• Bu konu 54 yanıt içerir, 8 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 16 ile 30 arası (toplam 56)
  • Yazar
    Yazılar
  • #813584
    Anonim

      @TaLHa 410366 wrote:

      Kıymetli kardeşim hiç kimsenin son peygamberin Hz Muhammed Mustafa a.s.v olduğundan şüphesi yok. Madem o ayeti delil gösteriyorsunuz. O zaman şerh etmek için sadece o ayeti ele alamazsınız. Madem sadece o ayeti ele alıyorsunuz: o ayeti kerimede ondan sonra peygamber gelmeyecek de dememekte hatta Hz. İsada gelmeyecek dememekte bu söz sizin eklemeniz olmakta. Ayetleri meal ve şerh etmekten Allah’a sığınırız nitekim nitekim bu eğer Allah katında hakikat olmaz ise (haşa sümme haşa) Allah adına yalancılık yapmak olur.

      Muhterem Kardeşim,
      Bir tek ayeti de incelesek,sizin söylediğiniz gibi tüm ayetleri de incelesek yine sizin de söylediğiniz gibi Hz. Muhammed’in son peygamber olduğu ve ondan sonra peygamber gelmeyeceği sonucuna varacağız bunu benim kadar sizde biliyorsunuz.

      Meseleyi anlamak için konuşursak iyi olur çünkü Hz. Muhammed’in son peygamber olduğunu kabul ettiğiniz halde “ayeti kerime de ondan sonra peygamber gelmeyecek de dememekte” demişsiniz.Bu cümlenizi nasıl anlayabileceğimi bana tarif edebilir misiniz?

      Dünyanın neresine giderseniz gidin “son” kelimesinin manası aynıdır.Bu kelimeyi kullanarak bir kişiye deseniz “bu kişi son gelendir.” diye bunu sözünüzü duyan kişi son gelen kişiden başka kişinin gelmeyeceğinden başka birşey anlamaz.Kimsenin aklına da gelmez “bu kişiye son dedi ama falanca kişinin gelmeyeceğini söylemedi,demek ki falanca kişi gelecek” diye düşünmez.

      Son kelimesinin manaları

      [TABLE=”width: 630″]
      [TR]
      [TD]1. sıfat Şimdiki zamana en yakın zamandan beri olan veya bu zamanda yapılmış, olmuş olan, ilk karşıtı
      Gündüzün son ışıklarıyla beraber sanki odadan eşya da çekiliyordu.” – P. Safa[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]2. En arkada bulunan
      Son vagon.“[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]3. Artık ondan ötesi veya başkası olmayan
      Son atlıkarıncayı Kadırga meydanında birkaç yıl evvel görmüştüm.” – H. A. Yücel[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD=”bgcolor: #FFFFE6″]4. isim Uç, sınır[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]5. Olanca
      Son kuvvetiyle: Ya Ali! diye bağırdı.” – M. Ş. Esendal[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]6. isim Bir şeyin en arkadan gelen bölümü, bitimi, nihayet, akıbet
      Kışın sonu. Bu yolun sonu.“[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]7. isim Ölüm[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]8. isim, anatomi Döl eşi[/TD]
      [/TR]
      [/TABLE]

      Yukarıdaki yazınızda malesef bu iddiaya inananların Allah’ın üç hükmünü yok saydıklarını söylediğim hataya düşüyorsunuz.

      Siz bu inanca sadece hadislerden vardığınız için size hadislerden de örnek vereyim.

      Ayşe annemizden rivayet edilen bir hadiste Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır.

      “İnsanlara ne oluyor da,Allah’ın kitabında olmayan şartları ,şart olarak ileri sürüyorlar.Kim Allah’ın kitabında olmayan bir şartı,şart koşarsa bu batıldır.Böyle yüz şart ileri sürülse bile Allah’ın şartı en haklı en güvenilir olandır.”(Buhari, büyü 67)

      Hadis alimi Serahsi yukarıdaki hadis için”buradaki şarttan murad,Allah’ın kitabına muhalif olan her şarttır,yoksa şartın kendisinin Kuran’da yer almaması değildir.Çünkü bu hadisin kendisi de Kuran’da yer almıyor.Bundan anlıyoruz ki Allah’ın Kitabına muhalif olan her hadis merdut tur.” demektedir.


      Kuran’da olmayan bir şeyi varmış gibi kabul edemeyiz.Kuran’da bahsedilmeyen birşeyin Olmadığına delil için Kuran’da olmadığının söylenmesi beklenemez.Bir şey Kuran’da yoksa Allah’ın o şeyin olmayacağını söylemesi gerekli değildir.

      Mesela Allah Kuran’da yenmeyecek etleri sayar.Bundan sonra hiç kimse Allah’ın koyun etini yenmesini söylemesini beklemez.

      Hz.İsa’nın gelmeyeceği söylenmemişse gelmeyecektir.Ayrıca Kuran’da gelmeyeceğini söylemesi beklenmez.

