• Bu konu 1 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
  • Yazar
    Yazılar
  • #647985
    Anonim

      Risale-i Nurların ilk neşredildiği zamanlarda ihtiyarlar ve masum,küçük yaştaki çocuklar şevkle,halisane ,Allah rızasını kazanmak için çalışmışlar.Yazdıkları nushalar altı cilt haline getirilmiş.Üstad hazretlerinin buna dair yazdığı bir fıkra:

      Bu cildde az, sair altı cild-i aherde masumların ve ihtiyar ümmîlerin yazılarının tashihinde çok zahmet çektim. Vakit müsaade etmiyordu. Hatırıma geldi ve manen denildi ki: “Sıkılma, bunların yazıları çabuk okunmadığından, acelecileri yavaş yavaş okumaya mecbur ettiğinden, Risale-i Nur’un gıda ve taam hükmündeki hakîkatlerinden hem akıl, hem kalb, hem ruh, hem nefıs, hem his hisselerini alabilirler. Yoksa, yalnız akıl cüz’î bir hisse alır, ötekiler gıdasız kalabilirler. Risale-i Nur, sair ilimler ve kitaplar gibi okunmamalı. Çünkü, ondaki îman-ı tahkîkî ilimleri, başka ilimlere ve marifetlere benzemez. Akıldan başka çok letaif-i insaniyenin de kuvvet ve nurlarıdır.

      Elhasıl, masumların ve ümmî ihtiyarların noksan yazılarında iki faide var: · Birincisi, teennî ve dikkatle okumaya mecbur etmektir.

      İkincisi, o masumane ve halisane ve samîmi ve tatlı dillerinden, derslerinden, Risale-i Nur’un şirin ve derin meselelerini lezzetli bir hayretle dinlemek, ders almaktır.

      #723339
      Anonim

        Halbuki, Risale-i Nur, hayat-ı içtimaiyenin kanunlarını da ihata eden dînin geniş dairesinden bahsetmez; belki asıl mevzuu ve hedefi, dînin en has ve en yüksek kısmı olan îmanın erkan-ı azîmesinden bahseder. Hem, ekseriyetle, muhatabım evvel kendi nefsim, sonra Avrupa feylesoflarıdır. Böyle mesail-i kudsiyeden, doğru olmak şartıyla, zarar tevehhüm eden, yalnız şeytanlar olabilir tasavvurundayım.

        #723618
        Anonim

          Şu risâlelerde teşbih ve temsilleri hikâyeler sûretinde yazdığımın sebebi, hem teshîl, hem hakâik-ı İslâmiye ne kadar mâkul, mütenâsib, muhkem, mütesânid olduğunu göstermektir. Hikâyelerin mânâları, sonlarındaki hakikatlerdir. Kinâiyât kabîlinden yalnız onlara delâlet ederler. Demek, hayalî hikâyeler değil, doğru hakikatlerdir.(Sözler)

          Risale-i Nur, sair kitaplara muhalif olarak, başta perdeli gidiyor; gittikçe inkişaf eder. Hususan bu risalede Birinci Mertebe çok kıymettar bir hakikat olmakla beraber çok ince ve derindir. Hem bu Birinci Mertebe, bana mahsus gayet ehemmiyetli bir muhakeme-i hissî ve gayet ruhlu bir muamele-i imanı ve gayet gizli bir mükâleme-i kalbî suretinde, mütenevvi ve derin dertlerime şifa olarak tebarüz etmiş. Bana tam tevafuk eden tam hissedebilir. Yoksa tam zevk edemez… (Şualar)

          Risale-i Nur, hakaik-ı İslamiyeye dair ihtiyaçlara kafi geliyor; başka eserlere ihtiyaç bırakmıyor. Katî ve Çok tecrübelerle anlaşılmış ki, îmanı kurtarmak ve kuvvetlendirmek ve tahkikî yapmanın en kısa ve en kolayı, Risale-i Nur’dadır. Evet, on beş sene yerine on beş haftada, Risale-i Nur, o yolu kestirir, îman-ı tahkîkîye îsal eder. Bu fakir kardeşiniz, yirmi sene evvel kesret-i mütalaa ile bazan bir günde bir cild kitabı anlayarak mütalaa ederken, yirmi seneye yakındır ki, Kur’an ve Kur’an’dan gelen Risale-i Nur bana kafi geliyordu; bir tek kitaba muhtaç olmadım, başka kitapları da yanımda bulundurmadım. Risale-i Nur, çok mütenevvi hakaika dair olduğu halde, telifi zamanında yirmi seneden beri ben muhtaç olmadım; elbette siz, yirmi derece daha ziyade muhtaç olmamak lazım gelir. Hem madem ben sizlere kanaat ettim ve ediyorum, başkalara bakmıyorum ve meşgul olmuyorum. Siz dahi, Risale-i Nur’a kanaat etmeniz lazımdır; belki bu zamanda elzemdir! (Tarihçe-i Hayat)

        3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
        • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.