• Bu konu 20 yanıt içerir, 4 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
7 yazı görüntüleniyor - 16 ile 22 arası (toplam 22)
  • Yazar
    Yazılar
  • #803579
    Anonim

      ve zaman-ı mazi, enbiya ve kütüp ve kâhinlerin rumuz ve telvihatıyla o şems-i hakikatin fecr-i sadıkını göstererek müjdeci;

      Efendimiz Aleyhissalatü vesselamın risaletine delil olan sayısız mu’cizeleri sadece bulunduğu döneme münhasır değildir. Diğer Peygamberlerden aleyhisselam farklı olarak bütün zamanlara ve tüm kainata şamildir. Mesela kendinden önce gelen Peygamberler aleyhisselam Ondan asm. haber veriyor. Bununla birlikte Peygamber Efendimiz de kendinden önce gelen peygamberlerden haber veriyor. Sanki o Peygamberler (as.) ve kavimleri döneminde yaşamış gibi, onları görür gibi anlatıyor onların yaşadığı dönemleri.

      Tevrat, İncil, Zebur O’ndan asm. haber veriyor.

      Hüseyin-i Cisrî “Risâle-i Hamidiye”sinde yüz on dört işârâtı o kitaplardan çıkarmıştır. Tahriften sonra bu kadar bulunsa, elbette daha evvel çok tasrihât varmış.

      On Dokuzuncu Söz

      Doğumundan yakın bir zaman önce ve doğumu esnasında meydana gelen olaylar kahinlerle birlikte Onu asm. müjdeliyor.

      #803588
      Anonim

        ve zaman-ı hal, yani asr-ı saâdet, lisan-ı haliyle tabiat-ı Araptaki inkılâb-ı azîmin ve bedeviyet-i sırftan medeniyet-i mahzânın def’aten tevellüdünü şahit göstererek nübüvvetini ispat;

        Kainatın Efendisinin asm. yaşadığı döneme yani asr-ı saadete baktığımızda beşerin müthiş inkılaplar geçirdiğine şahit oluyoruz. İnatçı ve adetlerine mutaassıp, aşırı bağlı kavimleri, vahşiyane o cahiliye adetlerinden (kız çocuklarını gömmek gibi), çok kısa bir sürede ortadan kaldırdığı gibi, yerlerine en ali ahlakı, en güzel hasletleri getiriyor ki, tarihte bir örneği daha görülmemiş ve görülmeyecek. En güzel hasletlerle donattığı o sahabeler r.a. bütün ümmete üstad oldular. Bir sahabenin hayatını okuyup, o sahabeden südur eden güzel ahlakı kendimizde uygulasak, bunun doğruluğunu yaşayarakta anlamış olacağız.

        Bunu yaparken herhangi bir şekilde onlara zulmetmemiş efendimiz aleyhiisalatü vesselam. 23 sene gibi kısa bir sürede yaptığı bu değişimde Onun asm. en çok merhametinin ön plana çıktığını görebiliriz. Bu yüzden ki sadece adetlerini bıraktırmakla kalmamış, onların hem akıl, hem kalp, hem ruh ve hem nefislerini teshir eylemiş. Baskı ve zulümle olsa idi elbetteki devam etmeyecekti. Oysa asırlar üzerinden geçmesine rağmen, Mahbub-u kulûb (kalplerin mahbubu), muallim-i ukul (akılların muallimi), mürebbi-i nüfus (nefislerin terbiye edicisi), sultan-ı ervah (ruhların sultanı) oldu ve olmaya devam ediyor elhamdülillah.

        Sigara gibi küçücük bir adeti bile bugünün insanalrı türlü türlü yaptırımlara rağmen tamamen kaldıramıyorlar. En ufak bir fırsatta en ağır yasalar bile çiğneniyor. İşte Asr-ı saadette yaptığı bu büyük değişimler Onun asm. risaletine en büyük delillerdendir. Sahabeler adedince, yaptığı icraatler adedince “ente rasulüllah” demek icap eder.

        Sorularla Risale | Risale-i Nur Külliyatı | On Dokuzuncu Söz

        #803603
        Anonim

          ve zaman-ı müstakbel, kendi vukuat ve fünununun etvar-ı müdakkikanesiyle onun mevkib-i ikbalini istikbal ve lisan-ı hakîmâne ile irşadatına teşekkür;

          Her dönem kendi özellik ve gerekleri ile Hazreti Peygamber (asv)’in davasını tasdik ve tahmid ediyor. Peygamber Efendimizin (asv) dönemine göre istikbal olan sonraki dönemler ve bu dönemin alim ve evliyaları, Peygamber Efendimizin (asv) imtiyaz ve güzelliklerini eserleri ile keşfedip aleme ispat etmişler ve onu bu şekilde istikbal edip, ona böyle teşekkür etmişler. Mesela Risale-i Nurlar bu eserlerden bir tanesidir.

          Mevkib-i ikbal tabiri Peygamber Efendimizin (asv) istikbaldeki manevi temessülüne işaret ediyor. Evet onun maddi cesedi vefat etmiş olabilir, lakin manevi şahsiyetinin zaman ve mekan kaydı yoktur. O mazide Ahmet (asv), Asr-ı saadette Muhammed (asv) istikbalde Mustafa-yı Hüda (asv)’dır. İstikbaldeki o talihli kafile, Hazret-i Peygamberimizin (asv) ruh-u şerifi ve baki davasıdır.