      #813585
      Anonim

        @Huseyni 410370 wrote:

        Sadece gelmeyecek dememekle beraber bir de gelecek demiş. Susmak onaylamak olabilir, susmamış, gelecek demiş. Hem yukarıda gösterdiğiniz ayetlerden daha çok geleceğine dair işaret eden ayetler var. Ayrıca mütevatir hadisler var. Sadece Bediüzzamanda değil Hazreti İsa aleyhisselam gelecek diyen. Daha bir çok alimler aynı konuda ittifak etmişler. Hem verdiğiniz ayetlerde gelmeyecek diye bir anlam çıkaramadım. Zaten son peygamber olacağını iddia eden yok. Adaletli bir hükümdar olarak geleceğini ifade ediyor hadislerde..Bu neden Onun a.s. peygamberliğini elinden almak olsun. Her makamın gerektirdiği bir sıfat var. Hazret-i İsa aleyhisselam peygamberdir ancak ahirzamanda peygamberliğiyle değil, adaletli bir hükümdar sıfatıyla gelecek.

        Kuran’ın üç ayetini bu sözlerinizle hükümsüz saymışsınız.Lütfen tekrar okuyun yukarıda yazdıklarımı.

        Özet olarak şunu söyledim.
        1)Hz.Muhammed son peygamberdir.Ayetle sabittir.Bir daha peygamber gelmeyecektir.

        2)İsa peygamberi peygamber seçen Allah’tır.Hadisler veya başka kişilerin sözleriyle onun peygamberliği son bulmaz.Hadisler Allah’ın peygamber kıldığı bir kişiyi adil hükümdar da yapamaz.Allah’ın ayetiyle sabit olan peygamberliği hiç kimsenin sözü ile düşmez.

        3)”Allah vaadinden dönmez” bu da ayettir.Bu ayete göre de Peygamberimizden sonra bir peygamberin gelmesini beklemek bu ayetin hükmünü de yok saymaktır.

        #813587
        Anonim

          İsa as. ın geleceği konusunda ehl-i sünnet alimleri arasında ittifak vardır. Onların hepsi ayetleri senden daha iyi biliyor. Peygamberimiz sav son peygamberdir. Senin takıldığın yer burasıdır. İsa as peygamber olarak gelmeyecektir. Bizzat peygamberimizin sav ümmeti olarak Kur’an’ı tatbik etmek üzere gelecektir. Peygamberlerin iki hayat devreleri vardır. velayet vepeygamberlik devreleri. İsa as. peygamber olarak dünyaya gelmiş velayet dönemi yaşamamıştır. İşte şimdi o dönemini yaşayacaktır..
          Vazifeli omakla olmamak arasında büyük fark vardır. Peygamberimiz sav 40 yaşından öncede o toplumun içinde idi.. Amma peygamber değildi..vazifeli olmanın ne demek olduğunu umarım anlamışsındır.. İsa as vazifeli bir peygamber olarak gelmeyecektir. Tamam mı?

          #813588
          Anonim

            @kırımlı 410409 wrote:

            Kuran’ın üç ayetini bu sözlerinizle hükümsüz saymışsınız.Lütfen tekrar okuyun yukarıda yazdıklarımı.

            Özet olarak şunu söyledim.
            1)Hz.Muhammed son peygamberdir.Ayetle sabittir.Bir daha peygamber gelmeyecektir.

            2)İsa peygamberi peygamber seçen Allah’tır.Hadisler veya başka kişilerin sözleriyle onun peygamberliği son bulmaz.Hadisler Allah’ın peygamber kıldığı bir kişiyi adil hükümdar da yapamaz.Allah’ın ayetiyle sabit olan peygamberliği hiç kimsenin sözü ile düşmez.

            3)”Allah vaadinden dönmez” bu da ayettir.Bu ayete göre de Peygamberimizden sonra bir peygamberin gelmesini beklemek bu ayetin hükmünü de yok saymaktır.

            Ben zaten bu üç iddiaya cevaben yazdım ki o yazıyı, neden tazelendirdiğinizi anlamış değilim. Anlamıyorum diyorsanız o başka tabi..Kimse anlamak istemeyen kadar anlayışsız olamaz herhalde..

            Bu arada ben Peygamber Efendimizin aleyhissalatü vesselamın Müslim deki ve daha bir çok hadisini, sonra bu konuda ittifak eden alimlerin görüşlerini sizin kısır görüşlerinizden daha sıhhatli buluyorum. Onların bu konuda Kur’andan çıkardığı manalar dururken, kırımlının dediklerini mi esas almamızı bekliyorsunuz ?

            #813601
            Anonim

              @yatağanlı 410474 wrote:

              İsa as. ın geleceği konusunda ehl-i sünnet alimleri arasında ittifak vardır. Onların hepsi ayetleri senden daha iyi biliyor. Peygamberimiz sav son peygamberdir. Senin takıldığın yer burasıdır. İsa as peygamber olarak gelmeyecektir. Bizzat peygamberimizin sav ümmeti olarak Kur’an’ı tatbik etmek üzere gelecektir. Peygamberlerin iki hayat devreleri vardır. velayet vepeygamberlik devreleri. İsa as. peygamber olarak dünyaya gelmiş velayet dönemi yaşamamıştır. İşte şimdi o dönemini yaşayacaktır..
              Vazifeli omakla olmamak arasında büyük fark vardır. Peygamberimiz sav 40 yaşından öncede o toplumun içinde idi.. Amma peygamber değildi..vazifeli olmanın ne demek olduğunu umarım anlamışsındır.. İsa as vazifeli bir peygamber olarak gelmeyecektir. Tamam mı?

