- Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
7 Şubat 2011: 12:18 #668829
Anonim
Mısır halkı yarım çözüm istemiyor
07.02.2011Dış politika yazarı
Mustafa Özcan “Mısır’da yeni doğacak rejimin ideolojik renginden çok
askerî veya sivil olup olmayacağı birinci derecede önemli. 52’den beri
devam eden askerî darbe döneminin sona ermesi, demokrasiye geçilmesi.
Halkı yarım çözüm istemiyor. Eğer bu süreçte yol kazası olursa devrim
yarım kalabilir. Halk bu nedenle itidalli davranıyor ve şiddete
başvurmuyor” dedi.TÜRKİYE VE İSRAİL NASIL ETKİLENECEK?
Mısır’da
halk idaresi kurulur ve Arap dünyası değişime “Evet” derse, Türkiye’nin
ileri model olmaktan çıkacağını ve Mısır’ın eski öncü rolüne geri
döneceğini söyleyen Özcan, “Arap dünyasındaki değişimin yelpazesi ve
eğilimi İsrail’in aleyhinde. Bölge ülkeleri demokratikleştikçe İsrail
bölgede yalnız kalacaktır” şeklinde konuştu.
Arap dünyası diktatörlerinden kurtuluyor
Arap
dünyasında yaşanan olaylar, dünyada büyük yankı buldu. Olayların ilk
günlerinde ses çıkarmayan Batılı ülkeler, daha sonra halkın yanında
olduklarını deklare ettiler. Bu açıklamalar kimileri tarafından göz
boyama olarak algılandı. Batının yeterince tarafını belli etmediğini
söyleyenler de oldu.
Biz de bu hafta, Ortadoğu’yu ve Arap Dünyası’nı
çok yakından tanıyan yazar Mustafa Özcan’la son yaşananlar ışığında
bölgeyi ve bölgedeki diktatörlükleri konuştuk. Despotik rejimlerin
Batılı ülkelerle olan ilişkilerini Mısır üzerinden değerlendirdik.
Tabiî, Mısır’ın geleceği hakkında da kafa yorduk.Ortadoğu’da yaşanan halk ayaklanmalarını nasıl yorumluyorsunuz?
Arap
Dünyası gecikmiş bir şekilde 21. y.y.’a giriyor. Çünkü 21. y.y., 2000
tarihiyle başlayan bir yüzyıl değil. Kissinger’a göre 21.y.y., ’79
yılında başlamıştır. Bu tarihlerde Mısır, İsrail’le Camp David Barış
Antlaşması imzalamış, İran’dan Şah kaçmış, Afganistan işgal edilmiş,
Türkiye’de 80 darbesi yaşanmıştır. Mısır’ın İsrail’le barışması bir
dönüm noktası teşkil etti. Çünkü Mısır İsrail’le savaşabilecek
ülkelerden bir tanesi. Mısır’ı tarafsızlaştırdığınız zaman, Arap dünyası
askerî anlamda felç olur, oldu da… Bu anlaşmaya tepki olarak, Arap
Birliği Mısır’ı terk ederek Tunus’a gitti. Camp David Anlaşması’nın Arap
Dünyasında domino etkisi yapacağı, diğer ülkelerin de İsrail’le
barışacağı düşünülüyordu. Bu tahminler tutmadı. Ancak kapalı kapılar
ardından ülkeler İsrail’le görüştüler. Kanaatim şu ki; son günlerde Arap
Dünyası’ndaki hareketlenme farklı bir fayın harekete geçmesi,
dolayısıyla 21. y.y.’la tanışmasıdır.Mübarek için, gelecek, hâlâ umut vaat ediyor mu?
Mübarek için, artık oyun bitti, yani “game over”.Amerika’nın Mübarek’i hemen gözden çıkarmak istemediğiyle ilgili iddilar var.
Amerika’da
da oyun bitmez. Halk ayaklanmasını bitirmeye, kendi menfaatlerine
çevirmeye çalışacaklar. Bunun yanında, Amerika kendi içinde de güç
kaybediyor. WikiLeaks’te, 2008 yılında bazı öğrenci gruplarının
Amerika’ya gönderildiği, eğitildiği ve son olayların çıkarılması için
finanse edildiği söyleniyor. Bu olayları, sadece Amerika’ya bağlamak
yanlış bir bakış açısı, çünkü halkın ekmek ve özgürlük istekleri var.Sosyo-ekonomik olarak nasıl bir tablo var Mısır’da?
