• Bu konu 0 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #661495
    Anonim
      Bir asker,namaz kılan (en zor şartlarda bile terk etmeyen) diğer askere
      sordu:

      Arkadaş kaçıncı asırda yaşıyoruz ? Niçin kendini zahmete sokup her
      gün 5defa namaz kılıyorsun.

      Namaz kılan asker, tam o sırada uzaktan görünen teğmeni gösterdi:
      -Şu insan; niçin yanından geçerken toplanıyor,
      selam veriyor ve bütün emirlerine itaat ediyorsun. ‘yat’dese yatıyor, ‘kalk’dese
      kalkıyorsun? O da senin gibi iki ayağı, iki eli ve bir başı olan birinsan
      değil mi?’

      Diğer asker cevap verdi:

      -‘Evet! O da benim gibi birinsan ama rütbesi var,omuzun da yıldızı
      var’

      Namaz kılan askerin cevabı müthişti:

      ”-Ey arkadaş!Sen omuzun da bir tane yıldızı var diye senin gibi bir insana
      itaat ediyorsun da ben, yerdeki kumlar adedince yıldızları olan ve hepsini
      tespih tanesi gibi kudret eliyle çeviren birzata niçin itaat etmeyeyim?
      Niçin namaz kılıp emrini yerine getirmeyeyim?

      #768168
      Anonim

        İbâdetin mânâsı şudur

        Dergâh-ı İlâhîde abd, kendi kusurunu ve acz ve fakrını görüp, kemâl-i Rubûbiyetin ve kudret-i Samedâniyenin ve rahmet-i İlâhiyenin önünde hayret ve muhabbetle secde etmektir.

        Yani, Rubûbiyetin saltanatı, nasıl ki ubûdiyeti ve itaati ister; Rubûbiyetin kudsiyeti, pâklığı dahi ister ki, abd, kendi kusurunu görüp istiğfar ile ve Rabbini bütün nekâisten pâk ve müberrâ ve ehl-i dalâletin efkâr-ı bâtılasından münezzeh ve muallâ ve kâinatın bütün kusurâtından mukaddes ve muarrâ olduğunu tesbih ile, “SübhanAllah” -1- ile ilân etsin.

        Hem de, Rubûbiyetin kemâl-i kudreti dahi ister ki, abd, kendi zaafını ve mahlûkatın aczini görmekle, kudret-i Samedâniyenin azamet-i âsârına karşı istihsan ve hayret içinde ” Allahu Ekber” -2- deyip, huzû ile rükûa gidip, Ona ilticâ ve tevekkül etsin.

        Hem, Rubûbiyetin nihayetsiz hazîne-i rahmeti de ister ki, abd, kendi ihtiyacını ve bütün mahlûkatın fakr ve ihtiyacâtını suâl ve duâ lisâniyle izhâr ve Rabbinin ihsan ve in’âmâtını şükür ve senâ ile ve “Elhamdulillah” -3- ile ilân etsin.

        Demek, namazın ef’âl ve akvâli, bu mânâları tazammun ediyor ve bunlar için taraf-ı İlâhîden vaz’ edilmişler.

        Namazın manası, Cenab ı Hakkı tesbih ve tazim ve şükürdür.

      2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
      • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.