              Kuran okuyun,kitap okuyun değişik fikirleri öğrenin tartışın.Kendinizi geliştirin.

              Söylediklerinizin hiçbir delili yok.Fikirlerinizin düşünceleriniz Kuran’a uyması gerekir.

              Tüm açıklamalarımı ayet ve hadislere göre yaptım.Kabul etmeyebilirsiniz.Sizin bileceğiniz birşeydir bu,her zaman herkese saygı duyarım.Ancak bu bakış açınızın sadece size zararı dokunur.Selam.

              #813602
              Anonim

                @Huseyni 410476 wrote:

                Ben zaten bu üç iddiaya cevaben yazdım ki o yazıyı, neden tazelendirdiğinizi anlamış değilim. Anlamıyorum diyorsanız o başka tabi..Kimse anlamak istemeyen kadar anlayışsız olamaz herhalde..

                Bu arada ben Peygamber Efendimizin aleyhissalatü vesselamın Müslim deki ve daha bir çok hadisini, sonra bu konuda ittifak eden alimlerin görüşlerini sizin kısır görüşlerinizden daha sıhhatli buluyorum. Onların bu konuda Kur’andan çıkardığı manalar dururken, kırımlının dediklerini mi esas almamızı bekliyorsunuz ?

                Hüseyni Kardeşim,vermiş olduğunuz cevaptan söylediklerimi anlamadığınız zaten anlaşılıyor.Lütfen aşşağıdaki sözlerinizi bir daha okuyun.
                @Huseyni 410370 wrote:

                Hem verdiğiniz ayetlerde gelmeyecek diye bir anlam çıkaramadım. Zaten son peygamber olacağını iddia eden yok. Adaletli bir hükümdar olarak geleceğini ifade ediyor hadislerde..Bu neden Onun a.s. peygamberliğini elinden almak olsun. Her makamın gerektirdiği bir sıfat var. Hazret-i İsa aleyhisselam peygamberdir ancak ahirzamanda peygamberliğiyle değil, adaletli bir hükümdar sıfatıyla gelecek.

                Yukarıdaki sözlerinizden aslında “anlamıyorum” diyen kişinin siz olduğunuz açıkça belli oluyor.

                Üzülerek görüyorum ki daha önceki tartışmalarımızda olduğu gibi bu konuda da cevap veremeyince,şahsımla ilgili alakasız ve aşşağılayıcı ifadelerle beni tahkir etmeyi seçmişsin.Bu tavrınızın size hiç faydası olmaz.Rabbimden ayetlerine karşı aklını ve kalbini açarak anlayışını geliştirmesini diliyorum.

                Benim görüşlerime “kısır” ve “esas alınmaz” demişsiniz.Görüşleriniz yanlış olsa da saygı duyarım ancak ben konuyu açıklarken Kuran’dan ayet ve hadislerle konuyu delillendirerek açıkladığım gibi siz de ayet ve hadislere göre açıklamalar yapsaydınız daha müslümanca bir tartışma yapmış olurduk.Selam.

                #813604
                Anonim

                  @kırımlı 410618 wrote:

                  Hüseyni Kardeşim,vermiş olduğunuz cevaptan söylediklerimi anlamadığınız zaten anlaşılıyor.Lütfen aşşağıdaki sözlerinizi bir daha okuyun.

                  Yukarıdaki sözlerinizden aslında “anlamıyorum” diyen kişinin siz olduğunuz açıkça belli oluyor.

                  Üzülerek görüyorum ki daha önceki tartışmalarımızda olduğu gibi bu konuda da cevap veremeyince,şahsımla ilgili alakasız ve aşşağılayıcı ifadelerle beni tahkir etmeyi seçmişsin.Bu tavrınızın size hiç faydası olmaz.Rabbimden ayetlerine karşı aklını ve kalbini açarak anlayışını geliştirmesini diliyorum.

                  Benim görüşlerime “kısır” ve “esas alınmaz” demişsiniz.Görüşleriniz yanlış olsa da saygı duyarım ancak ben konuyu açıklarken Kuran’dan ayet ve hadislerle konuyu delillendirerek açıkladığım gibi siz de ayet ve hadislere göre açıklamalar yapsaydınız daha müslümanca bir tartışma yapmış olurduk.Selam.

                  kırımlı duana amin demekle beraber, şahsınızı aşağılayıcı ifadeler kullanmadığımı belirteyim. Kıyasla aşağılamak farklı şeyler. Benim yaptığım sizin ilminizle, bu meselede ittifak eden ulemanın ve bilhassa da Peygamber Efendimizin aleyhissalatü vesselamın ilminin farkını göstermekti. O nedenle ilgisi olmayan yöne çekmeyelim konuyu.

                  İkincisi de “daha önceki tartışmalarımızda olduğu gibi bu konuda da cevap veremeyince” sözünüz asıl iftiradır ve aşağılamak diye buna denir. Neden ? Çünkü ben sizin gibi Kur’an ayetlerini açıp, kör cesaretiyle hadislere ve ulemaların ittifak ettiği meselelere, muhalefet edicek yorumlar yapmaktansa, ilmine güvendiğim sünnet alimlerinin görüşlerinden ve hadislerden misal vermeyi tercih ettim. Bu cevap vermek değil de nedir ? Yani sırf sizi istiyor diye Kur’anı kendi kafama göre mi yorumlayayım ?

