Üstad Bediüzzaman’ın Van’daki talebelerindendi ve ilk kâtibiydi. Ta’likât isimli risalenin kâtibiydi. Pasinler Cephesinde Ruslara karşı savaşırken, Üstad Hazretleri, kendisine kâtiplik yapan Molla Habib’e ‘Defteri çıkar!’ diyerek at üstünde İşârâtü’l-İ’câz isimli eserini yazdırmıştı. Bu savaş sırasında yaşadığı bir hadiseyi Üstad şöyle anlatır:
“Eski Harb-i Umumîde Pasinler Cephesinde şehid merhum Molla Habib’le beraber Rusya’ya hücum niyetiyle gidiyorduk.(bk. BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI) Onların topçuları bir-iki dakika fâsıla ile bize üç top güllesi atıyordu. Üç gülle tam başımızın iki metre üstünden geçip, arkada dere içine saklanan askerimiz görünmedikleri halde geri kaçtılar. Tecrübe için dedim:
“Molla Habib ne dersin? Ben bu gâvurun güllesine gizlenmeyeceğim.’ O da dedi: ‘Ben de senin arkandan çekilmeyeceğim!’ İkinci top güllesi pek yakınımızda düştü. Hıfz-ı İlâhî bizi muhafaza ettiğine kanaatle Molla Habib’e dedim: ‘Haydi ileri! Gâvurun top güllesi bizi öldüremez. Geri çekilmeye tenezzül etmeyeceğiz’ dedim.”