• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #664068
    Anonim

      Mezhepler

      Mezhepler, İslam’ın temel iki kaynağı olan Kur’an’ı ve Peygamber Efendimizin sünnetini, bunlarla beraber Sahabenin görüşlerini, uygulamalarını alıp değerlendiren ve bir sistem halinde önümüze koyan yaşama şekilleridir. Pek çok insan, özellikle İslam’ın ilk üç asrından sonra günümüze kadar çoğunluk halk, Kur’an’ı, sünneti bir arada değerlendirecek, sahabenin yorumlarını da alarak bir yorum ortaya koyacak kudrette değildir. Bu mesele, vukufiyet ister, derinlik ister, ilim ister, müsait şartlar ister. Bahsettiğimiz bu özellikler ise, daha ziyade ilk üç asırda söz konusu olmuştur. Peygamberimizin bir hadislerinde de ifade buyurdukları gibi en hayırlı asır sahabe, tabiîn ve tebe-i tabiîn asrıdır. Bunlar, Peygamber Efendimiz’i görenler (sahabe), sahabeyi görenler (tabiîn) ve tabiîni görenlerdir (tebe-i tabiîn). Bu üç neslin ortaya koyduğu yorumlar, yaşadığı manevi hayat ve oluşturduğu ruhî atmosfer ilk üç asra kadar tesirini korumuş ve bu üç asırda bütün alanlarda baş döndüren bir ilerleme olduğu gibi mezhepler de bu zaman diliminde oluşmuştur. Mezhepler, dinin temel esaslarında ittifakla beraber, yoruma açık yanlarında dinin evrenselliğini ve esnekliğini ifade eden ekollerdir. Yani, mezhepler birer İslam’ı yaşama şeklidir. İslam’ın bütün kaynaklarını ve bilgilerini mümkün olduğu genişlik içinde bulunduran sistemlerdir. Bu sistemler, bir imamın parti kuruyor gibi kurduğu bir teşekkül de değildir. Görüşlerin, yorumların, beyin sancılarının ve ilmî münazaraların neticesinde yıllar boyunca oluşmuş bir sistemli akımdır. Mezhep imamları çok takvalı, ilimli, ince ruhlu, Yaratan’a ve yaradılana saygılı, hakperest insanlardır. Hep hakkın peşinde koşmuşlar ve İslam’ın en güzel ve en kolay nasıl yaşanacağını düşünerek bu işe ömürlerini vermişlerdir. Böylece ortaya büyük bir ilmî miras koymuşlardır. Bize düşen bu mirasa sahip çıkmak ve elimizden geldiğince yaşamaya çalışmaktır. Bizim de mutlaka düşüneceğimiz şeyler, yapacağımız yorumlar olacaktır. Allah geçmiş büyüklerimize büyük işler gördürdüğü gibi bu zamanda bizlere de büyük işler gördürebilir. Ancak, o insanlar ilktir. Allah onları ilkler olarak yaratmıştır. İlklerin her zaman saygıya liyakati vardır. Gittikleri güzel yollara tabi olmak, bizim için birer vazifedir. Bunun yanında zamanın ilerlemesi ve şartların değişmesine göre bizim bugün daha farklı neticelere ve açılımlı yorumlara ulaşmamız mümkündür. Ancak, bu durum hiçbir zaman mezhep imamlarına tamamen muhalefet etmemizi, onları tenkit etmemizi gerektirmez. Onlara saygımızı ortaya koyarız, onların yorumlarını alır uygularız ama bu zamanda şöyle de olabilir diye kendi yorumlarımızı da ekleyebiliriz. Tabi yorum derken, rast gele yorumlardan bahsetmiyoruz. Kur’an’ı, Sünneti ve sahabe bakış açısını bilerek yapılan yorumları kastediyoruz. Diğer türlü insan, keyfinden, canının istediği şekilde yorum yapar ve ben böyle düşünüyorum derse, bu zaten kabul edilemez. Netice olarak diyebiliriz ki, İslam’ı en iyi şekilde anlayıp ortaya koyan ve bir sistem halinde bize takdim eden mezheplere uymak, bizim için hem bir zarurettir hem de bir kolaylıktır

      alıntı

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.