• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #665443
    Anonim
      Bir gün Emîr-ül mü’minîn Hz.Ömer (r.a) dervişlere bahşîş verdi, mal ihsân etdi. Bir kişi bir oğlan çocuğu ile geldi. Ömer (r.a) buyurdu;
      -Sübhânallah! Bu çocuğun sana benzediği kadar, birbirine benzeyen kimse görmedim. Muhakkak ki bu oğlan sana benzer.
      O kişi dedi ki:
      -Yâ emîr-el mü’minîn! Bu oğlanın acâib ahvâlinden sana haber vereyim. Ben sefere gitmek murâd etdim. Bunun anası hâmile idi.
      Bana dedi,
      -Beni bu hâlde koyup, gider misin.
      Ben dedim ki,
      -Karnında olan nesneyi Allahü teâlâ hazretlerine emânet etdim.
      Sonra seferden geri geldim. Annesi ölmüş. Bir gece söyleşirken, karşımızda mezârlıkdan bir ateş gördüm. Süâl etdim ki,
      -Bu ateş nedir?
      Dediler,
      -Bu ateş senin hanımının kabrindendir. Biz bunu her gece böyle görürüz.
      Dedim,
      -Sübhânallah! O hâtun nemâz kılıcı ve oruc tutucu idi. Bu ateş ne hâldir, diyerek vardım. Kabri açıp, gördüm, bir çırâğ yanar. Bu oğlan onun ışığında oynar. Bir ses işitdim ki, bana,
      -Bunu bize ısmarladın, geri biz sana verdik, diyordu.
      Ben dedim,
      -Nne olaydı, anası da diri olaydı.
      Hâtıfdaki ses dedi ki,
      -Eğer anasını da bize ısmarlamış olaydın, bu şekilde onu da geri verirdik.

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.