                  Yani illede Kur’an dan da yorum istiyorsanız onu da bulmak mümkün. Hazret-i İsa aleyhisselam meselesi bugün çıkan birşey değilki. Dolayısıyla Kur’an dan da bu konuya deliller bulunmuş. Aslında daha önce mutlaka okumuş olduğunuzu düşündüğümden paylaşmadım. İllaki Kur’an dan diyorsanız onu da paylaşayım. Ne değişecek bilemiyorum..

                  #813605
                  Anonim

                    Kur’an-ı Kerim’de Hz. İsa (as)’ın kıyametten önce tekrar yer yüzüne indirileceği bir çok ayette açıkça ifade edilmiştir.

                    Kur’an’dan Deliller

                    I. Delil

                    “… sana uyanları kıyamete kadar inkara sapanların üstüne geçireceğim…”

                    Hz. İsa (as)’ın ikinci kez yeryüzüne geleceğine dair işaretler taşıyan ayetlerden ilki Al-i İmran Suresi’nin 55. ayetidir:

                    “Hani Allah, İsa’ya demişti ki: “Ey İsa, doğrusu seni Ben vefat ettireceğim ve seni Kendime yükselteceğim, seni inkar edenlerden temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar inkara sapanların üstüne geçireceğim. Sonra dönüşünüz yalnızca Banadır, hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyde aranızda Ben hükmedeceğim.” (Al-i İmran, 3/55)

                    Allah kıyamete kadar inkar edenlere üstün gelen ve Hz. İsa (as)’ya gerçekten tabi olan bir grubun varlığından söz etmektedir. Hz. İsa (as) hayatta iken ona uyanların sayısı çok azdı. Ve onun Allah Katına yükselişinin ardından da hızla dinde dejenerasyon başladı. Sonraki iki yüzyıl boyunca da, Hz. İsa (as)’ya iman edenler (İseviler) şiddetli baskılara maruz kaldılar. Üstelik İsevilerin hiçbir siyasi gücü de bulunmamaktaydı. Bu durumda geçmişte yaşayan Hristiyanların, inkar edenlere üstün geldiklerini ve bu ayetin onlara baktığını söyleyemeyiz.

                    Günümüzde ise Hristiyanlığın özünden uzaklaştığını, Hz. İsa (as)’nın anlattığı hak dinden farklı bir dine dönüştüğünü görürüz. Hıristiyanların çoğu arasında Hz. İsa (as)’nın Allah’ın oğlu olduğu şeklindeki (Allah’ı tenzih ederiz) sapkın inanç benimsenmiş ve teslis inancı (üçleme; Baba, oğul, kutsal Ruh) asırlar önce kabul edilmiştir. Bu durumda, dinin aslından iyice uzaklaşmış olan günümüz Hristiyanlarını da Hz. İsa (as)’ya uyanlar olarak kabul edemeyiz, çünkü Allah, Kur’an’ın birçok ayetinde “üçleme”ye inananların inkar içerisinde olduklarını bildirmiştir:

                    “Andolsun, “Allah üçün üçüncüsüdür” diyenler küfre düşmüştür. Oysa tek bir İlah’tan başka İlah yoktur…” (Maide, 5/73)

                    Bu durumda “sana uyanları kıyamete kadar inkara sapanların üstüne geçireceğim” ifadesi, açık bir işaret taşımaktadır. Hz. İsa (as)’ya uyan ve kıyamete kadar yaşayacak olan bir topluluk olması gerekmektedir. Böyle bir topluluk, kuşkusuz Hz. İsa (as)’nın yeryüzüne tekrar gelişiyle ortaya çıkacaktır. Ve tekrar dünyaya gelişi sırasında bu kutlu insana tabi olanlar, kıyamete kadar inkar edenlere üstün kılınacaktır.

                    Ayrıca ayetin sonunda geçen “…Sonra dönüşünüz Banadır…” ifadesi de dikkat çekicidir. Allah Hz. İsa (as)’ya uyanları kıyamete kadar inkara sapanların üstüne geçireceğini haber verdikten sonra Hz. İsa (as) da dahil olmak üzere tümünün kendisine döneceğini bildirmektedir. “Allah’a dönmeleri” ölmeleri olarak anlaşılmaktadır. Bu da, Hz. İsa (as)’nın da kıyamete yakın dönemde yeryüzüne tekrar geldikten sonra ölümünün gerçekleşeceğine bir işaret olabilir.

                    #813606
                    Anonim

                      II. Delil

                      “… ölmeden önce ona inanmayacak kimse yoktur…” Nisa Suresi’nin 156-158. ayetlerinin arkasından Allah, 159. ayette şöyle buyurmaktadır:

                      “Andolsun, Kitap Ehlinden, ölmeden önce ona inanmayacak kimse yoktur. Kıyamet günü, o da onların aleyhine şahit olacaktır.” (Nisa, 4/159)

                      Yukarıdaki ayette yer alan “ölmeden önce ona inanmayacak kimse yoktur” ifadesi oldukça dikkat çekicidir. Bu cümlenin Arapça karşılığı şu şekildedir: “… ve in min ehlil kitâbi illa leyü’minenne bihi kable mevtihi”