Mısır
halkının yüzde 40’ı günde 2 dolara talim ediyor. Bu ayda 60 dolar eder.
Eskiden temel maddeler üzerinden halk destekleniyordu, ancak tüketim
maddelerinin çeşitlenmesiyle destekler yetersiz kaldı. Zenginler,
istedikleri yiyecekleri sofralarına alabilirken, fakirler için değişen
bir durum olmadı. Son üç yıldan beri gıda maddelerinde yüksek artışlar
söz konusu. Bu nedenle de tüketici birlikleri fiyatlar konusunda bir
standart belirlenmesini istediler. Biliyorsunuz, soğan fiyatlarının
artması nedeniyle Hindistan’da üç hükümet devrildi.Devletin gelirleri vatandaşlara adil dağıtılmıyor öyle değil mi?
Önemli
meselelerden biri de iktidar yolsuzluğu. Fiyat kontrollerini tekeli
elinde tutan iktidara bağlı iş adamları yapıyorlar. Halkın kanını kene
gibi emiyorlar. Yanlış ya da doğru, Mübarek’in milyon dolarlar değerinde
mal varlığı olduğu söyleniyor. Nereden kazandı bu paraları Mübarek
ailesi? Pazar üzerinde tekel kurarak halkın ucuza satın alacağı malları,
bunlar daha pahalıya satıyorlar. Aradaki bu fiyat farkı da ceplerine
giriyor. Mısır’da iki söylem öne çıkmış durumda; haydut, maganda
anlamında “Baltaciye” ve yolsuz idare anlamında “Haramiye”. Mısır
halkının düşman olarak gördüğü İsrail devletine Mübarek doğalgaz
satıyor. Üstelik Mısır halkının satın aldığı fiyattan üç kat daha ucuza.
Tüm bu yaşananlar Mısır halkında bıkkınlık oluşturmuş durumda.Bir de tabiî özgürlük meselesi…
Buradaki
rejimler sahte rejimler. Adları cumhuriyet, ama hiç alâkaları yok.
Mitterand’a “Siz yarı başkansınız, krallardan farkınız ne?” diye
soruluyor. O da “Biz yarı tanrıyız” diyor. Bu nedenle de Mısır’daki
yöneticilere Firavun yakıştırması yapılıyor. Mübarek 30 yıldır iktidarda
ve cumhuriyet adına çifte zulümler yapılıyor. 50’li-60’lı yıllarda
cumhuriyetçilerle kraliyetler arasında rejim kavgası yaşanıyordu.
Mübarek döneminde ise, “Cummelekiye” denilen cumhuriyetçi kraliyetlere
dönüş yaşandı. Mübarek oğlunu yerine getirmek istiyordu.Bu kadar despotik bir rejimle Batı nasıl ilişki kuruyor?
Batılılar
numaradan demokrasi havariliği yapıyorlar. Biliyorsunuz, Sovyetler
Birliği’nde işçiler çalışıyormuş gibi yapıyorlar. Devlet de onlara para
veriyormuş gibi yapıyor. Batı da Ortadoğu’da demokrasi ister gibi
yapıyor, ama hakikî mânâda demokrasi gelsin istemiyor. Bunun nedeni,
baskıcı rejimlerden başka, İsrail ilişkilerini kontrol edecek daha iyi
bir seçenek yok. Diyelim ki, Baradey iktidara geldi. Mübarek gibi Refah
Sınır Kapısı’nı kapalı tutabilir mi? Halkına hesap veren bir rejim,
İsrail’le ilişkilerini nasıl yürütecektir? Halka açık olan taleplerine
de açık olmak durumunda.nBush, başkanlık döneminde Saddam
hakkında konuşurken, bölgedeki diktatörleri desteklediği için ABD’nin
kaybettiğini söylemişti. Sizce ABD siyaset değişimine mi gitti?
Bölgede
bir Amerikan düşmanlığı var ve El-Kaide bunu körüklüyor. Bunun nedeni,
Amerika’nın despot idarelerle işbirliği yapması. İktidara kızan halk
işbirlikçisine de kızıyor. Lâkin Filistin’de ve Irak’ta seçimler oldu.
İslâmî kesimler kazandı. Ancak Batı bunların ülkeyi yönetmesini
istemedi. Batının despotik rejimleri desteklemesinin bir nedeni de
İslâmî kesimlere göz açtırmaması. Sürekli tepelerinde olması.Ama
hem İslâmî olmayan despotik rejimleri Amerika destekliyor, hem de
desteklediği bu rejimleri kendi insanlarına İslâmcı diye kötülüyor….
