MUSİBETİN ARKASINDAKİ GÜZELLİKLER…
“Maddî bir felaket gelip size çattığında, bu musibet size bir cihetten zararlı olur. Fakat bir çok sebeplerden size kâr ve faydalar sağlar. Fâni dünyanın bu fâni belâsı sizin aklınızı başınıza toplatır ve hadiseleri (olayları) daha büyük bir manevi kudretle ve serinkanlılıkla muhakeme etmenize (değerlendirmenize) fırsat verir.
Evvelce zarurî ihtiyaçtan addettiğiniz (kabul ettiğiniz), görenek belasıyla lüzumsuz ve israfla yaptığınız masrafların ihtiyac-ı gayr-i zarurî (zorunlu olmayan ihtiyaçlar) olduğunu ve israfkârane para harcadığınızı düşündürür ve gösterir. Sizi iktisat ve kanaatin tükenmez hazinesinin zenginliğine eriştirir.
Geliri artışı ile sarfiyatını ziyadeleştirmesi (harcamalarını arttırması) gibi ferdî (birey) ve içtimaî (toplum) iktisadiyatını (ekonomisini) yıkan, maişet darlığının (geçim sıkıntısının) mezarına hapseden bir akılsızlık ve dirayetsizlikten kurtulmasına sebep olur.
Öyle malî bir sıkıntı vaktinde şu hususu da görmek basiretine sahip olursunuz ki; ‘eskiden vazgeçilmesi imkansız gibi görünen bir çok şeyler hiç de öyle değilmiş.’
Kendi kendinize sormaya başlarsınız:
“Acaba yaşamın biricik hedefi, maddî bolluğu ve zenginliği elde etmek, günahlarla kalpleri karartan ve insanı mânen zehirli hançerlerle yaralayan kötü eğlencelere dalmak, boş ve uyuşturucu eğlenceler peşinde koşmaktan mı ibaretmiş? Güya bu kadar lüzumsuz şeylere ihtiyaç var mıymış? Hayır, hakikat ve saadetle (mutlu olarak) yaşamak asla böyle değilmiş”
diye sizi akıllı ve müdebbirane (tedbirli davranan) bir muhakeme ve muhasebe yapma meziyetine yükseltir.
İşte o sırada hayatın hakikî gayesini ve kıymetini ve dünyada; dünya ve ahiret saadetiyle yaşamanın yolunu öğrenmiş olursunuz.”
Zübeyir Gündüzalp