                      Burada bazı tefsirciler “o” zamirinin Hz. İsa (as) yerine Kur’an’a baktığını düşünmüşler ve ayete Kitap Ehlinin ölmeden Kur’an’a iman edeceği şeklinde bir yorumda bulunmuşlardır. Oysa bu ayet öncesindeki iki ayette de “o” zamiri tartışmasız bir biçimde Hz. İsa (as) için kullanılmıştır:

                      Nisa Suresi, 157. ayet:

                      “Ve: “Biz, Allah’ın Resulü Meryem oğlu Mesih İsa’yı gerçekten öldürdük.” demeleri nedeniyle de (onlara böyle bir ceza verdik.) Oysa onu öldürmediler ve onu asmadılar. Ama onlara (onun) benzeri gösterildi. Gerçekten onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, kesin bir şüphe içindedirler. Onların bir zanna uymaktan başka buna ilişkin hiçbir bilgileri yoktur. Onu kesin olarak öldürmediler.”


                      Nisa Suresi, 158. ayet:

                      “Hayır; Allah onu Kendine yükseltti. Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.”


                      Bu ayetlerin hemen arkasından gelen ayette kullanılan “o” zamirinin Hz. İsa (as)’dan başka bir varlığı kastettiğinin hiçbir delili yoktur.

                      Nisa Suresi, 159. ayet:


                      “Andolsun, Kitap Ehlinden, ölmeden önce ona inanmayacak kimse yoktur. Kıyamet günü, o da onların aleyhine şahit olacaktır.”


                      Diğer taraftan ayetin ikinci cümlesinde yer alan “Kıyamet günü, o da onların aleyhine şahit olacaktır” ifadesi de oldukça önemlidir. Kur’an’da kıyamet günü insanın dilinin, ellerinin ve ayaklarının (Nur Suresi, 24, Yasin Suresi, 65), işitme, görme duyularının ve derilerinin (Fussilet Suresi, 20-23) kendi aleyhlerine şahitlik edecekleri bildirilmektedir. Kur’an’ın şahitliği ile ilgili ise hiçbir ayet yoktur. İlk cümlenin -cümle yapısı olarak veya ayetlerin ardarda gelişi açısından herhangi bir delil bulunmamasına rağmen- “Kuran”ı ifade ettiği kabul edilirse, ikinci cümlede yer alan “o” zamirinin de Kur’an’a işaret ettiği iddia edilmiş olur. Oysa Allah Kur’an’da bizlere bu konuyla ilgili herhangi bir bilgi vermemiştir. (En doğrusunu Allah bilir)

                      Kur’an ayetlerine baktığımızda aynı zamirin, Kur’an’a işaret ettiği durumlarda, (Tarık Suresi, 13; Tekvir Suresi, 19; Neml Suresi, 77 ve Şuara Suresi, 192-196’da olduğu gibi) ayetin öncesinde ya da sonrasında mutlaka Kur’an’dan bahsedildiğini görürüz. Ayetin öncesinde, sonrasında veya ayetin içinde Kur’an’dan bahsedilmiyorsa, bu ayetin Kur’an’ı tarif ettiğini söylemek yanlış olabilir. Ayet çok açık bir biçimde Hz. İsa’ya inanılmasından ve onun inananlara şahit olmasından bahsetmektedir.

                      Ayetin manası hakkında belirteceğimiz ikinci nokta ise “ölümünden önce” ifadesinin yorumu ile ilgilidir. Bazıları bu ifadenin “Kitap Ehlinin kendi ölümlerinden önce” inanması anlamında olduğunu düşünmektedirler. Bu yoruma göre Kitap Ehlinden olan her kişi kendisine ölüm gelmeden Hz. İsa (as)’ya mutlaka iman edecektir. Oysa Hz. İsa (as) döneminde Kitap Ehli tanımlamasına dahil olan Yahudiler ona iman etmemekle kalmamış, onu öldürmek için tuzak kurmuşlardır. Daha sonra da onu öldü sanıp inkarlarını sürdürmüşlerdir. Aynı durum bugünkü Yahudiler için de geçerlidir, çünkü onlar Hz. İsa (as)’yı peygamber olarak kabul etmemektedirler. Bugüne kadar Hz. İsa (as)’ya iman etmemiş milyonlarca Ehli Kitap Yahudi yaşamış ve Hz. İsa (as)’ya iman etmeden ölmüştür. Dolayısıyla ayette söz konusu olan Kitap Ehlinin değil, Hz. İsa (as)’ın ölümüdür. Sonuç olarak, ayetlerin bizlere gösterdiği gerçek ise şudur: “Hz. İsa (as) ölmeden önce tüm Ehli Kitap ona iman edecektir.”

                      Ayet gerçek manasıyla ele alındığında ise çok açık gerçeklerle karşılaşırız: Birincisi, ayette gelecekten bahsedildiği açıktır, çünkü Hz. İsa (as)’nın ölümü söz konusudur. Oysa o ölmemiş Allah Katına yükselmiştir. Hz. İsa (as) dünyaya yeniden gelecek ve her insan gibi yaşayıp ölecektir. İkincisi Hz. İsa (as)’ya tüm Ehli Kitabın iman etmesi söz konusudur. Bu da kesin olarak gerçekleşeceği bildirilen bir olaydır. Dolayısıyla buradaki “ölümünden önce” ifadesinin işaret ettiği kişi Hz. İsa (as)’dır. Kitap Ehli onu görüp bilecek, ona Müslüman olarak itaat edecek ve Hz. İsa (as) da onların durumlarıyla ilgili ahirette şahitlik edecektir. (En doğrusunu Allah bilir.)

