gibi câmi’ dualarla dua etmek; hem hulûs ve huşu’ve huzur-u kalb ile dua etmek;
hem namazın sonunda, bilhassa sabah namazından sonra; hem mevaki-i mübarekede, hususan mescidlerde;
hem Cum’ada, hususan saat-ı icabede; hem Şuhur-u Selâsede, hususan leyali-i meşhurede; hem Ramazanda, hususan Leyle-i Kadirde dua etmek kabule karin olması rahmet-i İlâhiyeden kaviyyen me’muldür.
O makbul duanın ya aynen dünyada eseri görünür veyahut dua olunanın âhiretine ve hayat-ı ebediyesi cihetinde makbul olur.
Demek aynı maksad yerine gelmezse, dua kabul olmadı denilmez; belki daha iyi bir surette kabul edilmiş denilir.