Dediğim
gibi, Batılı ülkeler kendi ülkelerinin Ortadoğu’daki siyasî çıkarları
nedeniyle despotik rejimlere, zulümlere, yolsuzluklara göz yumuyorlar.
Seçenekleri kalmadığı ve ahlâkî gözükmek için değişimi destekliyor
görünüyorlar. Lâkin Mısır’da böyle olaylar olmasaydı, harekete
geçmezlerdi. Piyasa ekonomisini ve demokrasiyi birbirinden ayırmak
gerekiyor. Batı öncelikli olarak piyasa ekonomisi ve fikrî liberalizmi
destekliyor, daha sonra da sandığa gidilmesini istiyor. Çünkü bu
şartlarda sandıktan liberal düşünce çıkacaktır. Yeterince liberalizm
gelişmeyince, sandığa camideki cemaatin reyleri yansıyacaktır. Bunu da
istemiyorlar. Eğer bölgede İsrail devleti olmasa, Batılı devletlerin
İslâmî kesimden bu kadar ürkeceklerini zannetmiyorum. İsrail’i terbiye
edemedikleri için İslâmî kesimi iktidardan uzak tutmaya gayret
ediyorlar.Muhaliflerden İhvan, yani Müslüman Kardeşler’in siyasî etkinliği nedir?
Mısır’da
klâsik muhalefet Mübarek’le birlikte yaşlanmış durumda. İhvan kuşağı
rejimle birlikte yaşlandı. İhvan bir cemaat, köklü ve organize bir yapı,
fakat temsiliyet noktasında Mısır halkını kucaklayamıyor. Yaşlılar
partileşmek istemezken, gençler İhvan’ın partisi olsun istiyorlar. İhvan
cumhurbaşkanı adayı çıkaramıyor. Bu nedenden dolayı da Baradey gibi
kişilerin peşine düşme durumunda kalıyor.Sokağı kim örgütlüyor?
İhvan,
“Gösterilerde biz de varız, ancak belirleyici olan sokak” diyor.
Mübarek, iktidara yapışarak, halkın tüm kesimlerini kendine karşı
seferber etmiş oldu. Binali bile Mübarek’ten akıllı çıktı. Sokakta
insanlar “Bu insan hâlâ niye duruyor, utanmıyor mu?” diye soruyor.
Mübarek’in bugüne kadar iktidarda kalmasının nedeni, riyakârane bir
rejim sürdürmesi ve bu rejimi Batılıların desteklemesi.Mısır’da yaşanan olayları bir milât olarak okuyor musunuz?
Arap
Dünyası açısından bir milât, ancak muhalefeti tahrik edecek bir parti
yok. Yaşananlar anonim bir hareket ve içinde cami de var. İstanbul’un
iki kanatlı bir şehir olması gibi Kahire’de iki kanatlı bir şehir.
Baradey geçen Cuma cami çıkışı göz hapsine Cizre’de alındı.
Bakıyorsunuz, halk, namaz vakti gelince meydanlarda alnını secdeye
eğiyor. Bu da gösteriyor ki, halk dinden kopuk değil.Eğer halk ayaklanması başarılı olursa İhvan iktidara geçebilir mi?
Uluslararası
şartlar, İhvan’ın lider çıkarmasına uygun değil. İkincisi
temsiliyetleri de buna müsaid değil. İhvan da tek başına bir iktidar
istemiyor, çünkü onu kaldırabilecek bir yetkinliğe sahip değil. Karma
bir yönetim olacak gibi görünüyor. Ben de bunu sağlıklı görüyorum.Sizce bu yaşananlar bir devrim mi, dönüşüm mü?
Bu
her renkten insanın olduğu gökkuşağı devrimi. Yeni doğacak rejimin
ideolojik renginden çok askerî veya sivil olup olmayacağı birinci
derecede önemli. Halk hareketinin yapması gereken post-Nâsır dönemine
geçmek. 52’den bu yana devam eden askerî darbe döneminin sona ermesi,
demokrasiye geçilmesi. Herkesin ortak yaklaşımı da bu. ABD, yeni
yönetimin liberal eğilimli olması için çalışacaktır. Mısır ise,
çevresinden etkilenecektir. Bölgenin temel değerlerinden biri İslâm. Şu
veya bu şekilde İslâm’ın etkili olması kaçınılmaz, ama derecesini temsil
makamındaki insanlar belirleyecektir.Sizce asıl zorluk sivil hayata geçtikten sonra başlamayacak mı? Çünkü çeşitli kesimlerin politika üretmesi ve tartışması gerekiyor, ama demokrasi kültürü yaygın değil?