                      #813607
                      Anonim
                        Bir defasında İmam Malik hazretlerine:

                        – İlimde derinleşenler kimlerdir, diye sorulunca şu cevabı verdi:

                        – İlmiyle amel edenler ve kendilerinden önceki İslâm alimlerinin izinden giden kimselerdir.

                        Tenbîhu’l-Muğterrîn

                        #813608
                        Anonim

                          III. Delil

                          “Şüphesiz o, kıyamet-saati için bir ilimdir…”

                          Hz. İsa (as)’nın yeniden yeryüzüne döneceği ile ilgili bir başka ayet de Zuhruf Suresi’nin 61. ayetidir. Bu surenin 57. ayetinden itibaren Hz. İsa (as)’dan bahsedilir:

                          “Meryem oğlu (İsa) bir örnek olarak verilince, senin kavmin hemen ondan (keyifle söz edip) kahkahalarla gülüyorlar. Dediler ki: “Bizim ilahlarımız mı daha hayırlı, yoksa o mu?” Onu yalnızca bir tartışma-konusu olsun diye (örnek) verdiler. Hayır, onlar ‘tartışmacı ve düşman’ bir kavimdir. O, yalnızca bir kuldur; kendisine nimet verdik ve onu İsrailoğullarına bir örnek kıldık. Eğer Biz dilemiş olsaydık, elbette sizden melekler kılardık; yeryüzünde (size) halef (yerinize geçenler) olurlardı.” (Zuhruf, 43/57-60)

                          Bu ayetlerin hemen arkasından gelen 61. ayette Hz. İsa (as)’nın kıyamet saati için bir ilim olduğu belirtilmektedir:

                          “Şüphesiz o, kıyamet-saati için bir ilimdir. Öyleyse ondan yana hiçbir kuşkuya kapılmayın ve Bana uyun. Dosdoğru yol budur.” (Zuhruf, 43/61)

                          Bu ayetin Hz. İsa (as)’nın ahir zamanda yeryüzüne dönüşüne açık bir işaret taşıdığını söyleyebiliriz. Çünkü Hz. İsa (as), Kur’an’ın indirilişinden yaklaşık altı asır önce yaşamıştır. Dolayısıyla bu ilk hayatını “kıyamet saati için bir bilgi” yani bir kıyamet alameti olarak anlayamayız. Ayetin işaret ettiği anlam, Hz. İsa (as)’nın, ahir zamanda, yani kıyametten önceki son zaman diliminde yeniden yeryüzüne döneceği ve bunun da bir kıyamet alameti olacağıdır. (En doğrusunu Allah bilir.)

                          Bu ayette geçen “O, kıyamet saati için bir ilimdir” ifadesinin Arapça karşılığı şu şekildedir: “İnnehu le ilmun lissâati.”

                          Bu ifadede yer alan “hu” zamirinin “Kur’an”a işaret ettiğini söyleyenler vardır. Ancak yukarıda da belirtildiği gibi Kur’an için “hu” yani “o” zamiri kullanıldığında mutlaka ayetin öncesinde veya sonrasında veya ayetin içinde Kur’an’ı anlatan başka ifadeler de bulunmaktadır. Başka bir konu içinde “hu” zamiri ile Kur’an’dan bahsedilmez. Ayrıca bu ayetin öncesindeki ayete bakıldığında, orada da açıkça Hz. İsa (as) kastedilerek o zamiri kullanıldığı görülecektir:

                          “O, yalnızca bir kuldur; kendisine nimet verdik ve onu İsrailoğullarına bir örnek kıldık.” (Zuhruf, 43/59)

                          Bu zamirin Kur’an’a işaret ettiğini söyleyenler ise ayetin devamında geçen “Ondan kuşkulanmayın, bana uyun” ifadesini delil olarak gösterirler. Ancak bu ifadenin öncesindeki ayetler tamamen Hz. İsa (as)’dan bahsetmektedir. Bu nedenle “hu” zamirinin bir önceki ayetlerle ilgili olması ve Hz. İsa (as)’yı anlatması daha uygundur. Nitekim büyük İslam alimleri de bu zamiri gerek ayetlere gerekse sahih hadislere dayanarak Hz. İsa (as) olarak açıklamaktadırlar. Elmalılı Hamdi Yazır’ın tefsirinde bu konu şu şekilde açıklanmaktadır:

                          “Muhakkak ki o saat için bir ilimdir de -saatin geleceğini ölülerin dirilip, kıyam edeceğini bildiren bir delil ve alamettir. Çünkü İsa gerek zuhuru ve gerek emvati ihya (ölüleri diriltme) mucizesi ve gerek emvatın kıyamını (ölülerin kalkışını) haber vermesi itibarıyla kıyametin vaki olacağına bir delil olduğu gibi hadiste varid olduğuna göre eşratı saattendir (kıyamet alametidir).”2
                          #813609
                          Anonim

                            IV. Delil

                            “… Ona Kitab’ı, hikmeti, Tevrat’ı ve İncil’i öğretecek…”



                            Hz. İsa (as)’nın ikinci gelişine işaret eden başka ayetler de şöyledir:

