[h=2]“Kasr-ı nurânî-yi İslâmiyeti, ne cür’etle mâtem tutmuş bir siyah çadır gibi bir kısım fukaraya ve bedevîlere ve mürtecilere has olduğunu tahayyül ediyorsunuz?” Dini sadece fakirler ve garipler yaşar gibi bir anlayış mı vardı? [/h] Sorularla Risale,
İnananları hakir görme fikri, tarihin her döneminde görülen bir fikirdir. Mekke’nin ileri gelen müşrikleri; genelde zengin ve aristokrat, iman eden Müslümanlar da; fakir ve zayıf insanlar oldukları için, müşrikler bu durumu kullanmayı da ihmal etmemişlerdir.
Lakin bu fikri sistematik olarak kullananalar; müsteşrikler yani oryantalistlerdir. İslam’ın gelişip büyümesini çekemeyen bu Avrupalı kafirler, hem kendi etbalarını kandırmak, hem de avam Müslümanlara şüphe vermek için bu fikri empoze etmişler ve ediyorlar.
Üstad Hazretlerinin bu cevabı, bu fikirde olan Avrupa aydınlarına ve onların Asyadaki çanakçıları olan münafıklaradır.
İslam zenginliğe ve kuvvete karşı değil, zenginlik ve kuvvetin zulme alet edilmesine karşıdır.
Müslüman hem zengin hem kuvvetli olsun ki; adalete hizmet edebilsin. Kuvvet ve zenginlik adaletin abdesti gibidir.
Nasıl abdest olmadan namaz olmuyor ise, kuvvet ve zenginlik olmadan da adaletin bütün aksamı ile tesis ve tatbik edilmesi mümkün ve kabil değildir. Bu yüzden İslam alemi, zengin ve kuvvetli olmalıdır.