. Marmara Üniversitesi tarafından düzenlendiği belirtilen ikna odalarının kuruluşunu kanıtlayan bu belge gerçek ise İstanbul Üniversitesi’nde bulunamayan Marmara Üniversitesi’nden çıkmış olmaktadır.

      MAZLUMDER, bahsi geçen belgeye istinaden, iddiaların ve hukuka aykırılığın araştırılmasını, tesbiti halinde ise Marmara Üniversitesi görevlileri hakkında da suç duyurusunda bulunmayı hedeflemektedir. Burada belirtilen suçlarda zamanaşımı uygulanmaması gerekmektedir. Çünkü bu uygulamalar sebebiyle elde edilen veriler saklandığı sürece suç devam ediyor demektir.

      MAZLUMDER, özgürlüklerin hukuksuz sınırlamalar olmadan kullanılmasını dün olduğu gibi bugün de vurgulamakta ve yukarıda belirtilen hukuka aykırı fiilleri sebebiyle tüm sorumlu ve şüphelilerin adalet önünde hesap vermesini ve ikna odalarındaki uygulamalara maruz kalan ve zarar gören tüm öğrencilere de tazminat verilmesi gerektiğini bir kez daha kamuoyu ile paylaşmaktadır.”

      Yeni Asya

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.