                            “Hani Melekler, dediler ki: “Meryem, doğrusu Allah Kendinden bir kelimeyi sana müjdelemektedir. Onun adı Meryem oğlu İsa Mesih’tir. O, dünyada ve ahirette ‘seçkin, onurlu, saygındır’ ve (Allah’a) yakın kılınanlardandır. Beşikte de, yetişkinliğinde de insanlarla konuşacaktır. Ve O salihlerdendir. “Rabbim, bana bir beşer dokunmamışken, nasıl bir çocuğum olabilir?” dedi. (Fakat) Allah neyi dilerse yaratır. Bir işin olmasına karar verirse, yalnızca ona “ol” der, o da hemen oluverir. Ona Kitab’ı, hikmeti, Tevrat’ı ve İncil’i öğretecek.” (Al-i İmran, 3/45-48)

                            Ayette, Allah’ın Hz. İsa (as)’ya, Tevrat’ı, İncil’i ve bir de “Kitab’ı” öğreteceği haber verilmektedir. Bu kitabın hangi kitap olduğu kuşkusuz önemlidir. Aynı ifade Maide Suresi’nin 110. ayetinde de yer almaktadır:

                            “Allah şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsa, sana ve annene olan nimetimi hatırla. Ben seni Ruhu’l-Kudüs ile destekledim, beşikte iken de, yetişkin iken de insanlarla konuşuyordun. Sana Kitab’ı, hikmeti, Tevrat’ı ve İncil’i öğrettim…” (Maide, 5/110)

                            Her iki ayette de geçen “Kitap” ifadesini incelediğimizde, bunun Kur’an’a işaret ettiğini görürüz. Ayetlerde Tevrat ve İncil dışında gönderilen son hak kitabın Kur’an olduğu bildirilmektedir. (Hz. Davud’a verilen Zebur da Eski Ahit’in içindedir) Bunun yanında, Kur’an’ın başka ayetlerinde, “Kitap” kelimesi, İncil ve Tevrat’ın yanında Kur’an’ı ifade etmek için kullanılmıştır:

                            “Allah… O’ndan başka İlah yoktur. Diridir, kaimdir. O, sana Kitab’ı Hak ve kendinden öncekileri doğrulayıcı olarak indirdi. O, Tevrat ve İncil’i de indirmişti.” (Al-i İmran, 3/2-3)

                            Kitap kelimesinin Kur’an’a işaret ettiği başka ayetler de şu şekildedir:

                            “Allah Katından yanlarında olan (Tevrat)ı doğrulayan bir Kitap geldiği zaman, -ki bundan önce inkar edenlere karşı fetih istiyorlardı- işte bilip-tanıdıkları gelince, onu inkar ettiler. Artık Allah’ın laneti kafirlerin üzerinedir.” (Bakara, 2/89)

                            “Öyle ki size, kendinizden, size ayetlerimizi okuyacak, sizi arındıracak, size Kitap ve hikmeti öğretecek ve bilmediklerinizi bildirecek bir elçi gönderdik.” (Bakara, 2/151)

                            Bu durumda, Hz. İsa (as)’ya öğretilecek olan üçüncü “Kitab”ın Kur’an olduğunu ve bunun da ancak Hz. İsa (as)’nın ahir zamanda dünyaya dönüşünde mümkün olabileceğini düşünebiliriz. Çünkü Hz. İsa (as) Kur’an’ın indirilmesinden yaklaşık 600 sene önce yaşamıştı. Biraz sonra detaylı olarak göreceğimiz gibi, Peygamber Efendimiz (sav)’in hadislerinde Hz. İsa (as)’nın dünyaya ikinci kez gelişinde İncil ile değil Kur’an’la hükmedeceği bildirilmektedir. Bu da ayetteki manaya tam olarak uygun düşmektedir. (Şüphesiz en doğrusunu Allah bilir.)

                            #813610
                            Anonim

                              V. Delil

                              “Şüphesiz, Allah Katında İsa’nın durumu, Adem’in durumu gibidir…”

                              “Şüphesiz, Allah Katında İsa’nın durumu, Adem’in durumu gibidir…” (Al-i İmran, 2/59)

                              ayeti de Hz. İsa (as)’nın dönüşüne işaret ediyor olabilir. Tefsir alimleri genellikle bu ayetin her iki peygamberin de babasız olma özelliğine, Hz. Adem (as)’in Allah’ın “Ol” emriyle topraktan yaratılması ile Hz. İsa (as)’nın yine “Ol” emriyle babasız doğmasına işaret ettiğine dikkat çekmişlerdir. Ancak ayetin ikinci bir işareti daha olabilir. Hz. Adem (as) cennetten nasıl yeryüzüne indirildiyse, Hz. İsa (as) da ahir zamanda Allah’ın Katından yeryüzüne indirilecek olabilir. (En doğrusunu Allah bilir.)