          Sorularla Risale

          #803604
          Anonim

            nev-i beşer kendi muhakkikleri ile, bahusus hatîb-i beliği ki, şems gibi kendi kendine burhan olan Muhammed’in (a.s.m.) lisan-ı fasihânesiyle haktan geldiğini ilân;

            Efendimiz aleyhissalatü vesselamın her hali kendi kendine dahi bir delildir. Mekke gibi azılı müşriklerin ortasında ortaya çıkıp “Lâ ilâhe illallah Muhammeden Rasulüllah” demek sıradan bir insan için kolay birşey değildir. Onun asm. bu tavrı, sıradan olmadığının, risalete vazifeli olduğunun en açık delillerindendir.

            Çünkü O asm. söylediği şeyi, iddia ettiği davayı en azılı müşriklerin arasında söylüyor.

            Koca Mekkeyi tek başına ya da birkaç kişiyle karşısına alıyor.

            Ve muarızları o dönemin en vahşi insanları. O dönemin “cahiliye dönemi” ismini alması her türlü insanlık dışı icraatlerin had safhaya gelmesinden kaynaklandığını düşünürsek, Peygamberimiz sallallahü aleyhivesellem açısından, ne derece emniyetsiz bir durumda bu ilanı yaptığını daha net anlayabiliriz.

            Ve insanların alışık olmadığı, unuttuğu şeylerden bahsediyor. Din diyor, Allah diyor, ahiret diyor, ölüm diyor vs.

            Ve bunu yaparken en ufak bir heyecan, korku hissi yok.

            Tamamen serbest bir şekilde, korkmadan, sıkılmadan, pervasızca, telaşsız ve samimane, büyük bir ciddiyetle, hasımlarının damarlarına dokundurarak davasını ilan ediyor.

            Peygamberimizin asm. bu şekilde davranmasının arkasındaki gerçeği, ayet şu şekilde açıklıyor.

            “O ancak kendisine vahyolunanı söyler.”(Necm Sûresi, 53:4.)

            Abdullah ibni Selam r.a Resül-ü Ekrem aleyhissalatü vesselam Efendimize sadece bir kez bakıp “bu simada yalan yok” deyip kelime-i şehadet getirmiş ve müslüman olmuştur. Bu da Efendimizin asm. kendisinin risaletine olan delillerindendir.

            Onun asm. peygamberliğinden önceki dönemde de bütün Mekke halkının güvenini kazanması ve El- Emin sıfatıyla anılması, risalete en elyak O asm. olduğunu gösterir.

            #803614
            Anonim
              Dağın Rasulullah İçin Hareket Etmesi Ve Onun Emriyle Durması


              Said İbn Zeyd şunu anlattı:

              Rasûlullah (s.a.v.) Hıra’dayken, dağ hareket etti. Peygamber (s.a.v.) ayağıyla ona vurarak:

              – “Sakin ol Hıra! Senin üzerinde ancak bir peygamber veya bir sıddîk yahut bir şehit bulunmaktadır”

              dedi.

              Peygamberin {s.a.v.) yanında Ebu Bekr, Ömer, Osman, Ali, Talha, ez-Zubeyr, Sa’d, Abdurrahman vardı. Dokuzuncunun adım vermemi is*teseydin, onun da adını verirdim, dedi. O’na, onun kim olduğunu bize söyle diye çok ısrar ettiler. Bunun üzerine “ben” diye cevap verdi.

              [62]


              [62] Müslim, fedailu’s-sahabe, 49; Nesaî, kıtabu’İ-ahbas, 4; Taberani, Mu’cemu’l-Kebir, 1/16; Ebu Nuaym, Delailu’n-IMubuvve, 154; İbn Ebı Asım, Sunne, 2/618, 621; Beyhakî, Sunenu’l-Kubra, 6/167; Darekutni, Sünen, 4/198; İmam Ahmed, Musned, 1/88, 59; Buharî, Tarih, 8/105; Tarihu ibn Asakir, 5/363, 7/80, 435, 6/102.
              Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 264.

              #803621
              Anonim

                ve Zât-ı Zülcelâl kendi Kur’ân’ının lisan-ı beliğanesiyle ol Nebiyy-i Ümmînin ferman-ı risaletini kıraat ediyorlar ve okuyorlar.

                Kur’an-ı Kerim hem Allah’ın varlığına ve birliğine, hem de Peygamber Efendimizin asm. risaletine en büyük delillerden biridir. O’nun bir ayetini çürütemeyen, Efendimizin aleyhissalatü vesselamın risaletini inkar edemez. Kur’an’ın bir ayetinin bile çürütelemeyeceğini İşaratül İcaz ve Yirmi Beşinci Söz’ü mütalaa ederek anlayabiliriz.

                #803626
                Anonim

                  Dersimize katılan kardeşlerimizden Allah cc. razı olsun.

                  Peygamber Efendimizi aleyhissalatü vesselamı hakkıyla tanımak için en azından On Dokuzuncu Söz, On Dokuzuncu Mektup, On Birinci Lem’a gibi eserleri okuyalım. Ahirette bizlere inşaallah şefaat edecek olan Rasul-ü Ekrem aleyhissalatü vesselamın hayatını merak edip okuyalım.

                  Onu asm. ne kadar tanırsak, sünnetine ne derece riayet edersek, ne kadar Ona asm. selam ve salat gönderirsek inşaallah Oda asm. bizimle o derece alakadar olacaktır. Biz unutursak, mahşer günü bizim unuttuğumuz, bizi nasıl hatırlasın ? Unutmayalım ki unutulmayalım. Allah cc. Habibim dediği Efendimiz aleyhissalatü vesselama muhabbetimizi ziyadeleştirsin, amin.

                  Selam ve dua ile.

                7 yazı görüntüleniyor - 16 ile 22 arası (toplam 22)
                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.