Metin Said Serdengeçti
irfanmektebi
……..
Risâle-i Nur bu asra hem bir sirac, hem bir lem’a, hem bir şua olmakla dalâlet karanlıklarını dağıttığı gibi; harflerinin yazılmasıyla hâsıl olan netice, manevî bir elmas kılıç hükmünde dalâletin şer neticelerini neticesiz bırakıyordu. Nurdan, ateşten şuurlu varlıklar yaratan Rabbimizin şe’nidir ki, “hattâ zulmetten, hattâ esîr maddesinden, hattâ mânâlardan, hattâ havadan, hattâ kelimelerden zîhayat, zîşuuru kesretle halkeder.” Hatta bunlar gibi, havaya ekilen mukaddes kelimelerden dahi pek çok mahlûku yaratır.
Bu nokta-i nazardan, Kur’ân’dan süzülen iman hakîkatlerinin toplandığı bir hakîkat kitabı Risâle-i Nur’un Kur’ân’î olan harflerini yazanların yazma işini yapıyor olmaları ve yazdıkları o yazılar oldukça ehemmiyetlidir. Mevzu, Osmanlıcayı korumak değil, Kur’ân’ın harflerini muhafaza etmektir. Kur’ân’a âit ne varsa kıymettardır ve sevablıdır. Yazan kişi, hiç olmazsa sevabına binaen yazıya sahip çıkacaktır.
Kaldı ki, lafız mânâyla kaimdir. O harfler Kur’ân adına hizmet eden manaları taşıyan Nur Risâleleri adına çalışır ve çalıştırılırsa mezkûr neticeleri temin edecektir.
GELİN HEP BERABER TEVBE EDELİM!
Bedîüzzaman Hazretleri talebelerinden masumane üç aylarda sevab kazanmak niyetiyle yazıda tembellik edenleri ikaz ediyor ve onlara yukarıya aldığımız dersi, ders veriyor. Bizler biz olalım, masum değil de tembellikten ve nefsaniyetten gelen gevşeklikten yazıda kalemi çalıştırmaktan uzak kalmayalım ve şu cümlelere iyice kulak verelim:
GELİN HEP BERABER TEVBE EDELİM!
Herkesin bir vazifesi vardır; öyle vazifeler de vardır ki, herkesin vazifesini içine alır. Zaman, kalemi çalıştırmak zamanıdır. Zaman, gayret zamanıdır ve insan için ancak yaptığı vardır. Biz biz olalım, yaptığımız en iyi işi, şimdi daha iyi yapalım.