                              #813611
                              Anonim

                                VI. Delil

                                “…doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak yeniden-kaldırılacağım gün…”

                                Kur’an’da Hz. İsa (as)’nın ölümünü ifade eden bir diğer ayet ise Meryem Suresi’nde şöyle haber verilmektedir:

                                “Selam üzerimedir; doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak yeniden-kaldırılacağım gün de.” (Meryem, 19/33)

                                Bu ayet Al-i İmran Suresi’nin 55. ayetiyle birlikte incelendiğinde çok önemli bir gerçeğe işaret etmektedir. Al-i İmran Suresi’ndeki ayette Hz. İsa (as)’nın Allah Katına yükseltildiği ifade edilmektedir. Bu ayette ölme ya da öldürülme ile ilgili bir bilgi verilmemektedir. Ancak Meryem Suresi’nin 33. ayetinde Hz. İsa (as)’nın öleceği günden bahsedilmektedir. Bu ikinci ölüm ise ancak Hz. İsa (as)’nın ikinci kez dünyaya gelişi ve bir süre yaşadıktan sonra vefat etmesiyle mümkün olabilir. (En doğrusunu Allah bilir)

                                #813612
                                Anonim

                                  VII. Delil

                                  “… beşikte iken de, yetişkin (kehlen) iken de insanlarla konuşuyordun…”

                                  Hz. İsa (as)’nın tekrar dünyaya geleceği ile ilgili bir başka delil ise Maide Suresi’nin 110. ayetinde ve Al-i İmran Suresi’nin 46. ayetinde geçen “kehlen” kelimesidir. Ayetlerde şu şekilde buyurulmaktadır:

                                  “Allah şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsa, sana ve annene olan nimetimi hatırla. Ben seni Ruhu’l-Kudüs ile destekledim, beşikte iken de, yetişkin (kehlen) iken de insanlarla konuşuyordun.” (Maide, 5/110)

                                  “Beşikte de, yetişkinliğinde (kehlen) de insanlarla konuşacaktır. Ve O salihlerdendir.” (Al-i İmran, 3746)

                                  Bu kelime Kur’an’da sadece yukarıdaki iki ayette ve sadece Hz. İsa (as) için kullanılmaktadır. Hz. İsa (as)’nın yetişkin halini ifade etmek için kullanılan “kehlen” kelimesinin anlamı “otuz ile elli yaşları arasında, gençlik devresini bitirip ihtiyarlığa ayak basan, yaşı kemale ermiş kimse” şeklindedir. Bu kelime İslam alimleri arasında ittifakla “35 yaş sonrası döneme işaret ediyor” şeklinde çevrilmektedir.

                                  Hz. İsa (as)’nın genç bir yaş olan otuz yaşının başlarında Allah Katına yükseldiğini, yeryüzüne indikten sonra kırk yıl kalacağını ifade eden ve İbni Abbas’tan rivayet edilen hadise dayanan İslam alimleri, Hz. İsa (as)’nın yaşlılık döneminin, tekrar dünyaya gelişinden sonra olacağını, dolayısıyla bu ayetin, Hz. İsa (as)’nın nüzulüne dair bir delil olduğunu söylemektedirler.3 (En doğrusunu Allah bilir)

                                  İslam alimlerinin bu yorumunun isabetli olduğu, söz konusu ayetler dikkatle incelendiğinde kolaylıkla anlaşılmaktadır. Kur’an ayetlerine bakıldığında bu ifadenin, yalnızca Hz. İsa (as) için kullanıldığını görürüz. Tüm peygamberler insanlarla konuşup, onları dine davet etmişlerdir. Hepsi de yetişkin yaşlarında tebliğ görevini yerine getirmişlerdir. Ancak Kur’an’da hiçbir peygamber için bu şekilde bir ifade kullanılmamaktadır. Bu ifade sadece Hz. İsa (as) için ve mucizevi bir durumu ifade etmek amacıyla kullanılmıştır. Çünkü ayetlerde birbiri ardından gelen “beşikte” ve “yetişkin iken” kelimeleri iki büyük mucizevi zamana dikkat çekmektedirler.

                                  Nitekim İmam Taberi, Tefsir’inde bu ayetlerde geçen ifadeleri şu şekilde açıklamaktadır:

                                  “Bu ifadeler (Maide Suresi, 110), Hz. İsa’nın ömrünü tamamlayıp yaşlılık döneminde insanlarla konuşabilmesi için gökten ineceğine işaret etmektedir. Çünkü o, genç yaştayken göğe kaldırılmıştı?. Bu ayette (Al-i İmran Suresi, 46), Hz. İsa’nın hayatta olduğuna delil vardır ve ehl-i sünnet de bu görüştedir. Çünkü ayette, onun yaşlandığı zamanda da insanlarla konuşacağı ifade edilmektedir. Yaşlanması da ancak, semadan yeryüzüne ineceği zamanda olacaktır.”7

                                  “Kehlen” kelimesinin açıklamaları da, Kur’an’da yer alan diğer bilgiler gibi, Hz. İsa (as)’nın tekrar yeryüzüne gelişine işaret etmektedir. (En doğrusunu Allah bilir)

                                  Tüm bu anlatılanlar Hz. İsa (as)’nın ahir zaman adı verilen dönemde yeryüzüne tekrar geleceğini ve insanları hak din olan İslam’a yönelteceğini ortaya koymaktadır. Kuşkusuz bu, Allah’ın iman edenlere büyük bir müjdesi, rahmeti ve nimetidir. İman edenlerin sorumluluğu ise, Hz. İsa (as)’yı en güzel şekilde savunup desteklemek ve onun insanları çağırdığı Kur’an ahlakını en doğru şekilde yaşamaktır.

                                15 yazı görüntüleniyor - 16 ile 30 arası (toplam 56)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.