Diktatöryal
rejimler insanları reşit etmeyen sistemler. İnsanlar da o noktada
dondular kaldılar. “Peter prensibi”ne göre bir müessesede yöneticiler
hangi seviyede ise, altındakiler o seviyede olmalı, yoksa çatışma çıkar.
Mübarek de askerî bürokrasiden gelen dar kafalı bir adam. Sivilleri
yönetmek için sivillerin içinden gelmek gerekir. Ben bundan sonrasının
her halükârda iyi olacağı kanaatindeyim, çünkü Mübarek’in alternatifi
kendi oğlunun iktidara gelmesiydi.Eğer halk ayaklanması başarıya ulaşmaz, ülke kaosa sürüklenirse ne olur?
Eğer
kaos olursa, alternatifi darbedir. Bu ne kadar tutarlı olur? Mübarek
tutunamayacağını görmekle, olayın çapını büyüttü. Her halükârda
cumhuriyet rejimlerinin kraliyete dönüşme ihtimali ortadan kalktı. Yemen
Cumhurbaşkanı bundan sonra kendinin ve oğlunun yönetimde olmayacağını
deklare etti.Mübarek, ayaklanma başarıya ulaşırsa yargılanabilir mi?
Halkın
çoğunluğu Mübarek’in yargılanmasını istemiyor. Kansız bir geçiş dönemi
istiyorlar. Olayların seyrine baktığımızda da, halkla ordunun karşı
karşıya gelmediğini görüyoruz. Mübarek’in de kendi özel birliklerini
orduya ve halka karşı bir koz olarak kullandığını unutmamak gerek.
Netice itibariyle, Mübarek halkın şartlarını kabul edip ayrılmayı kabul
ederse, yargılama da olmayacaktır. Aksi takdirde, önümüzdeki günlerde
kanlı olaylar olursa, Mübarek de devrilirse yargılama yapabilir. Her
türlü ihtimale açık bir süreç yaşanıyor.Askerî darbe olursa yine Amerikan güdümünde askerî bir rejime doğru gidilmez mi?
Mısır
halkı yarım çözüm istemiyoruz diyor. Eğer bu süreçte yol kazası olursa
devrim yarım kalabilir. Halk da bu nedenle hep itidalli davranıyor ve
şiddete başvurmuyor. Mısır’da ve Arap ülkelerinde halkın diktatörleri
süpürme harekâtı var diyebiliriz.Bu süreç Türkiye’nin dış politikasına nasıl yansır?
Mısır’da
halk idaresi kurulur, Arap Dünyası değişime “Evet” derse, Türkiye’nin
model olması artık sıradanlaşır. İleri model olmaktan çıkar. Arap
dünyasında Mübarek’in öncü rolünü Erdoğan alıyor deniliyordu, artık
Mısır eski rolüne döner. Bize yarayacak tarafı ise, eğer açık rejim
olursa halklar arasında ekonomik ve siyasî ilişkilerin gelişmesine
hizmet eder. Bu da Türkiye’yi bölgede rahatlatır.İsrail’in, endişeyle süreci gözlediği doğru mu?
Arap
Dünyası’ndaki değişimin yelpazesi ve eğilimi İsrail’in aleyhinde.
İsrail bölge ülkeleri demokratikleştikçe bölgede yalnız kalacaktır.
Peres’in Mübarek’e sahip çıkın feryatları boşuna değil. İsrail yaşanan
olaylara İran ve Hamas eksenli olaylar olarak bakıyor. İslâmî terör
gözüyle olayları değerlendiriyor.Ya İran nasıl etkilenecek bu olaylardan?
Bence
İran’ın konumu, Ortadoğu’da zayıflar. İsrail aleyhtarı bir yapının
kuvvet kazanması İran’ın elinden kartını alır. Halk hareketinden İran’ın
da korktuğunu söyleyebiliriz. Ülkedeki Yeşil muhalefet hareketi kendini
daha ziyade Mısır’la konumlandırıyor. Bunun yanında Mısır’daki İhvan
hereketi güçlenirse Hamas’a sahip çıkacaktır. Hamas da artık İran’dan
hamilik aramayacaktır. Öbür taraftan İsrail’in dikkatini komşu ülkelere
çevirmesi İran’ı rahatlatacaktır.H. HÜSEYİN KEMAL
hhkemal@gmail.com -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.
